Devlet nedir?


Mustafa BAĞ

Mustafa BAĞ

Okunma 30 Nisan 2014, 12:12

Devlet nedir?
Bu tanım bu şehrin neresinde?

Her yanlışı doğru biliyoruz. Ya da işimize öyle geliyor. Devlet bir halk varlığıdır. Halk yoksa devlette yoktur. Halk varla yok arasındaysa ben devletim diyenlerin at oynattığı bir arenadır ülke. Bunları neden ve niçin yazdım. Aslında ülkenin gidişatı Formula 1 yarışına benzemese de sütçü beygirinin koşulu olduğu arabayı çayırlığın kenarına çekip otlaması gibi. Birileri merayı kapatmış birileri yol kenarında serpintilerden çıkmış otla beslenme telaşında.
Kırşehir’i herkes çok seviyor.
Kırşehir’e kimse toz kondurmuyor.
Kırşehir’e hizmet yağıyor.
Kırşehir büyüyor.
Bu tümcelerden hangisi doğru? Bunların hiçbiri gerçek değil. Aşağıda yazdıklarımdan nasıl bir anlam çıkartırsınız bilemem. İşte Kırşehir gerçekleri.
Kent merkezi taş ve beton yığını haline geldi. Sevenler. Sevmeyenler birbirine karıştı. Kırşehir’de trafik keşmekeşliğine çözüm üretilmedi. Caydırıcı olur. Ya da para toplanır. Ya da yandaş beslenir mantığı ile yol boyunca değnekçiler yollara dizildi. Aracını park edenin başına bu adamlar dikildi. Aracınızı park etme karşılığı sadece sizler para ödediniz. Olası bir hasara karşı değil. Yangına, çarpmaya, hırsızlığa karşı değil. Sadece para ödemeye endeksli bir yol çizildi. Bunun adını siz koyun. Sizler almadığınız bir hizmetin karşılığı soyuluyorsunuz.
Kırşehir’in gururu olan bir eser Ak bayır sırtlarında boy gösterdi. Hani hep diyorlar ya! “Termal Şehri olacağız.” Termal şehir olamadık ama nur topu gibi 5 yıldızlı bir otelimiz oldu. Şimdi bu otel satılığa çıkmış… Niçin sorusunu aslında laf ebelerine sormak gerekir. Niçin satılıyor? Çünkü bu otel çalışmıyor. İşletmeci devamlı zarar ediyor.
Bu şehrin ahkâm kesen bolca laf üreten iki milletvekili var. Bu ülkenin birde Turizm ve Kültür Bakanı var. Bakana la yapacakları istişareler ve yanlarına alacakları TÜRSAB Başkanıyla birlikte Kapadokya destinasyonu içinde tur yönlendirmesi yapamazlar mı? Bakan isteyecek TÜRSAB hayır diyecek. Bu olacak şey değil. Bölgesel olarak Turizme hazır değiliz diyoruz. Nasıl hazır olacağız sorusunun cevabı da yoksa! Siz bu şehir için çalışmıyor ve üretmiyorsunuz demektir.,
Makissos yapıldı. Bölgeye Üniversite geldi. Başka tanımla bir pazarına nur yağdı. Bölge kıymetlendi. Bölgede arsa yağmacılığı ve fırsatçılara gün doğdu. Bu anlayış bir soygun mantığının depreşmesidir. Yatırım için atak değildir. Makissos yan tarafı bademlik bölgesi ve arkasındaki hazine arsası üç kuruşa kapatılıp yağma için hazırlandı talep edildi. Planı uygulamaya sokacaklardı olmadı. Sert kayaya çarptılar. Milletin malını yağmalatmayız dediler. Dediler ne oldu? Bu yağmaya gelen kişiler Defterdarın, İhale Komisyon Başkanının, Milli Emlak Müdürünün başını yedi. Kim mi bunlar. Bunların yazılı dilekçelerine ve komisyon tutanaklarına ulaşabilirsiniz. Bu isimler bu yazıyı okuyunca kendilerinden bahsedildiğini çok iyi anlayacaklar.(A.R.B. – M.Ç – T.Y. – F.S.) bunlar sözde bu şehrin saygın isimleri. Turizm şehri olmanın ilk ayağı böyle bir şey olsa gerek.
Yılan hikâyesine dönmüş bir çevre yolu. Üniversite ve bölgeye giden yolun pislik ve rezalet hali. Yan tarafta bir maden işletmesi. Burada kim kimi tetikleyecek ki bu yol yapılacak. Üniversitede uyuyan güzeller. Gücü yetmeyen bir şehremini. Bolca lak, lak üreten vekiller.
THY doğu illerinde çekilmiş bir reklamı var. Mutlak izlemişinizdir. Çocuklar boş bir alana iniş pisti için taş diziyorlar. Uçak bu pistin yanına iniyor. Açık ve seçik yazıyorum. Muş’a, Bingöl’e havaalanı yapılıyor. Muş ve Bingöl’ün çevresinde bulunan ve havaalanları olan Diyarbakır’a 100 Km mesafede. Erzurum’a 130 Km mesafede. Siirt’e 115 Km mesafede. Elazığ’a 112 Km mesafede. Bu saydığım şehirlerin hepsinde havaalanları var. Nişin Bingöl’e havaalanı yapıyorlar. Muş’a niçin havaalanı yapıyorlar? 100 Km mesafeyi gitmek çok mu zor?
Kırşehir’de de Havaalanı için ayrılmış ikiz ağıl bölgesinde bulunan 12 bin dönüm arazi. Bu arazi 2013 yılında Çevre Bakanlığının projesi kapsamında bir yağmanın eşiğine getirildi. Bahane hazır bölgeyi cevizlik yapıp halka dağıtmak. Ülkenin doğu illerinde 60 Km’de bir havaalanı yapan devlet Kırşehir’de havaalanı arsasının talan edilmesi için hazırlık yapılıyor. İçinden milletvekilleri il başkanı çıkıyor. Bölgede hareketlenme başlayınca adına yatırım kulpu takan bir oda başkanı bölgeden 600 dönüm hazine arsası kapatma için girişimde bulunuyor. Tüm bunlar suç mu? Elbette değil. Suç değil ama etikte değil. Ahlaklıda değil. Bu girişimler halka rağmen sahtekârlık.
Kırşehir Kapadokya hava alanına yakın diyorlar. Yakınlık 134 Km. bu yol Kızılırmak sahil bandından 48 Km civarında bir yakınlığa düşebiliyor. Niçin yapmıyorlar. Ulaştırma bakanlığının uygunlukla ilgili görüş bildirdiğini ben biliyorum. Bildirim tarihi 05. 01.2011 Sayı: B054VLK4400200-619/56 Konu: Tuzköy Havalimanı yolu.  İmza Mehmet Ufuk Erden Kırşehir valisi. (Bu vali Uşak valiliğinde 13 gün 18 ay kaldı… 15.02.2014 tarihiyle görevden alındı şimdi Merkezde. Tarikata hizmet eden bir valiydi.) Aradan geçen süre tam tamına 3 yıl 4 ay. Bu süreçte bir arpa boyu yol almamış bir anlayış.
Kaman Çağırkan Müze ve bahçesine gönül bağlayan bu şehrin kutupları. Siyasiler ve devlet erki. Japonları bu şehre taşıyamadılar. Tüm bu olumsuzlukların içinde bu milleti kör sağır ve aptal zannedenler var.
Yolunuz yok. Ulaşım ağınız yok. Planlanmış tüm alanlar yağmalanmaya itilmiş. Mevcut tesisleriniz yağmalanmış. Bir kısmı çürümeye terk edilmiş. Sizler kimsiniz? Ben Devlet kavramını çok iyi tarif edebilirim. Bunları bu olumsuzlukları görüp yaşadıkça anladım ki ben kavram yoksunuyum. Hırsızlar ve talancılar ben devletim diyenlerin koluna takılıysa. Milletin koltuğunda başköşede ağırlanıyorlarsa. Ben tanım yapamıyorum.
Karakurt Kaplıcaları mühürlendi kapısına kilit devlet alacağını alamadı. Çürümeye terk edildi.
Eski Fen Lisesi Binası. Vakıf binası. Milli Eğitim Müdürlüğü bu binayı terk etti. Ancak vakfa iade etmedi. Hâlâ kira ödüyor. İki yıldır boş olan bu devasa bina çürümeye terk edildi. Sadece bumu? Bina içi yağmalandı. Uyuşturucu bağımlılarının ve fuhşun mekânı oldu.
Eski Kadın ve doğum hastanesi olan devasa bina aynı akıbetin içine yıllar önce itildi. Çürümesi bekleniyor. Bu binada talanın içine girdi. Uyuşturucu bağımlılarının ve fuhşun mekânı oldu.
Eski Kırşehir Lisesi. Çürümeye terk edildi. Bu tarihi binada diğerleri gibi aynı kaderi paylaştı. Etrafı içki şişleri ve kondomlarla bir kirlilik haline geldi.
Üniversite Rektörü öğrenci sayısıyla öğünüyor. Öğrencilerin sosyal yaşamına yönelik hiçbir girişimi yok. Kentsel gelişim için hiç gailesi yok. Bu ülke bir saltanat yıktı. On binlerce saltanat yarattı. Halka dair hiçbir şeyi olmayanlar sadece kesesini ve kendisini. Egosunu tatmin etti. Milletin sırtında efendi olup saltanatlarını kurdular.
Öğrencilerin barınacak yerleri yok. Eski hastane niçin yurt yapılmadı? Ya da bir Fakülteye dönüştürülmedi. “Burada getirim olmaz” kuşkusu olduğu için olabilir mi? artık ben bu tür hizmet alımlarında siz yöneticilerde yönelik asla doğru düşünemiyorum. Gördüklerim. Yaşadıklarım tanıklık ettiklerim sizlere yönelik hep kuşku dolu olmama neden oldu.
Kırşehir AEÜ Araştırma hastanesi var. Dekanı var. Fakültesi yooooooooooooooooooooooooooooook. Niçin? Bu şehrin insanları bir anjiyo için Kayseri yollarında telef olacak. Bir başkası ben Tıp Fakültesinin Dekanıyım diyecek bir diğeri Rektörüm diyecek. Diyecek olanlar, Hastane yönetiminin TV ile övüneceklerine hastane tabanına yerleştirdikleri baz istasyonunun gerekçelerini, gizlenen antenleri çıkıp açıklasınlar. Bölgede ağaçlar kuruyor. Utanmazlık aymazlık suratlarınıza vurmuş. Nedense sizler aynaya bakıp o suratlarınızı görmüyorsunuz. Hastane bağımsız ise döner sermayeden pay almayacaksınız. Hastane müstakilse bu müstakilliğin hesabı nasılsa birilerine sorulur. Ya elinizi çekeceksiniz. Ya da yanlışı düzelteceksiniz. Bu şehir yağma hasanın börek tepsisi değil.
Bu şehirde hakkında yolsuzluk rüşvet ihaleye fesat karıştırmaktan hakkında dava açılmış Sivas Müftüsü Kırşehir’e müftü oldu. Her türlü kepazeliğini yazdık. Vekillerin kılı kıpırdamadı. Son icrası eski müftülük binasının yıkımı ve ihalesi. Şahıs arsasının bağış adıyla ve hazine arsasının alınması. Altında o kadar çok şaibe bıraktı ki? İktidar olsun olmasın. Bir şehrin vekilleri güçsüzse doğaldır.
Bu ülke hangi sistemle yönetiyor. Anlayın.
Monarşi: Siyasi otoritenin bir tek kişi ve onun temsilcileri tarafından kullanıldığı rejim.
Aristokrasi: İktidarın asiller veya zenginler gibi belli bir sınıfın eline geçmesi.
Oligarşi: İktidarın az sayıdaki bir azınlık tarafın keyfi idare şekli.
Demokrasi: Hâkimiyetin halktan kaynaklandığı idare biçimi.
Teokrasi: Semavi dinlerden birinin hükümlerine dayalı olarak idare edilen devlet şekli.
Sahi bu ülkede hangi rejim hakim?
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.