Ahi esnafımıza sesleniyoruz...

Son zamanlarda şehir esnafı bir yandan dert yanarken bir yandan da gelen müşterilerinin yüzüne bakmaz hale geldi. Büyük küçük esnaf arkadaşlarla yaptığım sohbetlerde memleketin halini en iyi bilen tabiî ki esnaflardır.

Ahi esnafımıza sesleniyoruz...

Ahi esnafımıza sesleniyoruz...

Son zamanlarda şehir esnafı bir yandan dert yanarken bir yandan da gelen müşterilerinin yüzüne bakmaz hale geldi. Büyük küçük esnaf arkadaşlarla yaptığım sohbetlerde memleketin halini en iyi bilen tabiî ki esnaflardır.

Hem maddi hem manevi olarak tükenen, tüketilen küçük esnafla birlikte aslında devlet tükeniyor millet tükeniyor. Anadolu şehirlerini ayakta tutan küçük ve orta ölçekli esnaflardır. Sabahleyin kalkıp dükkânını açan, akşama kadar ekmeğinin peşinde helal lokma kazanmak için çırpınan ve helal yoldan kazandığı para ile de çocuklarının geleceğine yön vermeye çalışan, bu özverisiyle ülke ekonomisinin büyük bir kısmını sırtında taşıyan esnaf kardeşlerimizdir.

Burada bir gerçek var ki, esnafların birçoğu sadece reisin hatrına baldıran zehri içiyor. Bir gün canına tak edecek, en yakın seçimde sandıklarda reis hariç hepinizi alaşağı edecek. Bu millet size 15 yıldır sonsuz kredi verdi, tek başına iktidara taşıdı, hep yanınızda durdu. Yeri geldi canını verdi,  parasını verdi, ekonomi düzelsin diye dövizlerini Türk Lirası’na çevirdi, çoluk çocuğunun geleceği olan altınlarını yastık altından çıkarıp ekonomiye kazandırmak için bankalara teslim etti. Bu millet daha ne yapsın?
Toplumsal huzuru etkileyen en önemli etkenlerden birinin de ekonomik hareketliliğin devamlılığının sağlanması olduğunu unutmamak gerekir. Tabi bir de işin öbür tarafı var. Bunu da yazmadan geçmek istemiyorum. Kendini çok akıllı sanıp hep bana Rabbena diyen esnaf kardeşlerimize seslenmesem ayıp etmiş olurum. Benim için de en iyi esnaf sözünde duran, müşterisini kandırmayan, kişiye göre muamele yapmadan herkese eşit davranan ve ticarette doğruluk dürüstlük kurallarına uyandır. Zaten uymayan da her zaman kaybedendir.

Ne kaybedersiniz müşteriyi güler yüzle karşılayıp uygun ve makul fiyatlara kazıklamadan ticaretinizi yapsanız? Unutmayın ki sevinen taraf siz olmayacaksınız, sonunda attığınız kazık size bir şekilde dönecektir. Esnaf olmak öyle her baba yiğidin harcı değildir. Hemen dükkân açayım demekle olunmuyor. Çok daha ötesidir esnaf olmak ve çok büyük sorumluluk gerektirir.

Üzülerek söylüyorum ama esnaflığın sanat olarak icra edildiği o yıllar çoktan geride kalmış. Hangi sektöre bakarsanız bakın büyük bir eksiklik, laubalilik, işi sahiplenmeme, kaliteden ziyade kazanılacak parayı hesaplama gibi şeylerin ön plana çıkması üzücüdür. Tabi ki sözümüz işi hakkıyla yapana değil.

 Eskiden esnafın yaptığı ayakkabının dama atılması o usta için en büyük ayıp olup, meslekteki şeref ve itibarını sıfırlar ve müşterisinin azalmasına yol açarmış. Bu uygulama bütün esnaf teşkilatı için bir genelleme niteliği olup, birisi hakkında; pabucu dama atıldı: denilmesi artık meslekten ekmek yemesinin zor olduğuna işaret sayılır. Esnafın bu titizlik ile iş görmesi temin edilirmiş.

Bu uygulamanın Ahi Evran'dan kalma, daha o zamanlarda da hatalı malzeme üreten zanaatkârın ahi şeyhi tarafından meclisten çıkarılıp pabucunun tekke damına atıldığı ve evine yalın ayak gönderildiğine dair rivayetlerde vardır.

Ben derim ki, artık herkes elini taşın altına koysun. Öyle lafla Müslümanlık olmuyor, herkes ne yaptığını bilsin. Olayı tek taraflı değerlendirmenin haksızlık olduğunu düşünerek iyi ve kötü yanlarını sizlerle paylaşmak istedim. Artık son sözü siz değerli okurlarıma bırakıyorum. Allah her iki tarafa da doğruluk, dürüstlük, iman gücü nasip eylesin.kalın sağlıcakla ….

Hakkı MAHLUT
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.