Böyle olur mu?


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 00 0000, 00:00

Böyle olur mu?

Alıştık mı? Lütfen alışmayalım. Alışmışlık kudurmuşluktan beterdir.
Ahi Evran Üniversitesi Araştırma Hastanesi. Bu sağlık kuruluşunun girişi bir keşmekeşliğe ev sahipliği yapıyor. Hastane önünden Boztepe ilçesine giden yol çift sıralı otopark haline getirilmiş. Aracınızla geçmeniz mümkün değil. Hastane içine dönüyorsunuz döner ada etrafında araçlar park etmiş. Çaresiz kalmış bir güvenlikçi sadece konu mankeni olarak ortada dolaşıyor. Hastane girişinde bir değnekçi avazı çıktığı kadar bağırıyor “Boş Taksi”… Bağırmaktan ve etrafta dolaşmaktan yorulan değnekçi arada sırada orta yere yerleştirdiği sandalye üzerinde dinleniyor. Bir ticari taksi adaya giriyor park ediyor. Birkaç dakika sonra değnekçi kaptığı bir kişiyi taksiye bindiriyor. Hareket etmek isteyen taksici önündeki araçtan kornaya basarak yol istiyor. Güvenlikçi yanına geliyor “Abi korna çalma”… taksici cevap veriyor; “öndeki i… Uyarsana lan”… Taksicinin sabrı taşıyor alabildiğine kornaya basmaya devam ediyor. Aşağıdaki durak ne için var? Taksici taksi durağı dururken neden hastanenin önüne araç çeker ve bekler. Burası neresi diye düşünüyorsunuz. Adam olmak. Medeni olmak bu şehre göre böyle olsa gerek.
Özbağ ve Kervansaray Mahallesi dolmuşları Hastane çıkışı Köprülü kavşak kenarında müşteri bekliyor. Çıkış kapatılmış. Yol gözükmüyormuş. Trafik kuralıymış. Hadi ya. Yol isteyene küfredenler. Elinde odunla aşağıya inenler. Tam bir ortaçağ anlayışı. Ya da rezalet. Rezillik.
Hastane girişinin hemen yanında Boztepe ilçe yolu üzerinde açıkta tulum peyniri, Zeytinyağı, Zeytin, Kuru Meyve, İç çamaşırı ve nerede kimler tarafından imal edildiği bilinmeyen simit, poğaça açıkta satanlar. Buraya gelenler pikniğe gelmiyor ki. Burası Hastane. Hastane önü hijyen, olmadığı gibi bu pisliği ve rezaleti görmezden gelenler. Denetim demiyorum. Bu sözcüğü unutalı yıllar oldu.
Kış boyu sürdürülen acil bölümündeki inşaat ve rezalet. Bizler acil içinde sıkıştırılmış çoluk çocuk ve yetişkin hastalar. Burası Araştırma hastanesini sadece dış çeperi.
İçeride elleri cebinde, dolaşan adları stajyere çıkmış eli boş kızlı erkekli gruplar. Başlarında kimse yok. Öğretmenleri dahi gelmiyor. Bu gençler hastane koridorlarını arşınlıyor, hasta bekleme koltuklarında yayıla, yayıla oturuyor. Ukala, hastayla kavga eden tıbbi sekreterler. Yanlarında hasta taşıyan, öncelik tanımayan, hastalar sıra beklerken ellerinde paspasla aralarına dalan taşeron işçileri. Sahi bu hastane kimin denetim kontrolü altında bilmiyorum. Umarım Patagonya’da bu kepazelik yoktur.
Bugün göz yumduğunun rezaletleri yarın temizleyemezsiniz. O alanın hâkimi o rezalet olur. Korumakla mükellef olanlar sadece alet ve oyuncak olursunuz.
İnsanoğlu bu; ‘hedonist (zevk almak) adaptasyonun’ etkisiyle kendisini mutlu eden, iyi olan her şeye alışır. Alıştıkça da, elindekiler ne kadar muhteşem olursa olsun, alıştığı şeylerden daha az haz alır ve daha çoğunu ister. Daha farklı şekillere yönelir. Hastanenin dışı da içi gibi dert yeri olmuşsa!
Benim kimseye düşmanlığım yok. Olması da mümkün değil. Birlikte yaşıyoruz bu şehirde. Birlikte kullanıyoruz bizlerin yaşamını kolaylaştıran birim ve sistemleri. Neden biraz sesimiz çıkmıyor. Her olumsuzluğu siyasetçi üzerinden hesaba almak birazda akıl dışı değil mi?
Boztepe yolu iyileştirme çalışmaları yapılıyor. Katledilen ağaç sayısı beklide binlerle ifade ediliyor. Hayatında bir fidan dikmemiş bir adamın, bir mühendisin, amelenin ağaçları katletmesine hangi vicdan rıza gösterir? Bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Proje böyleymiş. Bırakın yalanı. Bırakın sahte lafları. Benim paramı kullanıyor, benim paramla dikilmiş ağaçları katlediyorsanız diyecek söz bulamıyorum. O yol bir tek ağacın dalına dokunmadan yapılabilirdi. Ama ne hikmetse en kolay olanı seçildi. Ağaçları katletmek.
Gerçek şu ki diğer yanda Kırşehir Savcılı yolu. Köy yolu. Arada sırada özel idare yama yapıyor. Başka iyileştirme çabası yok. Oysa bu yol uzantısı 2004 yılında “Turizm Alanı” ilan edildi. Hirfanlı’da bulunan Gençlik kampına Türkiye’nin her yerinden gençler geliyor. Anadolu’nun Kabotaj bayramı burada yapılıyor. Boztepe ilçesi! Toklumen bir sayfiye kasabası gibi. Kıyaslayın. Hangisinin önceliği var. Kapadokya havaalanı yolu Aksaray iline havale edildi. Kocabey kavaklığı yılan hikâyesine döndü. Zaten içinde ağaçta kalmadı.
Kervansaray dağlarını böcek istila ederek milyonlarca ağacın kurumasına neden oldu. Orman bölge Müdürü dahi Kırşehir zaten “Kır” bir şehir derken. Kır’ın hangi anlama geldiğini bilmiyor. Kırşehir tarihini bilmeyenler kürsüden zaten bozkır olmaya layıksın diyecek kadar fütursuzca konuşabiliyor. Kırşehir’in tarihteki, isimlerinden birisi “aquae saravenas” Suşehri, Cennet kapısı anlamları taşıdığını, bu anlamların neyi ifade ettiğini bilmek gerekir.
Hep müjde beklemek yerine mucizeleri bizler yaratsak ve öne sürsek. Bir başkalarının bizler için düşünmeleri yerine bizler düşünsek biraz. Bunun içindir ki “Alışmışlık kudurmuşluktan beterdir”…

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.