Benim öğretmenim...


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 18 Nisan 2014, 14:36

Onlar bizi fişlemedi.
Onlar bizi etnik kimliğimize göre bölmedi. Kardeşçe yaşamamız gerekliliğini öğretti.
Onlar bize vatan millet sevgisini öğrettiler.
Onlar bize insan olduğumuzu öğrettiler.
Onlar bize erdemi ahlaklı yaşamanın kurallarını öğrettiler.
Ben İlkokul Öğretmenim Ethem Sarı’yı hiç unutmadım. Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın. Köy Enstitüsü mezunu olan öğretmenimizin parmaklarında sorunu vardı. Tebeşiri, kalemi neredeyse hiç olmayan parmak çıkıntılarının arasına sıkıştırır dersi öyle anlatırdı. Öncelikle şunu söylemek isterim ki; böyle bir öğretmenin öğrencisi olmaktan büyük onur duyuyorum.
Bu yazıya ne alaka diyebilirsiniz. Bu Hafta Köy Enstitülerinin kuruluş haftası. 17 Nisan 1940 yılında TBMM Köy enstitüleri yasası kabul edildi.
Köy Enstitüleri, kapalı bir ekonomi ve toplum hayatı yaşayan Türk köyüne kapitalist ilişkileri ve buna bağlı olarak da Kemalist ideolojiyi, köyden yetişmiş aydınlar yoluyla sokmak amacıyla açıldı. 1940 istatistiklerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 75’i köylerde yaşıyordu ve köyde öğrenim çağındaki çocukların ancak yüzde 25’i öğrenim imkânına sahipti. Mevcut öğretmen yetiştirme sistemiyle köye ulaşmak ve köyün çehresini değiştirmek mümkün değildi. Amaç belliydi kalkınmayı kırsaldan şehirlere taşımak.
1940’ta Türkiye’de halkçılığı baskı altına almış siyasi bir tek parti yönetimi vardı. Fakat Türkiye büyük bir ülkedir. 1920’li yılların solculuğu bastırılalı henüz 15–20 yıl geçmişti. Her an sola açılacak aydınlar mevcuttu ve bunlar CHP ve devlet içinde de bulunuyorlardı. İsmail Hakkı Tonguç, onun yardımcısı Ferit Oğuz Bayır, onların seçtiği okul müdürleri, hümanist Hasan Ali Yücel’in koruyucu kanatları altında kendilerine özgü bir alan yarattılar ve burada halka hizmet ruhuyla donanmış öğretmenler yetiştirmeye başladılar. 1940’ların iktidar ideolojisi olan Kemalizmin gerek halk için, gerek aydınlar ve gençlik için bir çekiciliği kalmamıştı. O tarihlerde ülkede iki akım alttan alta aydınları etkiliyordu: Turancılık ve sosyalizm. Bazı yüksek öğrenim kurumlarında Turancılık, enstitülerde ise sosyalizm uç verdi. Fakir Baykurt’un anılarında (Köy Enstitülü Delikanlı) bu durum açıkça anlatılmaktadır.
Köy Enstitüleri kapatıldı. Bunun tartışması hep yapıldı hep de yapılacaktır. Ancak köy Enstitüleri kapatılmasaydı bu ülkede bakın neler olurdu.
Köy Enstitülerinde toplam olarak 17342 öğretmen yetişmiştir. Bunların 1398 i bayan 15943 ü erkektir. Yine bu okullarda 7300 sağlık memuru, 8756 eğitmen yetişmiştir.
Köyden kente göçler olmazdı.
Yoksulluk, hırsızlık, gasp olmazdı.
Okumayan çocuk kalmazdı.
Çorak toprak kalmazdı.
Boşa akan, kullanılmayan, değerlendirilmeyen su kalmazdı.
Dışarıdan sanayi ürünü almazdık.
Dışarıdan tarım ürünleri almazdık.
İhracatımız ithalatımızdan az olmazdı.
Heykeller yıkmazdık, resimler yırtmazdık.
Üretim yapmayan fabrikalar açmazdık.
Üretim yapan fabrikaları yıkmazdık.
Özelleştirme olmazdı.
Terör olmazdı.
301 ri tartışmazdık
Terör cinayetleri olmazdı.
Paralı eğitim olmazdı.
Dershaneler olmazdı.
81 ile öğretmensiz, araç gereçsiz üniversite açmazdık.
Siyasi cinayetler olmazdı. Hapishanelerimiz dolup taşmazdı.
İMF nin oyuncağı olmaz ona yalvarmazdık.
AB ye yalvarmaz, küçük düşmezdik.
Darbeler olmazdı.
Kimse bir karış toprak isteyemezdi.
Ben bu eğitimi almış bir öğretmenin öğrencisi olmaktan hep onurlandım. Bir türlü kendimiz olmayı beceremedik.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.