Abbas’tan bugüne!


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 04 Kasım 2014, 10:27

Abbas’tan bugüne!

Değişen çokta bir şey yok. Kısaca bundan 3 yıl önce. Ahi Evran Üniversitesinde Rektörlük seçimlerine aylar varken Selahattin Salman için neler yazmışım. Bu ara paragrafları birileri okursa kendilerine bir parça ders çıkartabilir. 

‘Sen gideceksin, ben yine burada kalacağım. Mezarımda bu kentin topraklarında olacak. Senin esamen bile kalmayacak. Çünkü sen Abbas’sın. Diğer Abbaslardan da çok farklı değilsin. Gidicisin. Seni yaptığın kötülüklerinle anacaklar. Zaman içinde unutulacaksın. Rektörlük salonunda belki bir resmin kalacak. Bir başka rektör o resmini de hurdaların içine gönderecek.’

O günlerde aşağıdaki tümceleri de rektör adayları için yazmıştım. ‘İyi bir BİLİM ADAMI olabilirsiniz. Ancak iyi bir YÖNETİCİ olamazsınız. Rektörlük koltuğu çok iyi bir yönetici yeteneği gerektirir. Kimlik ister. Yönetim kabiliyeti ve çok iyi bir kadro ister. Eğitim kurumları asli görevlerini yapacak. Bilimsel veriler oluşturacak yeteneğe sahip değilse, bir ŞİRKET edasıyla yönetiliyor, Ekmek elden, Su Gölden anlayışıyla sürdürülüyorsa sonuç AEÜ geçmişi gibi olur. Arkasında onlarca ŞAİBE bırakır. Aynı tas, aynı hamam olmaktan kurtulamaz. Öncelikle ortaya sürülen onlarca iddia ve şaibelerin incelenmesi, bir, bir irdelenmesi gerekir. Ucu kime dokunursa dokunsun. Nereye varırsa varsın sürdürülmelidir. Ahlak ve vicdan aklanması bunu gerektirir. Öncelik AEÜ oluşan bulutların ve oluşan kokunun dağılmasıdır. Rektör bunu temel almalıdır.’

Bir başka hatırlatma.

‘ABBAS’A. Birkaç tavsiyem var. Artık düşünmek için çok vakti olacak.  Öncelikle İtalyan Düşünür Dante’nin “İlahi Komedya”sını bir iyice okuması. Kendisinde yoksa ben kendilerine ‘Güle, güle’ hediyesi olarak, ‘seve, seve’ verebilirim. İyi biliyorum ki benden hediye kabul etmez. Hediyemi Rüşvet telakki eder. Hani bana Rüşvetçi demişti ya! Bu kitap çok pahalı bir eser değil. Emekli ikramiyesinden sadece 45 TL ayırabilirse bu eseri edinebilir. Yok, paraya kıyamaz ise, sahaflarda 15 TL’ye bulabilir. Benimki bir tavsiye. Bu tavsiyeye ister DOST, ister DÜŞMAN desin. Bu iki kelimeyi düşünecek. Yorumlayacak ve İlahi Komedya’yı okuyacak o kadar çok zamanı olacak ki? Yeter ki Allah İnsanın Akıl Sağlığını ve özgür iradesini elinden almasın.

Bu eser Orta Çağda (12yy) Dante Sürgünde iken (Boş Vakti çok iken) yazmış. Şimdi boş vakti olanlar ve olacak olanlar rahatlıkla okuyabilir. Hatırlatırım biraz sıkıcı. Zira içinde ağırlıklı olarak dinsel öğeler yüklü.  İlahi Komedya 14233’e ulaşan toplam dize sayısı ile Batı klasiği şiir tarihinin en uzun soluklu şiiridir. [(Yanılmıyorsam Aşıkpaşa’nın Garip namesi. (19230 dizin) tanıtamadığımız. Anlatamadığımız için, Dünya klasikleri arasında ESER sayılmıyor. Bu görev Üniversitenin. İnşallah o günleri de görürüz]

O günden günümüze geçen süreç Selçuklu döneminden yaklaşık bir 100 yıl daha eski. Aradan (9) yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, anlam ve düşünsel etkisini yitirmemiş bir eser. 

Seninde Dante gibi çok zamanı olacak.(Sürgün ve Emekli) İlahi komedyanın içeriğinde çok önemli bir kısım var. O bölüm İlahi adaleti anlatıyor. Orayı özümseyerek okumak gerekir. Had da anlamıyorsanız yüz defa, bin defa okumak gerekir. “GÜNAH ve TÖVBEKÂRLIK.”  Tanıtamadığınız. Ulusal had da uluslar arası arenaya taşıyamadığınız. Beceriksizliğinizin bir örneğidir. Aşıkpaşa’nın Garipname’si.’

O günlerde seçim süreci çok yaklaşmıştı. Kamu desteği yoktu. Akademik destek yoktu. Siyasi destek yoktu. İşler hiçte planlanan gibi olmadı ve Abbas’ın gidişi artık kesinleşmişti. Abbas’ın yapacağı tek şey kendisine halef ayarlamaktı.  Beceremedi. Eline yüzüne bulaştırdı. O kadar çok aday vardı ki; kafası iyice karıştı. İpin ucunu kaçırmıştı.

Bugünde süreç yakın. Bazı mırıldanmalar, dışa vurumlar isim, isim kulaklarıma geliyor. 
AEÜ 2015 Nisan ayı içinde ikinci seçimini yapacak. Artık sayılı günler kaldı. Süreç 6 ayın altına indi. Korku ve telaş. Yeni kadrolar, yeni, yeni atamaları, çağrılar ve davetler. Ara, ara sinirlerin gerildiği dönemin içine girildi. Yanlışlar masaya yatırılıyor. Kamu desteğinin önemi anlatıyormuş. Bunun için yandaş medya ayarlaması ile kamu desteğinin oluşabileceği, siyasetçilerinde bu işe kuzu, kuzu sahiplenmekten başka şansının olmayacağı konuşuluyormuş.

Liyakat ortadan kalktı. Kırşehir’in 900 yıl önce Üniversitesi vardı. Bugünkü anlayışa göre olsa da olur. Olmasa da olur. Bu anlayış kişisel O olmazsa diğeri. Ben olmazsam, o olsun planları. Saltanat ve ayrıcalıklı olmak. Özerk bir birimin başında tüm nimetleri kullanmak. Gerisi teferruat. Bilimmiş. Şehirmiş. Boş bütün bunlar. Boş.
Ahi Evran-ı Velinin çokta bilinmeyen ancak anlamı çok büyük olan ulu bir sözü var. “Ey oğul davulun içi boş olmasaydı, hiç gönden (deri) bunca ses çıkar mıydı…”

Tekrar geriye dönelim. Yıl 2011 AEÜ içten, içe kaynıyor. ‘Adayların isimleri şimdiden konuşuluyor. ‘Kimler aday değil ki… İsimleri yolsuzluklara karışmış olanlar var. YÖK müfettişi olan var. Dışarıdan ithal edilenler var. Hülle yapılmış olanlar var. Kısaca var oğlu var.

Ahi Evran Üniversitesi Rektörlük Seçimi, siyasilerin Seçim maratonundan çokta farklı olmuyor. Rektör adaylarının Reklamları. Onlian Haber portellerinde, yazılı ve görsel basında sloganlarla yerini almış. Böyle mi olur ağalık seçimi bilmiyorum. Oy kullanacak akademisyenlere verilen vaatler. Kapalı kapılar ardında siyasetçi ayarlamalar. Ankara, Kırşehir arasında mekik dokumalar. Getirisi ne olur? Onca masraf nasıl çıkar ya da çıkartılır bilemem.

Benim merakım yeni Rektörün AEÜ dört yılı için de ortaya dökülmüş onca şaibenin üzerinde nasıl oturacağı. Ya geçmişi bir iyice kurcalayacak ve iyice der dest edecek. Ya oturmam diyecek. Ya da koltuğu soğutmadan oturacak. Etrafını saracak olan yağdanlıkları iyi bilecek. Tanıyacak. Zira her krala birkaç soytarı gerekir. Yeni rektör kral olacak. Tacını,  pardon mazbatasını almadan etrafında soytarılar oluşacak. O tavsiyelere dayalı en yetenekli soytarıyı yanından hiç eksik etmeyecek. Önce karargâhını kuracak. En güvenilir adamlarını kolunun altına yerleştirecek. Ardından personel kıyımı olacak. Kıyıma uğrayan herkes feryat edecek. Bu kıyımı yapman için akıl hocalığına soyunan soytarılar teklif edecek. Kral emir verecek. “Katli vaciptir.”

Ahi Evran Üniversitesinin Rektör adayları. Prof. Dr. Nadir Demirel, Prof. Dr. Sebati Kudret Saylam, Prof. Dr. Halil İbrahim Yalın, Prof. Dr. Ahmet Arslan, Prof. Dr. Ali İhsan Karayiğit, Prof. Dr. Hayriye Sayhan, Prof. Dr. Türel Yılmaz ile Prof. Dr. Mehmet Günay olmak üzere 8 aday… Hepsine birer kulp takılmıştı. İçlerinden Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sebati Kudret Saylam… Mütevazı, muhafazakâr kimliğiyle. Üstüne üstlük Kırşehirli olduğu ve Selahattin Salman döneminde kıyıma uğramış eksileri artıları iyi bildiği için, 42 oy alarak birinci olmuş ve Kırşehir Milletvekillerinin referansı ile de Cumhurbaşkanlığından onay alıp, göreve gelmişti. O günlerde kendilerini ilk kutlayanlardan biride bendim.

Seçim sonrası Üniversiteden bir türlü ayrılmayan Selahattin Salmana şu dizelerle güle, güle demiştim.

Haydi, Abbas vakit tamam.
Akşam diyordun. Oldu akşam.
Birazda öbürüne bırak.
Tel örgü içine yapılacak ahırlar
İçeriye alınacak inekler var.
Teşvik, meşvik ödenek tamam.
Kalıpçı, demirci yüklenici firma tas tamam.
Kurduğun düzen aynen okey alır mı bilmem.
Senin için doldu zaman,
Haydi, Abbas vakit tamam.
Bak aynı yerden biri gitmiş arkasına bakmadan
Biliyorum sırada olanlarda var. Koşarak ayrılacaklar ardından
Ne testiler doldu ne sular içtiler bu çeşmeden.
Onlarda senin gibi hiç gitmeyecek gibiydiler.
Gittiler. Arkalarına bakmadan.
Haydi, Abbas vakit tamam
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.