Bir kuyu, bin deli, bir Millet...


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 09 Şubat 2016, 21:56

Bir kuyu, bin deli, bir Millet...


Aradan 35 yıl geçti… 40 yıl önce bir delinin kuyuya attığı taş hâlâ çıkartılamadı. Bugün gelinen noktada deli sayısı giderek arttı. Her türlü yol deneniyor. Önce dostane yaklaşım, ardından silahlı yaklaşım. Korku sınır ötesinden geliyor. Türkiye’de Lübnan’ı aratmayan görüntüler. Hani! Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünya’da barış” sloganının anlam bulduğu ülkeydik! Bu büyü ne oldu da bozuldu? Bir ülke onun bunun oyuncağı haline getirilirse sonuç bu olur. Kardeşkanı dökülmesinde hiçbir beis kalmaz. Ülke kuşatıldı. Ülke bir süreç yaşıyor. İçinden geçtiğimiz sürecin tek bir özeti var. “Kuşatıldık.” Mehmetçikler ölüyor.

Küresel güçlerin ürettikleri orta doğunun yeniden şekillendirme ve sisteme dâhil etme politikaları tıkır, tıkır işliyor. 1990’lı yıllarda aktifleşen İslamcı Partiler bu süreç içinde politik sistemde normal perspektif içine giriyor. Onlarda güçlü ve zayıf oldukları yönleriyle yanılgılarıyla, yolsuzluklarıyla diğerlerinden farklı olmadıklarını gösteriyorlar. Halk yönlendiriliyor.

Giderek küreselleşip bütünleşen bir dünya ekonomisi kendi ölçeğinde ırk ayrımını andıran sosyal yapılar yarattı. ABD; PKK ve PYD militanlarına teslim edilmek üzere içi silah ve mühimmat dolu iki askeri uçağı, Suriye’nin Türkiye sınırında, PKK elinde tutulan Ayn el arap şehrine iniyor. ABD büyük elçiliği açıklama yapıyor. Diyor ki: “ABD, PKK veya PYD’ye hiçbir türde silah sağlamamıştır”. Resmen dalga geçiyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklama yapıyor. Diyor ki: “Ben miyim senin ortağın, yoksa Kobani’deki teröristler mi? Sonra PKK militanlarının elinde ABD, Rusya ve Batılı müttefiklerimizin silahları var. Biz müttefiklerimize nasıl güveneceğiz?

Sözler. Laflar hiç bitmiyor. Başbakanlığı döneminde Erdoğan Afganistan dönüşü açıklama yapıyor. Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık dönemi. Laflarda değişiklik yok. Dostluklar devam ediyor nasıl mı açıklama aşağıda.

“Son günlerde bir şeyler dolaşmaya başladı. Nedir o? PYD’ye silah desteği vermek ve PYD’ye verilecek silah desteğiyle IŞİD’e karşı burada bir cephe oluşturmak. Tamam da PYD şu anda bizim için PKK ile eştir, o da bir terör örgütüdür. Bir terör örgütüne kalkıp da bize dost olan NATO’da beraber olduğumuz Amerika’nın böyle bir desteği, açıktan açığa söyleyerek bizden ‘evet’ ifadesini, yaklaşımını beklemesi çok, çok yanlış olur, böyle bir şeyi bizden beklemesi mümkün değil, böyle bir şeye de biz ‘evet’ diyemeyiz.”

Erdoğan’ın bu sözlerinden birkaç saat sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, “Kobani’deki Kürt güçlerine havadan silah, askeri mühimmat ve tıbbi malzeme atıldığını” duyuruyor. 24 Temmuz 2015: Kandil’e yapılan hava operasyonlarında vurulan PKK’nın gizli silah depolarından ABD’nin, PYD’ye verdiği mühimmatlar numaraları dâhil ortaya çıkıyor. Mühimmatlar arasında anti-tank mayın, roketatar, otomatik tüfek ve uçaksavarlar var.

14 Ekim 2015: Başbakan Davutoğlu açıklama yapıyor.

“Kim olursa olsun PKK ve PYD’ye herhangi bir silah mühimmat yardımı yapılırsa, Kuzey Irak’ta aldığımız tedbir neyse Suriye’ye yönelik de alırız… ABD nezdinde gerekli diplomatik girişimler yapılacak, bunu hiçbir şekilde kabul etmediğimiz kendilerine bildirilecek. Amerika, Musul’da Irak ordusuna en sofistike silahları verdi değil mi? Irak ordusu çekildi, bu silahlar DEAŞ’a kaldı. Şu anda PYD’ye verilen yardımın PKK’ya gitmeyeceği konusunda hiç kimse bize inandırıcı bir gerekçe söyleyemez. Irak’ta kullanıldığı, Türkiye’de kullanıldığını tespit edersek, PKK’ya yaptığımız müdahaleyi yapar, bulunduğu yerde silahları yok ederiz. Bu silahlar Türkiye’ye sokulup askerimize polisimize zarar verir mahiyette olamaz. Bunu hem ABD’ye hem Rusya’ya ilettik.”

Aynı gün PYD’nin başı Salih Müslim, “Bize ve müttefik olduğumuz gruplara 50 ton silah gönderildi. Bu daha başlangıç, silahların devamı da gelecek” dedi. Şimdi dost ve düşmanı kim anladı dersiniz?

Obama’nın IŞİD’le Savaş Koalisyonu Temsilcisi Brett McGurk’un bu açıklamanın ardından Kobani’ye gidiyor, PKK-PYD’liler kendisine plaket veriyor.

‘Kanıksamak’... Başka anlatımla ‘kabullenmek’… Tarih bir gün bizleri toplumsal sorunların çözümü konusunda aynı şeyleri söylemeye mecbur bırakıyorsa. Bizim için başkaları düşünüyor ve uygulamaya koyuyorsa inanın bir değil bizim için birkaç sorun var demektir. Henüz kendimize gelemedik.

Güzel bir ülkede yaşıyoruz. Nereye kadar sorusunu soran yok. Bu sözcüklerin cevabını dahi veremeyecek kadar düşünce fakiriyiz. Siyasetle yatıp, siyasetle kalkıyoruz. Şunu artık kabul ediniz ki; “Bizler siyasetsiz bir milletiz.” 40 yıldır süren terör belasından bir türlü arınamayan Dünya’da sadece Arap ülkeleri ve bizler varız… Çatışmaları kanıksadık. Şehitleri kanıksadık. Mültecileri kabullendik. Dış baskıları umursamaz haldeyiz. İyi biliyoruz ki; bizi biz yönetmiyoruz. Bağımsız olmadığımızı biliyoruz. Gıkımız çıkmıyor. Ermeni soykırımı iddiasını aman sende diyebiliyoruz.

Şimdi İtalya (Palermo ve Napoli) şehirleri terörist başı Öcalan’ fahri hemşeri ilan etti. ABD başkan yardımcısı Türkiye’ye geliyor bu halkın seçtiği vekilleri elma armut seçer gibi seçiyor İstanbul’a ayağına çağırıyor toplantı yapıyor. Bu nasıl bağımsızlıktır diyen hiç kimse yok. Velhasıl her şeyi kabullendik.

BM Suriye’de barışı sağlamak amacıyla! İsviçre’nin Cenevre kentinde de toplantı yapma hazırlığında PYD (PKK nın Suriye uzantısı)’de toplantıya çağrısına Türkiye tepki koyuyor… Ne garip çelişkidir bu toplantıya Suriye’nin (PYD hariç) diğer muhalifleri çağrılıyor Türkiye tepki vermiyor. Suriye muhaliflerinin içinde yer alan eli silahlı örgütlere bakarsanız PYD var. Işid var. El Nusra var. El Kaide var. Bu isimlerin ötesinde 47 terör örgütü daha var. Türkiye sadece PYD’nin toplantıya katılmasına karşı ya diğerleri! Bu silahlı terör örgütleri Türkiye için tehdit oluşturmuyor mu? Ve bir başka çelişki… 27 Temmuz 2013 günü PYD başkanı Salih Müslim İstanbul’a gelmiş iki gün kalmış ve kimlerle görüşmüştü? Bu görüşmenin ardından Sınırda bulunan PYD bayrağı indiriliyor yerine “Ulusal Kürt Konseyi” bayrağı göndere çekiliyor. Nelerin pazarlığı kimlerle kimlerin adına yapılmıştı. O gün terörist olmayan PYD bugün nasıl terörist oldu!!! Daha da ötesi kendilerini barış güvercini ilan eden ABD ve Rusya Cenevre’de başka otelleri kapalı kapılar ardında PYD, PKK temsilcileriyle görüşüyor, görüş ve istekleri taraf olan toplantıda masaya yatırıyorlar. Sözde kimseyi kırmıyorlar anacak birilerinin değirmenine su taşımayı da ihmal etmiyorlar. Çünkü bunlar kandan besleniyorlar

Neden böyle oluyor sorusunun cevabı bizde. Kişilerle uğraşmak sonuç getirmediği gerçeğini niçin kavramıyoruz?

Her şeyimiz bize özgü bir nedeni var! Nedir bu? Bir başkasının hukukunu çiğnemek. Saygısızlık. Görevi savsaklamak. Hırsızı katili affetmek. El ayak öpmek. Hırsızlarla gurur duymak. Daha niceleri bize özgü. Adam gibi yaşamak. Kurallara uymak. Saygın toplum olmak bize uygun değil. Seçim, demokrasi, yargı, anayasa gibi kavramların içini boşaltıp hülle yöntemiyle sistem işletiliyor. Desem binlerce itiraz çıkar. Bildiğiniz gibi yaşayın.

Ağalık, Şeyhlik, Paşalık ve beylik gibi unvanlar Cumhuriyetin kurulmasıyla yasaklanmıştır. Yasaklanmıştır da ne olmuştur. Bu ülkede demokrasi ağalığı var. Siyasi Parti ağalığı, Spor Kulüpleri ağalığı, Dernek ağalığı. Hiç kimse bu aymaz tutumundan vazgeçmiyor.

Halkın oylarıyla seçilmiş vekiller ağalarına biat etmekten geri durmuyor. Çünkü onları ağaları seçtiriyor. Çıkar odaklı bir merkezde görev yapmak ağanın dilinin ucundan geçiyor. Bal tutan parmağının yanı sıra, kendisine kavanozu teslim eden ağasını yalama görevini de üstlenmiş oluyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.