Arapaşı, Dulkadirli Türkmen Yemeği mi? Arap Aşı mı?


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 28 Kasım 2014, 18:42

Arapaşı, Dulkadirli Türkmen Yemeği mi? Arap Aşı mı?

Kış mevsimini yaşadığımız şu günlerde  yaygın bilinen adıyla Arapaşı’ndan söz etmek istiyorum. Aslında Arap’ın aşı/ yemeği değil , ‘ara aşı ‘dır. Birlikte olmaya vesile olan bir tür içtimai toplantılarda, yemek sonrasında soğuk kış günlerinde genellikle  yatsı namazından sonra beyaz etle baharatlı olarak yapılan çorba ve yanında tepsilere/sinilere dökülen  hamurla yutulan yiyecek türü olarak tanımlanabilir.

Çorbanın özelliği ekmek ile birlikte değil, beraberinde hamur yutularak yenmesidir.Günümüzde Türkmenlerin/Yörüklerin bulunduğu mekanlarda bilinirse de yöremizde daha çok Yozgatlılar, ‘Arapaşı Günleri’ düzenleyerek bu geleneği yaşatmaktalar.

Araştırmacı Yazar  İsmail Uçakcı, Yozgat Gazetesi’nde (09.01.2014)  “Dulkadirli Türkmen Yemeği “ konulu makalesinde özetle, “Bu yemek adından esinlenerek  “Arap Aşı “ olduğu sanılsa da Dulkadirli Türkmen Yemeği olduğu ve yemeğin aslı Dulkadirli Türkmen Yurdu ünlü Bozok yaylasında yani, Yozgat ili kuzeyinde kurulmuş (Dulkadirli) yerleşim yerlerinde yapıldığı bilinir.Soğuk kış aylarında,yerlerin karla kaplı olduğu zamanlarda kanatlı av hayvanları ile yapılıp yenilen bu Türkmen yemeğini,bazı kültür araştırmacıları,adından esinlenerek “Arap Aşı “ adı ile adlandırılıp,Arap mutfağına özgü bir yemek türü olarak yazıp çizseler de ve iddialarını hakim kılmak için  Yüce Peygamberimizin de böyle bir yemek yediği tezi ile iddialarını desteklemeye çalışsalar da bu bir Dulkadirli Türkmen mutfağına özgü yemek türüdür.Yoğurtlu ve salçalı Çılbır,Haside tatlısı,Oğamaç,Çöç (Bulgur Köftesi..)gibi.

Bilindiği gibi bu yemek kışın karlı günlerinde,av hayvanlarının etinden yapılan bir yemek türüdür.Kaşıksız yenilemeyecek tek yemektir.Arap ülkelerine kar yağmaması,avcılık kültürünün olmaması,kaşık kullanma kültürünün olmaması sebepleriyle  ‘arapaşı’nın Araplara ait olmadığını göstermektedir.”
Yazar, Arapaşı tezi üzerinden konuya ‘yemek’ olarak temas etmişse de,aslolan  sanılanın aksine bir öğün yemeği olmaktan ziyade,yemekten sonra uzun kış gecelerinde misafirlerle içilen/yenilen maliyeti düşük   bir ara öğün/yiyecek niteliğinde olması nedeni ile ‘Ara aşı ‘nın halkın konuşma dilinde ‘Arapaşı’na dönüşmesi genel kabul görmektedir.

Sayın İsmail Uçakcı,Dulkadirli Türkmen yemeği olarak adlarını belirttiği yemeklere ek olarak bir Dulkadiroğlu evladı olarak Tarhana Çorbasının da Dulkadirli Türkmen yemeği olduğunu belirtmeliyim.Tarihi kayıtlarda anlatıldığı üzere münhasıran kadim Maraş’ta  “DARHANE” çorbası olarak bilinir.Dar hane/ Fakir hane tabiri zamanla halkın dilinde Tarhana’ya  dönüşmüştür.Bendeniz de genlerimize sinen damak zevkinden olacak  bu tarhananın ya evde yapılanını,ya yöresel Maraş ürünleri satılan yerlerde satılanını,ya da Maraş’tan gelenini tercih ederim.

Başka bölgelerde evlerde yapılan tarhana,günümüzde Dulkadirli’nin mazide başşehri olan Maraş’ta endüstriyel olarak üretilmektedir.Bilinen tarhanalardan farklı ve ayrı bir özelliği vardır.Şekli ve tadı farklıdır.Kabuğu soyulmuş buğdayın (dövme,yarma) pilav şeklinde pişirilip  soğumasından sonra,yoğurt,tuz  ve kekik,nane,çörekotu,sarımsak ile  karıştırılıp,çiğ üzerine serilerek kurutulan tarhana, uzun ömürlü olup kolay kolay bozulmaz.Tarhana,Maraş’ta kışlık zahiredir.

Tarhana firiği Kahramanmaraş’ta  ceviz,badem içi veya taze antepfıstığı ile birlikte çerez olarak yenilir.Cips gibi de tüketilir.İlin ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır.

Dulkadirli’nin geleneksel yemeklerini Kırşehir Belediyesi ile  Ahi Evran Üniversitesinin önderliğinde sivil toplum kuruluşlarının ,Dulkadirli Dernekleri başta olmak üzere sahiplenerek önce kültürel olarak tanıtılması ve sonra ata yurdumuz Kahramanmaraş’ta olduğu gibi  fabrikalar kurularak şehrin ekonomisine katkı sağlanması ne kadar yerinde olur diye düşünür ve temenni ederim.

Çocuklar ve gençlerin tükettiği cips dediğimiz yiyecek yerine Tarhana cipsinin sağlık açısından daha yararlı olduğunu konunun uzmanları belirtmektedir.


Diğer taraftan Kahramanmaraş,  tarihinde  kültür ve sanatıyla derin  izler bırakmış Dulkadirli Hükümetinin hatırasına  ahde vefa gösterip   bir ilçesinin adını DULKADİROĞLU yapmakla tarihi yeniden canlandırdı.Keza Yozgat’ta Bozok, Mardin’de Artuklu,Karaman’da Karamananoğlu Mehmet Bey üniversitelerine isim olarak verilmekle ayrı ayrı  gururlandığımızı belirtmek isterim.

Kırşehir, mazide Dulkadiroğulları Beyliği’nin beş sancağından biridir.Kahramanmaraş’ta 2011 yılında Belediye ve Üniversitenin müştereken düzenlediği “Uluslar arası Dulkadir Beyliği Sempozyumu’nda “ akademisyenler  bildiri ve görüşleriyle gereken ilgiyi göstermişler ve sempozyum sonucu belediye tarafından üç cilt kitapta tebliğler yayınlanmıştır.

 Kırşehir’de Selçuklu’nun siyasi sebeplerle ,Osmanlı’nın belki unutmakla ihmal ettiği Ahi Evran Türbesini ölümünden  iki asır sonra Dulkadirli Sultanları yaptırdığı gibi,Hacı Bektaş Veli’nin vefatından sonra düşünce ve fikirlerinde meydana gelen yozlaşma,  aykırılık ve ayrışmayı  , birleştirip Bektaşilik felsefesini yaşatan  Balım Sultan’ın (Hacı Bektaş Veli’den sonra ikinci kişi) Hacı Bektaş’taki  Türbesini de Dulkadirli Sultanı inşa ettirmiştir.
Kaldı ki bu türbeler dışında Dulkadirli’nin  yöremizde bayındırlık alanında yapılan hizmetlerinin  yanında inşa ettiği camii ve mescitler de halen ayaktadır.

Günümüzde Ahilik ve Bektaşilik düşünceleri dallarında bütün Türk Dünyasınca  rehber kabul edildiğine göre Dulkadirli Sultanlarının sanat ve kültür sahiplerine gösterdiği ihtimamın önemi , şimdilerde daha iyi anlaşılmaktadır.Ancak bu asil davranışı gösteren Sultanlar, ilimizde  nedense gariptir,tanınmamaktır.
Yaptıkları eserler dimdik ayakta iken ;Bildiğim kadarıyla   ne ilçesinde,ne meydanında,ne bulvarında,ne caddesinde,ne sokağında adları var.Lakin tarihi misyondan uzak,modaya uyularak  veya farklı gerekçelerle anılan mekanlara verilmiş öyle isimler var ki..

Eğer yeme-içme kültürü olarak  “ara aşı “ ve ‘tarhana’, ilimizdeki zirve şahsiyetlerin türbelerinin    banisi Dulkadirli Sultanlarının  adlarının yaşatılacak olmasına vesile olursa,bu durum ,Anadolu Türk Beyliklerinin ve eserlerinin bilinmesini sağlayacak ve  ecdadımızın ruhunu şad edecektir.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.