Dostlar; güvenmeyin makamlarınıza...


Zafer Çam

Zafer Çam

Okunma 13 Mayıs 2017, 14:48

Dostlar; güvenmeyin makamlarınıza...

Kırşehir küçük bir il birçok insanlar birbirinin aşireti, köylüsü, akrabası ve dostu.
Cadde üzerinde gezerken dolaşırken birçok tanıdıklarla karşılaşıyorsunuz, konuşuyorsunuz hal, hatır soruyorsunuz.
Bazılarıyla karşılaştığınızda kafanızı aşağıya eğip görmesin diyorsunuz.
Birçoklarıyla her konuda daha yakın dost oluyorsunuz, dost biliyorsunuz değer veriyorsunuz, birde bakmışsınız dost bildiğiniz sizden uzaklaşıyor.
İnsan yaşadıkça bunları daha çok görüyor.
Değer verdiklerinizin boş olduğunu anlıyorsunuz.
İnsan olarak bundan üzüntü duyuyorsunuz.
Bazen karşınızda dost bildiğinizin bir insan olduğun unutuyorsunuz.
Olumsuz bir şeyle karşılaştığınızda insanın mayasında bunların olduğunu hatırlıyorsunuz.
Tarihte Allahın elçileri zulmü en çok yakınlarında gördü.
Kitabımız kuran bizlere bunları aktarıyor.
Bizde yine diyoruz ki gelin kıymeti ucuz olan çok az değerli bir dünyada dost olalım, dost kalalım.
Birbirimizin kadrini kıymetini bilelim. 
Çünkü belli olmaz, birbirimizden ansızın ayrılabiliriz.
Mademki Peygamber Efendimiz, “Mümin, müminin aynasıdır.”diye buyuruyor. 
Ne diye aynadan yüz çeviriyoruz?
Garazlar, kinler, iftiralar, yalan yanlış haberler, dostluğu karartır, gönlü yaralar.
Ne diye garazları gönlümüzden söküp atmıyoruz?" 
Dedikoducuları, yalan haber getirenleri yanımızda uzaklaştırmıyoruz.
Zaten sürekli yapmamız gereken de bu değil mi? 
“Rabbimiz! Bizi ve iman ile daha önce bizi geçmiş din 
kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz, şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!” demiyor muyuz.(59 Haşr, 10)
Acaba gönüller nasıl tamir edilir, nasıl yapılır, nasıl kazanılır,
sermayesi nedir, bu sermaye nasıl kazanılır? 
Üzerinde düşünmemiz gerekmez mi? 
Bir birimize karşı doğru ve sadık olmalıyız, doğru ve sadık kalabilmek ve doğruluğu hâkim kılabilmek için de “Özünde, sözünde, işinde doğru olanlarla, sadıklarla, Salihlerle beraber olmalıyız.”(9 Tevbe, 119)
Allah ne güzel söylüyor Salihlerle beraber olunuz diyor.
Bizler ise Sadıklardan, Salihlerden kaçıyoruz, korkuyor, ürküyoruz.
Oturduğumuz koltukların sadık dost olduğunu sanıyoruz.
Etrafımızda dönen çıkarcı, menfaatçi yalakları dost biliyoruz.
Yalakaların, çıkarcıların sözlerine inanıyoruz.
Hakiki dostlardan uzaklaşıyoruz.
Sadık dost koltuklardan değil Allaha söz verenlerden olduğunu unutuyoruz.
Geçici dünyanın süsleri makamlar bazı dost bildiklerimizin gözlerini kapatıyor. 
Şair ne güzel demiş “güvenme makamına, koltuğuna, postuna.
Bugünler gelir geçer, gün gelir makamından ederler.
En kötü günlerinde sırt çevirme dostuna, seni pohpohlayanlar bir gün çekip giderler”.
Makamlarda gün gelir akşam olur, aydınlık olan dünyanız bir emirle karanlıklara bürünür.
Makamlar ellerinizden gittiği gün dünyanız karanlık da kalmasın, dostlarınızla bir olun, karanlık dünyanın hep aydınlık olsun.
Makamlardan ayrılacağınız günler gelecek sizden öncekilerde böyle oldu.
Görev süreniz bitiğinde sizi uğurlamaya kapınıza gelenlere şöyle bir bakın kaçının samimi dostunuz olduğunu anlayacaksınız.
Kimileri gitmenizden mutlu olacak bunları göreceksiniz.
Yalakalar belki size hoş görünmek için sahte gözyaşları dökecekler.
Fakat kapıdan ayrılırken size el sallayacaklar bir daha sizleri aramayacaklar.
Biz hiç bir zaman dostların makamlarına değil, dost bildiklerimizin karakterlerine, kişiliklerine insani ilişkilerine değer verdik.
Kırşehir’de bunları çok gördük dost bildiklerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadık, dost olmayanları da hiç aramadık.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.