Fatih domatesi, Kanuni patatesi görmemişti


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 25 Nisan 2015, 19:53

Fatih domatesi, Kanuni patatesi görmemişti


Kur’an-ı Kerim’de ve İncil’de  neredeyse insanlığın var olduğu tarihten itibaren adı bilinen buğday, soğan,sarımsak,mercimek,hurma,üzüm,zeytin,elma,nar ve incir yabancı değildir.

Kutsal kitaplarda yazmayan yiyecekler öyle anlaşılıyor ki deneme-yanılma yönetimiyle tanındığı bilinmekte.Bilebildiğimiz zehirli olmayan her bitki yenir aslında.
Denilebilir ki domatesi ve patatesi yeseler ne olur,yemeseler ne olur.Gelip gitmişler.Domatesin ve patatesinde mi tarihi olur.? Olmaz mı çorbanın , yoğurdun ve etli yemeklerin  mucidi Türkler ise meyve ve sebzelerin de yenilebileceğini keşfedenler var şüphesiz.

Günümüzde milli yemeklerimiz olarak bildiğimiz bir çok yemeğin geçmişinin çok da eski olmadığı,Fatih Sultan Mehmet döneminde domates,Kanuni Sultan Süleyman döneminde patates ve biberin bulunmadığı ve hatta bu toprakların 1840 yılına kadar patates görmediği tarihi bilgiler arasındadır.Patatesi elitler 1840,sıradan insanlar ise 1870’li yıllarda tanıyor.

Avrupalılar 1900’lı yıllara kadar zehirli olduğuna inandıklarından domates yemeyi reddetmişler,süs bitkisi olarak yetiştirmişler.
Sebzelerin  anavatanı Amerika kıtası.Amerika’nın keşfi 1492.Yani Avrupalıların çoğu bu sebzeleri görmemişti.Dünyada Çin ve Amerika’dan sonra günümüzde domates üretiminde üçüncü sıradayız.

Anadolu’da domatese ‘kırmızı’ veya ‘frenk’ de denilir.Gaziantep’te ‘frenk kebabı’ domates ve köftenin şişe geçirilmesiyle elde edilen halidir.Urfa’da domatesin adı unutulduğundan hâlâ frenktir.Frenk,yabancı demektir.Patatesin Avrupa’da ilk üretimi 1540 yılında Fransa’da yapıldığı biliniyor.Patates adı yaygınsa da,Anadolu’m ‘kumpir’ diye bir isim takmıştır ona.

Günümüzde onsuz olmayacağını bildiğimiz çayı,Osmanlı ithal ederek tanışsa da çay  fidanı ve tohumunun  ekimi devlet öncülüğünde 1940’lı yıllarda yaygınlaşmıştır.Yaygınlaştıktan  sonra da kahvenin tahtını sarsmıştır.

Kahve mi ? Onun tarihi biraz daha eski. Türkülerimize konu olmuştur.’Kahve,Yemen’den gelir.’, ‘Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Gibi.
Bilindiği üzere Yemen, 1539-1918 yılları arası Osmanlı toprağı idi.Kahveyi İstanbul’a 1517’de Yemen Valisi getirmiştir. Ülkemizde kişi başına 1 kilogram kahve tüketilse de ( Yunanistan’da 6 kilogram.,Amerika’da 13 kilogram ) Ama yapılışı , içimi ve keyfi bakımından Türk Kahve Kültürü oluşmuştur.

Günümüzde savaş meydanı olan Yemen’i 10 Arap Devleti İran baskısından korumaya çalışsa da biz yalnız başına  O toprağı korumak için ne çok şehit vermiştik.’Gidenler,gelmemişti.’ Mehmetlerin çantasında bir potini,bir de fesi vardı.

Yine günümüzde severek tükettiğimiz,yerlisi yetişmediğinden bolca ithal ettiğimiz muz,ilk defa Mısır’dan zengin bir aile tarafından süs bitkisi olarak getirilmiş,meyve de verdiğinin görülmesi üzerine 1930’lu yıllardan sonra ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır.

Milli yemek olarak tanıdığımız ‘kuru fasulye’nin  menşei Amerika. Tanışalı henüz 2 asır oldu.Daha önceleri sadece kuru bakla var.Taze fasulye ise 1730’lu yıllara girmiş ülkemize.Mısırın menşei de Amerika’dır.

İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan sebzelerden patlıcanın anavatanı Doğu Asya’dır.(Hindistan,Çin) Osmanlı,patlıcanla 16.yüzyılda Avrupa ile birlikte tanıştı.
Türkiye’ye 1980’li yılların sonunda getirilerek yetiştirilmeye başlanan  ‘C’ vitamini deposu olarak gösterilen  ‘kivi’nin anavatanı Çin’dir.
Tropikal meyvelerden avokadonun anavatanı Orta Meksika’dır. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği,kalp ve damar hastalıklara iyi geldiği belirtilen meyve, 2000’li yılların başında ülkemizde üretilmeye başlandı.

Görüldüğü üzere bu iki meyveyi de kırk yaşının üstündeki nesil yeni tanımaya başladı.Dolaysıyla 40 yıl önceleri dünyayı terk eden Türk vatandaşları bu zevki tadamadılar. Her iki meyvenin damak zevkimize uygunluğu henüz test aşamasındadır.
Dünya büyük bir köy olduğundan eski zamanlarda yıllarca belki asırlarca sadece yetiştirildiği bölgede  tanınan meyve ve sebzeler,böylesine hızlı iletişim sayesinde keşfedildiğinde duyulması an meselesidir artık
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.