Arsızlık diz boyu…


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 30 Haziran 2014, 11:11

Arsızlık diz boyu…

Amerika ve İngiltere’nin Türkiye üzerinde uygulamayı sürdürdükleri politik doktrinleri bilinen bir gerçek. Türkiye için çanlar çalıyor. Açılım adıyla sergilenen bölünme projesi. Son dönemeç Cumhurbaşkanlığı seçimi. Bölmeyi hızlandırmak piyonlarla uydu ülkeler kurmak, şekillendirmek ve sömürmek. Onların doktrinlerinin ana temasın da “Demokrasi” vardır. Demokrasi getirdikleri ülkelerin sonu açıkça ortada. 

Bölme projesinin aktörleri artık belli. Nasıl ki AKP bölme projesinin rol verdiği siyasi yapıysa. CHP ve MHP’nin başında olan kimliklerde bu projelerin birer argümanları.

Ben desem ki: Dostlarım ben artık AKP’liyim. Bana kim inanır? Bir planın parçası olan Y-CHP ve MHP Genel Başkanlarının Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı adayı olan Ekmeleddin’e Laiktir deseniz benim AKP’li olmamla aynıdır.

‘Geleneksel ve küresel değerlere bağlı olduğunu ilan eden Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına onayım yok. Ekmel bey ulusal değerlere değil küresel değerlere bağlı ve hilafeti çağrıştıran sekülarizm anlayışında. Ekmel beyde samimi akil ve dil görmüyorum. Adaylığına imza vermeyeceğim.’ Birgül Ayman Güler CHP İzmir Milletvekili.

Laik ve Demokrat olduklarını iddia eden Y-CHP lideri Kılıçdaroğlu kendi partisinden ikinci adayın çıkmasına asla izin vermeyeceğim diyor. Kendi adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu için “ben kendilerini daha önce hiç tanımıyordum.” Derken. ‘Kim önerdi? Nereden bulup çıkarttınız’ sorusuna cevap veremiyor. Tanımıyordum kelamının karşıtı, Ekmeleddin’in de İstanbul, Ankara’dan başka Türkiye’yi hiç tanımadığı ortaya çıkıyor. Övgülerin ardından hızını alamayan Kılıçdaroğlu sallıyor. “Amerika’ya sorun. Fransa’ya sorun. Paris’e sorun. Bu aday için en ufak bir söz söyleyemezler.” diyecek kadar küçülüyor. İkinci bir adaya geçit yokken parti diktatörlüğünü de ilan ediyor.

Bu aday Türkiye’nin değil. Onların adayı. Amerika, İngiltere, Fransa başkan veya Cumhurbaşkanlarına seçerken sana mı soruyorlar be aklı evvel.
Adaya tepki olarak Zonguldak Gökçebey CHP İlçe teşkilatı topluca istifa ediyor. İlçeyi kendilerine örnek alıp adaya tepki olarak Kırşehir İl Teşkilatı da topluca istifa eder mi?
Y-CHP’nin başkanı bu milleti, hat da kendi seçmenlerini aptal yerine koyup çatı adaylarından bir haber böyle konuşursa CHP Kütahya milletvekili de ’Atatürkçü bir aday koysan, yüzde 20 oy alır. Atatürk’ün kendisini koysan; ancak yüzde 30 alır. Türkiye’de bunu yapmak zorundayız’ diyebilecek kadar yaptıkları yanlışı savunuyorlar. Atatürk’ün kurduğu partide nemalanan, bu milletin sırtına yapışmış zekâ yoksunları seçmeninin gözünün içine baka, baka “ulan biz ne dersek o olur. Biz odunu koysak o aday iyidir.” diyebilecek kadar fütursuzlar. Atatürk’ü küçülterek algı yaratıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan olmasında kim olursa olsun. Bu ülke kendisine damat adayımı seçecek, yoksa Cumhurbaşkanımı?  Mücadele edersin. Projelerin akılcı olur ve yenersiniz.

El insaf. Laiklik kavramını özümseyememiş bir ülkede kala, kala CHP- MHP ve diğer partilerin üzerinde anlaşabilecekleri tek aday siyasal İslamcı, Rabıtacı, Siyasal İslam’ın parasal kaynaklarını sağlayan Vakıfların yöneticisinden başkası Cumhurbaşkanlığına aday olmaz mıydı? Olamaz mıydı? Bunların ağzından bir kez dahi Laiklik kelimesi çıkmıyor. Bunların ağzından bir kez dahi demokrasi ve çağdaşlık kelamı dökülmüyor. Bunların adayı 32 yaşına kadar Türkiye’ye ayak basmamış. Milli eğitimden nasibini almamış. Arap kültürü ile yetişmiş. Amerika projesinin şekillendirdiği ve öne sürdüğü bir kimlik. Türkiye onu tanımaz. O’da Türkiye'nin sorunlarını bilmez. Böyle bir kimlik karşımızda duruyor. CHP ve MHP dayatıyor. Seçeceksiniz!

Gerçek şu ki; bunlar Mustafa Kemal Atatürk’ün kesip attığı kör tırnak dahi olamazlar. CHP’liler tepedeki adamı önce başlarından atacaklar ki; partileri kendine gelsin.

Bunlarında diğerlerinde farkı yok. Aslında bunlar AKP’den çok daha tehlikeliler.  Bunlar Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatmadan sataşmadan duramıyor. Mustafa Kemal ve arkadaşları işgalci orduların başına çuval geçirdi. Bunlar başlarına Amerikan işgalcilerinin geçirdiği çuvalla dolaşmaktan onlara uşaklık etmekten. Projenin bir parçası olmaktan asla utanmıyorlar. 

Mustafa Kemal ve arkadaşları Lozan’da büyük devletlere diz çökertti. Bunlar, “seçilmek için terörist devletin önünde diz çöktüler!” Bunlar o kadar yüzsüzler ki; Amerika’ya icazet alamaya giden genel başkanlarıyla övünüp, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edebiliyorlar.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, “O sadece bir memur. Ban Ki-Moon kendisi olarak konuşamadığı gibi İhsanoğlu da kendisi olarak konuşamaz. Her şey teşkilat heyetinde bitiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı korkunç bir dökülme yaşıyor. Toparlanması lazım” derken açıkça “bu kişi bir projenin sonucu ortaya çıkartılmıştır.” Demek istiyor. Türkiye çoğulcu görünümlü Meclis, tek partili otoriter rejimin işleyişinin örtüsü olduğu gibi, çatı aday da plebisiter (Diktatörlük) oylamanın örtüsü olacak. Türkiye 1947 yılından bugüne kadar direndiği Yeşil kuşak projesinin tali unsurundan asli unsuru haline getiriliyor. Kendilerini muhalefet olarak tanımlayanlar dış baskılara direnmek yerine, dayatılan sonuç üzerinden siyaset yapmayı yeğlemelerinin tek nedeni bunların bu proje içinde uygulamaya sokulmak istenen projenin Türkiye ayağı olmaları.

“Oyları bölmeyelim” sloganı her seçim öncesinde bu millete yediriliyor. Yiyen yiyor. Yemeyen sırtını dönüyor. Bakıyoruz ki oylar bölünmüş… Hala aynı oyunun içinde oyalanıp, oyalamayı sorgulayamıyorlar… Asıl bölenlerin, çoğulcu katılım ve ortak payda yerine dayatma sonucu ortaya dökülmüş olan kendi kirlilikleridir.
Ekmeleddin’e oy verseniz oyunuz Sevr Projesine, kısaca batı emperyalizmine evet denilecek, ülkenin bölünmesine gidecek. Tayyibe de oy verseniz oyunuz Sevr Projesine, aynıyla vaki batı emperyalizmine gidecek, kısaca ülkenin bölünmesine gidecek bu emperyalist oyuna karşı milli bir aday çıkarmak için hala daha vakit varken, büyük bir baskı oluşturarak, güdümlü liderleri tepki yağmuruna tutmak varken duruma teslim olanları hele, hele Ben Laikim, demokratım diyenleri anlayamıyorum.

Bir oyun sergileniyor. Senaristlerini, aktörlerini tanıyoruz. Bu oyunda rol verilen Dublörün becerisi içindeki oyun bize “koyun” demektir. Önümüze konulan her otu yememizi istiyorlar. Mesele Cumhurbaşkanını halka seçtirmenin de ötesinde. Biz hâlâ anlamadık. Yeni Tayyipleri, Tayyip korkusuyla Türk milletine dayatıyorlar. “Siz istendiniz, siz seçtiniz…” diyebilmek çok daha kolay olsun diyebilmek için.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.