Ansiklopedi'nin adını KIRŞEHİR yapmak!


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 16 Şubat 2016, 20:46

Ansiklopedi'nin adını KIRŞEHİR yapmak!

Kavramlar doğru yerde kullanılırsa çok anlamlı ve gerçekçi anlatımlar ortaya çıkar. Geçtiğimiz hafta sonunda Terme Grand’da yapılan bir toplantıya çağrıldım.
Toplantının amacı 5 cilt olarak planlanmış “Kırşehir Ansiklopedisi” çıkartma hazırlığı. Bu çağrıdan anladığım hazırlığı yapılan bu yapıta katkı sağlayacak kişileri bir araya getirmek. Bir bakışta olgunlaşması istenen düşünce çok hoş ve güzel. Bugün başvuru kaynağı özelliğini yitirmiş, kütüphane raflarında, evlerdeki raflarda süs olma özelliğinden öteye geçmeyen veya geri dönüşüme gönderilmiş olan onlarca cilt (Anabritannica, İslam Ansiklopedisi, Hayat Ansiklopedisi, Cumhuriyet Ansiklopedisi, Meydan Larousse Büyük Lugat ve Ansiklopedi, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) İslâm Ansiklopedisi.) ansiklopediler. Kırşehir ansiklopedisinin akıbeti çok mu farklı olacak?
Lütfen araştırın Âşık Paşanın Garipnamesini kaç kişi okumuştur? Basılan bu eser kimlerin evinin kütüphanesinde, ya da bodruma atılmış koli içinde dersiniz? Bu sadece bir örnek. Bu güzel yapıt ne olmuştur da Dünya yapıtları arasına girememiştir. Bu muhteşem yapıtla ilgili kaç tane makale yazılmış. Hangi üniversitede tez olmuştur? İlyada ve Odysseia;(Homeros) Eski Yunan edebiyatının iki büyük destanı. Sözlü edebiyat geleneğinin ürünü olan bu yapıtlar. Bu yapıtlar Varlık Yayınları tarafından Ahmet Cevdet Emre çevirisiyle 1957 yılında 355 sayfa olarak basıldı. Daha sonra Türk Kültür Yayınları tarafından 1958 yılında 376 sayfa olarak basıldı. Daha sonra İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 1958 ve 1962 yıllarında basılan İlyada; Azra Erhat ve A. Kadir'in çevirisiyle Can Yayınları tarafından 1984'te basılmıştır. 1984'te Can Yayınlarından çıkan bu basım 5. basım olup 6. basım 1992'de, 7. basım 1993'te yapılmıştır. 1993 yılı 7. baskısı; Can Yayınlarında dizilmiş, Özal Basımevinde basılmıştır. Bu eserlere edebi damgası vuran anlayış ve bu ulusa ait olan Garipname. Gerçekten adı gibi garip. Öksüz bir dilin kısır kalması. Ortada hiçbir şey yok.
Ortaya çıkacak bu yapıtın yaşadığımız çağ içinde işlevselliği? Bu konu tartışılır. Yaşadığımız çağ elektronik çağ. Artık ansiklopedi anlayışı çok gerilerde kaldı. Zira ansiklopediler sürekli yenilenmesi gereken yazılı kaynaklardır. Ciltler tamamlanır. Ardından almanaklar gelir.
Kaynak olma özelliğini kaybetmiş bir yapıt sadece raflarda süs olarak kalır ardından saflara ya da geri dönüşüme döner. Bu gerçeği kim değiştirebilir ki? Ansiklopediler, sözlükler gibi bir kelimenin çeşitli anlamlarını veren eserler değildir. Değişik konular hakkında geniş ve olaylara dayanan bilgiler verirler. Geçmişten itibaren hep yazılı olarak hazırlanmış olan, bugünde planlaması yapılmış olan “Kırşehir Ansiklopedisi” Hazırlanan bu eserin akıbeti Dünyaca ünlü ansiklopedilerin varlığından çokta farklı olmayacaktır. Dünya Internette görsel olarak hazırlanan ansiklopedileri takip etmekte.
Internette bilgi kirliliği malum. Ancak bizim çok kötü bir alışkanlığımız var. “Okumayı ve Araştırmayı” sevmiyoruz. Dijital verilere yönelik bağımlılık hızla gelişiyor ve toplumun tüm katmanlarını sarıyor. Toplumu bu alışkanlıklarından nasıl kurtaracak yazılı materyallere nasıl döndüreceksiniz? Biz yaptık oldu mantığı bana göre biraz olsun medyatik olmanın ötesine geçmeyecektir.
Ansiklopedi zor ve meşakkatli bir çalışmadır. Benim bu konuya yönelik eleştirelim hazırlanan ve ilk sayısı çıkartılmış olan Kırşehir ansiklopedisine değil. Böyle çetin bir yol izlenmesi. Bu bir anlayış meselesi. Kimsenin şevkini kırmak istemiyorum. Bir yörenin tüm kaynak ve verilerinin dağınıklıktan ve bilgi kirliliğinden uzak toplu olarak bir düzen içinde oluşturulması gelecek kuşaklara aktarılabilecek çok önemli eser gözüyle bakılabilir. Artık yazılı materyallerin yerlerini hızla görsel izlenimlere bıraktığı gerçeği de gün kadar aşikar. Öyleyse niçin?
Benim bu konunun işlendiği süreçte bu çalışmanın içinde yer alan kişilerin kürsüden mütemadiyen kendilerinden övgüyle söz etmeleri bende bu kişilerin bulunmaz Hint kumaşı kimliği ile bu şehre gelip ahkâm kestiği izlemi verdi. Tabiî ki her birey tek ve bulunmazdır. Ancak oturumu yöneten kişinin övgüde kantarın topuzunu iyice kaçırdığı gerçeğidir. Ortaya bir eser koyuyorsunuz. Biz turşu demeden siz kendinizi anlatıyorsunuz. Bırakın sizlerden övgüyle biz bahsedelim.
Beyler çok mükemmel kimlikler olabilirsiniz! Bizler bu şehrin yaşayanlarıyız ancak bizler ve sizler bu şehrin neresindeyiz bilemiyorum. Kendileri ellerine geçirdikleri bir çalışmayı o kadar güzel şekillendirerek anlattılar ki; sanırım bunlar Kırşehir’in son evlatları. Hasret insanlara belki böyle laflar ettiriyor. Sadece içi boş süslenmiş lakırdılar. Bu konuşmalardan sıkıldım Vali beyin konuşmasının ardından dışarı çıktım. Toplantıya geri dönmedim. Bir anlam anlayışı içinde içi bomboş bin lakırdı.
Daha sonra bu toplantıya katılanlarla karşılaşmalarım içinde yaptığımız konuşmalarımızda aynı kanıdaydık. İçi boş. Sadece gündem oluşturmaya yönelik zaman öldürmek. Demek ki beylerin vakitleri çok bol. Ne anlatmak istediler, niçin anlatamadılar?
Toplantı kendini öven, yaptığı ve yapacakları işi ayyuka çıkaran insanlarda kendilerini övme alışkanlığı bizleri yok sayacak kadar ileri götürmeleri gülünçtü… Ya bu kentte yaşayan onlarca isimsiz kahramanlar! Sanırsınız ki bunlar karşınızda yerküreyi üç parmağında tutan ve “işte her şey benim elimin altında ” diyen bir kahramanlar ordusu var. Her yaptığı işten övünerek bahseden ve bu takdiri başkalarına bırakmayanlar kürsüdeydi.
Kırşehirli olmak farklı. Kırşehirliyim demek farklı. Bu kavramı çok iyi bilmek ve kullanmak gerekir. Acaba diyorum bizi toplantıya çağırtan bu konuklar hangi kavramın temsilcileri. Kırşehirlimi? Yoksa Kırşehirliyim olanlardan mı?
Yeni yetme zenginlerden birisi olanca ukalalığı ile bir Rus profesöre soruyor. “entelektüel olmak için ne yapmak gerekiyor”? Rus profesör cevap veriyor. “Entelektüel olmak için üç üniversite bitirmek gerekiyor”. Yani! Diyor yeni yetme zengin “ben bir üniversite bitirdiğime göre! iki üniversite daha okursam entelektüel olur muyum”? Hayır! Diyor Rus profesör. “Ben sana üç üniversite derken dedenizin, babanızın ve ardından sizin üniversite mezunu olmanızı kastetmiştim. Gerçekte hemen entelektüel olunmadığı gibi Kırşehirlide olunamıyor. Bir kentte yaşamakla kentli olmak arasında önemli farklar olduğu gerçeğini açıkça belirgin. Şöyle ki 15-20 yıl aynı şehirde yaşamakla veya nüfus cüzdanında Kırşehir yazmasıyla Kırşehirli olunmuyor. Galiba Kırşehirli olmak için dedenizin, babanızın ve sizin Kırşehir’de doğup büyümesi gerekiyor. Hat da yaşamanız gerekiyor.
Kürsüye çıkan kişi birlikte çalıştığı arkadaşlarına o kadar çok övgüler yağdırdı ki; kendimi dışlanmış. Bu şehirli değilmişim gibi düşünmeme neden oldu… Koca, koca adamlar nasıl böyle bir hareket tarzı seçer anlamak biraz zor olsa gerek…
Onlar güya biz katılımcılardan katkı isteyeceklerdi. Kendilerini övme süresi tam tamına 45 dakika sürdü daha sonrasını hatırlamıyorum zira bu konuşmalardan bana gına gelmişti ve kendimi dışarı attım.
Hayırlı olsun! Ne diyeyim?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.