Bal gibi yapacağız!


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 15 Nisan 2014, 12:10

Yapacağız!
Bal gibi yapacağız!

Bir şehirde yaşamanın bedeli vardır. Değerleri vardır. Bir olumsuzluk sizi üzüyorsa bir başkalarını da üzdüğünü düşünmeniz gerekir. Ben sıra dışı olabilirim. Kimilerine göre aykırı, kimilerine göre protest bir kimlik. Değerlendirme ya da yakıştırmayı eleştiriye tahammülü olmayanlar yapar.

Oysa yanlışı düzeltmek bir görevdir. Planlama yapmak. Projelendirmek iknadır. Bunların hiçbirini yapmıyor aksine sizi uyaranlara, savaş açıyor, saldırganlaşıyor hat da daha da ileri gidiyor ve halkın makamını sizi uyaranlara kalkan olarak kullanıyorsanız sadece zavallısınızdır. Makam ve makamın gücünü hizmet yerine kişisel çıkarlara paralel kullanmak. “Her şeye rağmen; sonuna kadar.” demek erdemsizliktir.

Burası bir şehir. Bu şehir İstanbul’da bir mahalle büyüklüğünde ve o mahalleyi bir muhtar yönetiyor. Aynı nüfus yoğunluğuna sahip bu şehirde bir vilayet erki ve bu erke bağlı hizmet birimleri var, asayiş birimleri var. Bu şehirde bir kasaba büyüklüğünde bir üniversite var. Bu şehirde ekonomiye katkı üreten kurumlar kuruluşlar var. Topluma hizmet üreten STK’lar var. Burada yaşayan bir şehir var. Bencil, ilgisiz ve umursamazlık içerisinde, “eleştiren” ama sahiplenmeyen bir yönetici kadrosu. Bu kadroya el ovalayan anlayış var.

5 bin yıllık geçmişi var. Cumhuriyetin kuruluşunda 6 milletvekili. 90 yıl sonra 2 milletvekili olan kasaba görünümünden çıkamayan koskoca bir şehir var.
Yarınları tedirgin eden toplumsal düzeyde bir rahatsızlık varsa. Bu rahatsızlığın teşhisini koyması gerekenler. Zafiyet içerisinde “Nasılsa bunlar uyuyor, anlayışıyla işimi bilirim.” Diyorsa akıllarını başına almaları gerekir ki. Bir kenti uyutmak o kadarda kolay olmasa gerek.

Kent yönetiminde “asgari müşterek” kavramında iş birliği olmalı. Çözümsüzlük üretmek kimsenin haddi değildir. Bu şehirde çözümsüzlük. Öyle böyle değil.

Rezalet.
Övünürüz.
Kırşehir “Tarih ve Kültür.” şehri deriz.
11 medeniyete ev sahipliği, yaptığını. Ahlakın beşiği olduğunu savunuruz.
Bizde bunların hangi değerlerinin var olduğunu söyleyemeyiz.
Bu şehir definecilerin kültür şehridir. Kaçak kazıların. Göz yummaların şehridir.
Çıkarcıların bilim ve ahlak kentidir.
Hep övünürüz.
Camiler,
Kiliseler,
Medreseler. Külliyeler.

Hele ki,
İnsanlığın ilk yerleşik düzene geçtiği höyükler. Kırşehir’in varlık içinde yokluğu ve ezilmişliği. Kuş beyinleriyle kandırmanın arkasına sığınmış kafes kuşları.
Ben kırk yıldır dinlerim.  “Kırşehir Kayseri ve Ankara arasına sıkışıp kaldı.” Düşünüyorsunuz ne alaka? Bu anlatımı evirip, çevirip… “Kırşehir. Yönetemeyenlerin beyinlerinin arasına sıkışmıştır.” geri kalmışlığın ve beceriksizliğin en güzel tanımı böyle tanımlanması gerek. Nedense bu lafı söyleyemiyoruz. Siyaseten ilçe yapıldık. Coğrafyası daraltıldı. Siyaseten kamplara bölündük kardeş kardeşe düşman edildi. İşimizi, yerimizi üç kuruşa kapatıp el kapısına. Acı ekmek için gurbetin yolunu tuttuk. “Bu şehrin hassasiyetleri var.” Diyemediler. Yalanlar. Yalanlar.

Kırşehir’de devamlı bir masal anlatılır. Kırşehir’i “marka şehir” yapacağız. Hangi konuda? Herkes mikrofonu eline alır ve konuşur. Sonuç? Sonuç yok. Her laf bir masal. Her söz bir yalan. Her kullanılan tümceler için, bu tümceleri kullanan ya da piyonu olanlar için inanın sayfalar dolusu yazabilirim. İçindeki hırsızlıkları. Dolandırıcılık dümenlerini. Haksız kazançları. Bir birlerine yer ayarlayanları. Bu alameti kullanan vatmanları. Her türlü dümenin içinde olup, millete ahlak dersi veren soytarıları. Haramdan şikayet edip haramla yatıp kalkanları. Bu bir avuç şehirde at koşturan dönem soytarılarını. Düzen jokeylerini. Yazabilirim.
Genel olarak baktığınızda Kırşehir kocaman bir komedi dükkânı gibi! Bakar körler.  Timsah gözyaşı dökenler. Sahtece ağlayan salya sümük efendiler. Diğer yanda sadece seyredenler. Gidenleri söylemiyorum. Sırtını döneni. aferin için bir ahır eşek kovalayanlar. Bu orta oyuncularını seyredenler? Ellerini ovuşturanları. Demek ki, makam durduğu yerdeki gibi, durmuyor.

“Tren getireceğiz. Hem de en hızlısını biz getireceğiz!” Önce yavaşı gelsin. Sonra hızlısını getirirsiniz diyen yok. 

İkinci yalan ardından geliyor. “Kırşehir’e havaalanı yapacağız.” Havaalanı için ayrılmış 12 bin dönüm arsanın paylaşım senaryoları unutulmuş gibi gözüküyor.
İkinci Makissos geliyor diyorlar. “Kırşehir ikinci bir termal tesise kavuşuyor” diyorlar altından rant çıkıyor. Paylaşım çıkıyor. Defterdarın, Komisyon başkanının ve Milli Emlak Müdürünün başını yiyorlar.

Bir başkası “bu şehir termal şehir olacak hak ettiği yeri alacak.” Karakurt kaplıcası çürümeye birilerine peşkeh çekileceği günü bekliyor.
Mutlak tarım alanları birilerine yatırım adı altında sunulurken. Bir karmaşa ve kirlilik bu şehri sarıyor. Kimsenin sesi soluğu çıkmıyor.
Birileri bağırıyor. “Kültür şehri yapacağız.” Diğeri bundan aşağı kalır mı?

Kapılarını şehre kapatmış. Midye gibi karanlık ve dibe çekilmiş. “Biz Kırşehir’i bilim şehri yapacağız.” ‘Öğrenci sayımız 17 bine ulaştı.’ Kaç öğrenci adrese dayalı ikamet bazında kayıtlı? Söyleyen yok.

“Biz elimizden alınan toprakları geri istiyoruz. Gerekirse yargıya gideriz?” Sanki Kırşehir toprakları işgal altında. Bir başkası nefesini zor tutuyor. Nevşehir’in, Kayseri’nin, Kırıkkale’nin elleri armut topluyor.

“Bu şehir ozanlar şehridir. Bu şehri ozanların Kâbe’si yapacağız.” Diğerleri de bir, bir laf üretiyor. ‘Eğitimde markayız.’ Milli eğitim müdürü ayağının tozuyla açıklama yapıyor. “Bir yılda Kırşehir’e 1 milyon Euro’luk AB projesi yaptık.”  Bu yalanlar uzayıp gidiyor. Hani illaki marka olacağız ya. Marka olmanın yalanları keşke sadece bu kadar olsa. Yalandan kim ölmüş ki? Bu acı ve sahte yalanlar millete basın yoluyla. Kutlama günlerinde, açılışlarda kürsülerden ilan ediliyor. Koskoca yalanın arkasına sığınan. Utanmayı bir kenara itmiş koca, koca adamlar. Bu adamlar “her eve Zümrüdü Anka kuşu konduracağız” demiyorlar.
Bu şehirde bu milletin parasıyla yapılmış ve çürümeye terk edilmiş, fuhşa, uyuşturucu kullanımına hizmet üreten,  koca, koca binalar. Kendilerine sırça köşk ayarlayan masum yöneticiler. Camilerden para toplayıp kendisine makam aracı ve lojman alan din tacirleri. Tarihi yapının çevresindeki rezalet ve kirlilik. Marka şehir olunca markaların böyle kuyruklusu da oluyor. Daha, neler, neler.

Yılda bu şehri terk eden 3 bin civarında insanımız!

“Bilim Şehri kuracağız.” Bu halk Üniversiteyi kurdu. Yöneticileri konuştu. Bu şehri Bilim kenti yapacağız. bu lafın altından, vurgunlar çıktı. Fuhuş çıktı. Kirli ilişkiler çıktı. Akraba, arkadaş kayırmaları çıktı. Kadrolaşma çıktı. Vurgun çıktı. Bilim yerine kirlilik ve rant konuşulur oldu.

Her şeye rağmen bir üniversitemiz var. İçinde bir arpa boyu gitmeyen anlayış. Hastanesi var. Dekanı var. Ne hikmetse içinde fakültesi yok. Üniversite olmayınca öğrencisi de yok. Dolayısıyla hastaya anjiyo yapacak uzman hekimi yok. Sistemi yok. Ama koskoca bir tabelası ve bu tabelanın altında makamında gururla oturan döner sermayeden en yüksek payı alan rektörü ve yönetim kadrosu var.

Üniversite halktan koptu ve hükümran bir kasaba haline geldi? Kapılarını halka kapatmış bir bilim şehri oluştu. Halkın yollara dökülüp istediği bu üniversite kurulduğu gün bayram eden halka sırtını döndü. Kırşehir’e en büyük katkısı yer altından arıtma tesislerine giden kanalizasyon borularının çapı! Hızla kimliksizleştik. Marka olduk. Damgalandık. Pekmez akıllıları şehri olduk. El öpenlerin şehri olduk. Kaleye çıkmanın ruhsatsız olduğunu anladık. Velhasıl bunların arasında ne halt olduk. Her gün yazacağım.

Mız, mızları yazacağım.

Salya sümük efendileri yazacağım.

Rantçıları. Çıkarcıları. Çalan ve çırpanları. Yetim hakkı yiyerek palazlananları.

Bu şehri yazacağım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Üniversiteli - 8 yıl önce
yaz mustafa abi yaz ağzına ve kalemine kurban yaz da bu şehir adam görsün... üniversiteyi yaz da uykuları kaçsın görsünler dünya kaç bucakmış...
hadi rast gele..
Avatar
Merve Tüzün. - 8 yıl önce
vay be hocam. iyi ki sen varsın. bu ülkede. bu şehirde bunların elinde yazıklar olsun.
Avatar
Komik - 8 yıl önce
yaz babam yaz ay be özlemişiz. kes yapıştır. aynı cümleleri ay bıkmadın mı . hem üniversite ile halkevini karıştırdın iyice . ayol orası kahvemi herkes işine baksın. bir suç varsa o adalet halleder . sana be oluyor derdin ne?
Avatar
Abidin Özkaymak - 8 yıl önce
Kirced baskani Sevgili Mustafa Bağ arkadasimiz. Kırşehir'i ve şehri yönetenleri yazarken. O sehire kültürü, coğrafyası, folkloru, siyasi kaderi, yönetici aymazligi ile cok benzeyen Niğde yi yazmış gibi; agzina sağlık Mustafa başkan, haftaya Niğde ye geldiğinde gör ne haldeyiz