Değişmeyen inançlarımız


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 11 Nisan 2015, 19:15

Değişmeyen inançlarımız
Türkler, tarihleri boyunca birbirlerinden farklı birçok dinin ve inanç sisteminin etkisi altında kalmışlardır. Orta Asya’daki eski Türk topluluklarının inanç sistemleri Atalar Dini, Tabiat Dinleri ve Gök Tanrı Dinleri olmak üzere üçlü bir din anlayışından oluşmaktadır. Atalar Dininin, eski Türk zümreleri arasında en köklü olduğu söylenebilir. Günümüzde hâlâ Anadolu’da varlığını sürdüren evliya, dede, baba inanışlarının Atalar İnancının devamı olduğu söylenebilir.
Kurt,Türk mitolojisinin en önemli sembolüdür. Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra da Kurt başlı sancaklar unutulmamışlar, Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşunun ilk yıllarda Bozkurt resimli kağıt paralar görülmektedir.
Totemcilik, Ruhculuk, Şamanizm, Budizm, Zerdüşilik ve Manihaizm tarih boyunca Türklerin etkilendiği dinler arasındadır.
Türkler İslamiyet’i kabul etmeden önce Orta Asya’daki tarihleri boyunca Çin ve İran olmak üzere iki büyük kültürün tesiri altında kalmış, dolaysıyla Hindistan kültüründen de etkilenmiştir.( Hindistan Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Sihizmin dinlerinin doğuş yeridir.)
Türkler, az da olsa Yahudi ve Hıristiyan kültürü ile de münasebet içinde bulunmuş, İstanbul’un fethinden sonra Bizans / Hıristiyan kültürü ile yakınlaşma olmuştur. Mesela Balkanlarda ve Anadolu’da Gagavuzlar, Çuvaşlar, Karamanlılar Ortodoks Hıristiyan’dır. Hakaslar Katolik Ortodoks,Yakutlar Hıristiyan’dır.
Günümüzde bilim adamlarının yeni keşfettiği Pakistan ve Hindistan sınırında Türk geleneklerine uygun olarak ( Doğu Türkistan - Hunza Vadisi ) yaşayan Hun Türklerinden gelen Hunza Türklerinin tamamı, Müslüman’dır. Ortalama ömürleri 110 - 120 yıl olan Hunzalar, dokuz asırdan fazla bir süre bu bölgede bağımsız yaşamışlar.
Hunlar, Gök-Tanrı’ya inanmakta, Göktürkler de Allah’ı Tengri ’ kelimesiyle ifade ediyorlardı. Günümüzde bu kelime ‘ Tanrı ’ şeklinde kullanılmaktadır.
Önceleri de genelde ‘ Tek Tanrı ’ inancında bulunan Türkler arasında İslamiyet, M.S.7.yüzyılda yayılmaya başlamış, 10.yüzyılda hemen tamamlanmıştır.
Ama İslamiyet öncesi âdet - inançlarımızın bazıları değişmeden zamanımızda da İslami motiflerle zenginleştirilerek devam etmektedir.
- Mesela ölüler adına yemek verme geleneği, yas tutanların çağıra bağıra ağlamaları, kadınların ağıt yakması gibi.
- Sihir ve büyü geleneği olarak günümüzde okunmuş pirinç, tuz, şeker ya da benzeri şeylerin yenilmesi, yutulması, muskaların giysilere iliştirilmesi, duaların yazılı olduğu kolyelerin, yüzüklerin takılması gibi.
- Falcılık ve kehanet, şekil - don değiştirmek (geyik, kuş ya da her hangi bir hayvanın şekline /donuna girmek) eski Türklerden kalmadır.
- Sümerlerin inancına göre, ruh bedenden ayrılınca uçar, yeryüzünde dolaşırdı. Bunu önlemek için, ölünün bekletilmeden gömülmesi gerekirdi.
- Bir bedende yaşamak inancına bir örnek vermek gerekirse, Hz.Ali’nin Hacı Bektaş Veli’nin bedeninde yaşadığına inanılır. Pir Sultan Abdal’ın şiirinde ‘ Bilmeyenler bilsin beni / Ben Ali’yim, Ali benim.’ Dediği gibi
- Hıdrellez geleneği
- Başka, batıl uğurlu figürlerde de kapılara at nalı asmak, uzun ömrün ve başarının sembolü kaplumbağa iskeleti asmak
- Yine Şaman âdetleri arasında bulunan ve her gün karşımıza çıkan Tahtaya vurmak, türbelere çaput bağlamak, adak adamak, kurşun dökmek, nazar boncuğu, mezar taşı, yolcunun ardından su dökmek, dilek tutmak, loğusa kadına kırmızı kurdele bağlamak,kubbeler ve 40 sayısı çok bilinenlerdir.
Mesela Mezar Taşı, Arap dünyasında yoktur. Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması esastır. Kutsanması günahtır. Mezar Taşı âdeti sadece Anadolu’da vardır.
Kırk sayısı o kadar önemlidir ki Kırk yiğitler, Kırk gün kırk gece, kırk katır, kırk satır, 40 yaş deyimlerimizde yaşatılmaktadır. Kırk sayısının yanında ölünün ardından 7.gece, 52.gece, helva yeme, ölü evine yemek götürme, ölü için Kur’an okuma, Hatim indirme
- Cami mimarisine kattığımız ‘ kubbe ’, Gök Tanrı’nın dininden taşıdığımız bir âdettir.
- Cami avlusunda mum yakılması, yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek dua etmek, halı ve kilim desenleri, köpek ulumasının uğursuz sayılması
- Kıpçak Türklerinde ailede küçük oğul baba evinde kalıp, atasına yardım ederdi. ( Halen Anadolu’da aynen devam ediyor. ) her hangi bir sebeple ailede tek oğul kalırsa delikanlının kulağına küpe takılırdı. Askerde komutan küpeli askeri görünce, onu tehlikeli görevlere vermezdi. Soyunun devamı sağlanırdı. Askerliği yapmamış erkeğe kız verilmezdi.
- Dini müzik, Türk müziğinin önemli bir unsurudur. Şaman ayinlerinde davul ve kopuz kullanılmıştır. Müziksiz ayin düşünülemez. Mevlit ve ilahiler sadece Anadolu’da bulunan müzikli anlatımlardır.
Binlerce yıldır toplum olarak hafıza iliklerimize işlemiş eski köklerimizdeki âdetlerimiz İslamiyet’i kabul ettikten sonra da yaşatılıyor, kutsanıyor. Dolaysıyla binlerce yıldır süregelen âdetlerimiz, ‘ son din İslam’la ’ müşerref olduktan sonra da ‘ Anadolu Müslümanlığı ’ na katılarak ‘ Türk’ün Müslümanlığı ’ olarak şekil almıştır.
Çağımızda devam eden bu kültür ve inanç geleneği, Türk’ün hüküm sürdüğü veya geçmişte beraber yaşadığı Müslümanlar arasında İslam Dini’nin göstermiş olduğu hoşgörü çerçevesinde yaşatılmaktadır.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.