Aklınızda hangi seçilmişler kaldı

Allah’a çok şükür elli beş yıldır ayaktayım.

Aklınızda hangi seçilmişler kaldı

Aklınızda hangi seçilmişler kaldı

Allah’a çok şükür elli beş yıldır ayaktayım.

Yaşadıkça hayata dair birçok olaylara şahit oluyorum.

Sizlerde benim gibi oluyorsunuz, görüyorsunuz, duyuyorsunuz ve yaşıyorsunuz.

Türkiye’nin elli beş yılık tarihine vakıfız.

Askeri cuntaların gelişini,  muhtıraların sesini duyduk.

Suçsuz infazları darağacında sallandırılan geçleri sağcı, solcu kardeş çatışmalarına şahit olduk

Birçok siyasi iktidarın yönetimlerini gördük, şahit olduk.

Seçilmiş, atanmış kukla başbakanları ve cumhurbaşkanlarını tanıdık.

Onlarca başbakanları ve seçilmiş vekilleri biliyorum.

Siyasetin içerisinde yüzlerce seçilmiş vekil ve bakan olmuş ama adam olmamışları tanıdık.

Kırşehir’de Seçilmiş birçok belediye başkanlarıyla ortak mesailerimiz oldu.

Seçilmiş başkanlar kendisinde önceki başkanın yaptığının söktü kendisi yeniden yaptı, sök, tak başkan olarak anıldılar.

İlimizde o kadar çok vali ve bürokrat tanıdık.

Geriye ne kaldı.

Hafızalarımızda tanıdığımız şahit olduğumuz kaç tane cumhurbaşkanı, başbakan ve seçilmiş vekil ve bakan ismi var desem kaç kişi saya bilir.

Ben sayamıyorum.

Birçoklarının ülkeye ve ilimize ne kazandırmışlar görmedim.

Bunlar bazıları ilimize derin yara bırakmışlar bunların isimleri silinse de yaraları hala sarılmayı bekliyor.

Kırşehir’i il iken kaza yapan bürokratlarda hanginsin ismini hatırlıyorsunuz.

Bugün yeryüzünde ne kendileri kaldı nede isimleri.

İlimize yaptıkları kötülükleri kaldı.

Her dönem Ankara’ya seçilmiş vekil gönderen Kırşehir’e ne hizmette bulundular, yakınlarını müdür, partililerine iş, aş kapısı oldular.

Kırşehir’in seçilmiş vekillerinin isimlerini bile unuttuk.

Unutulmayan bir eserleri yok o yüzden unutulmaya mahkûm hepsi.

Binlerce seçilmiş sivil toplum temsilcilerini gördük.

Hangisinin eseri şu diye gösterebilirsiniz.

Bursa Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: “

Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” der.

Nazım’ı odaya getirirler.

Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım’ı tepeden tırnağa süzer ve:

“Demek Nazım Hikmet sensin”, der.

Nazım’a oturması için yer göstermez.

Kısa bir konuşma sonrası, “Gidebilirsiniz” der.

Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:

“Ömer Hayyam adını duydunuz mu?” diye sorar.

Müfettiş hemen atılır:

“Kim bilmez ki Hayyam’ı”

Nazım: “Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?” diye sorar.

Müfettiş şaşırır.

Nazım konuşmasını sürdürür, “Görüyorsunuz, sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız.

Yıllar sonra beni dünya anımsayacak, ama dönemin Adalet Bakanını ve sizi kimse anımsamayacak” der ve çıkar.

Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım’ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur, asla geri dönmez.

Sahi, o dönemin, Cumhurbaşkanı, Başbakanı Adalet Bakanı kimdi?

Bileniniz, hatırlayanınız var mı?

Bugün iktidarda olanlarda bir gün gelecek hatırlanmayacaklar.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.