Bakmak yada görmek!

Bir belediyenin büyüklüğü; o belediye tarafından sunulan ya da sunulabilecek hizmetlerin toplumsal etki kurulan ilişki sentezi içindedir.

Bakmak yada görmek!

Bakmak yada görmek!

Bir belediyenin büyüklüğü; o belediye tarafından sunulan ya da sunulabilecek hizmetlerin toplumsal etki kurulan ilişki sentezi içindedir.  Akılcı projeler partizan tutumun ötesi taşınmış ise mutlaka bir gerekçesi vardır. Bu gerekçe akıldır. Hizmet etkinliğinin hangi ölçekte daha iyi sağlanabileceğini, diğer bir ifadeyle hizmetler hangi ölçekte sunulursa etkinlik düzeyinin daha yüksek olacağını hesaplamak teknik düşüncenin varlığıyla ortaya konulabilir.
Yenilik; çağdaş anlayışla aynı paralellikte yürümüyorsa, sizler yerinizde sayıyorsunuz demektir.
Günümüzde giderek önemi artan sosyal sorumluluk olgusu hem bireylere hem de kurumlara önemli sorumluluklar yüklemektedir. Günümüz toplumlarının kurum ve kuruluşlardan beklentileri içerisinde yer alan sosyal sorumluluk ve topluma hizmet anlayışı gerek özel kurumlar, gerekse kamu kurumlarında üzerinde durulan bir yönetim işlevi olarak herhangi bir konuda karşımıza çıkmaktadır. 
Kırşehir Belediyesinin toplumsal yaşamda sosyal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi ve buna yönelik uygulamaların “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” anlayışı çerçevesinde gelecek 50 yıla göre planlanmış ise mükemmel. Gelecek 100 yıl için hazırlanmış planlanma kentin tarihsel süreci dâhil yatay büyümeye yönlendirilmiş ise harikulade. 
Kırşehir yeniden kurulmuyor. Yeniden dizayn ediliyor. Kırşehir’in daha sağlıklı ve yaşanabilir bir kent haline gelmesi amacıyla aktivite alanlarını “siyasi” risklere rağmen sosyal sorumluluk ve topluma hizmet anlayışı her geçen gün artıran Kırşehir Belediyesi, son dönemde kent yaşamına kazandırdığı alt yapı ile kent standardını yükseltme çalışmalarına farklı projelerle bir yenisini daha ekliyor. 
Kent yaşamında hayata geçirilen ve uygulamaya konulan çalışmalara bakıldığında, Kırşehir aktif ve hareketli kent olmayı sürdürürken, kent merkezi cazibe merkezi haline gelmekte.  Bir belediye başkanı kentin göreceli yaklaşım anlayışını yaşam standartlarına ekleyerek, en üst seviyeye taşıyorsa sorun yok demektir. Kırşehir Belediye Başkanının ‘yaşanabilir’ kent yaratma çabaları açıkça ortadadır. Ben bir kent yaşayanı olarak başta Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci ve ekibini kutluyor ve alkışlıyorum.
Hazırlanan, kullanıma sunulan bu çalışmalar kapsamında sosyal sorumluluk kavramı ve gelişimi, Belediye hizmet mekanizmasında açıkça görülüyor. Hiç kimsenin elinde sihirli bir değnek yok. Ortaya çıkan eserler toplum üzerinde olumlu bir algı yaratmış ve kabul görmüş ise bu gerçekle aksi mücadele yapmak beyhudedir.
Ben geçtiğimiz günlerde Mustafa Kemal Atatürk’ün döner kavşak üzerinde bulunan heykelin, daha anlamlı ve göreceli bir alana taşınması için makale yazmıştım. Önerim, Belediye başkanı Bahçeci tarafından olumlu olarak değerlendirilmiş olup kendilerine kalben teşekkürlerimi sunarım. 
Atatürk anıtının döner kavşaktan kaldırmak veya yerinde kalması kendi tasarruflarındadır. Bu taşımaya mutlak birileri karşı çıkacaktır. Neden ve niçinlerini sıralayabilirler mi; bilemem. 
Açıkça söylüyorum ki; ben Mustafa Bağ olarak bir Kemalist’im. Ben Mustafa Kemal Atatürk’ü kaynağından öğrenmiş emekli bir askerim.  Mustafa Kemal Atatürk herhangi bir kurumun veya herhangi bir siyasi partinin propaganda aracı olacak kadar küçük, nede ismi sadece laf olsun diye söylenebilecek toplumsal lakırdıdır. Bunun içindir ki; Mustafa Kemal Atatürk meydanlarda göz boyamak için ağızlara alınan çiklet değildir. Gözyaşı hiç değildir. Bunun içindir ki ben hiç kimse ile Mustafa Kemal Atatürk’ü tartışmam. Söz konusu dahi olamaz. Mustafa kemal Atatürk sizin için propaganda aracı olabilir, benim için ise bir idol değildir. 
Atatürk’ü anlamak için Belçika’da basılan bir kart postal bile yeterli… Orada şöyle deniyor: ''Türkiye, Atatürk’ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e”… Bu anlayış içimize nüfuz etmiş ise mesele kalmamıştır.
Ben bilgi ve birikimlerimi topluma sunabiliyor, halen projeler hazırlayarak topluma katkı yapabiliyorsam... Mustafa Kemal Atatürk doktrinlerini iyi bildiğim içindir. Bireyler toplumun nüvesidir. 
Bu ülkede benim hiç hoşuma gitmeyen iki tür gruplaşma var…  Birincisi koşulsuz biat felsefesini benimsemiş, Arap geleneklerini İslam‘ın farzları sanıp Allah’ı ağzına sakız ederek şarlatanlığa taşıyanlardan rahatsız olanları dinsiz ilan eden, kendi siyasi görüşlerini doğru bulmayan kişilere toplumsal dışlanma yaftalarıyla yaftalayan insan gurupları. 
Diğeri ise; Dinini biraz olsun yaşamak isteyen gerçek dindar insanları da “dinci” diye damgalayan, kendi görüşünde hiç hata bulmayıp “diğer” görüşü asla ve asla benimsemeyen.  Atatürk‘e tapma noktasına gelecek kadar ilahlaştırmış, Atatürk gibi birini bekleyen ama yalnızca bekleyen, Atatürk‘ün seviyesine ulaşmak için çabalamayıp mehdi/mesih bekler gibi ikinci bir Atatürk bekleyen insan grupları.
Ben bu ve benzer eleştirileri hayatım boyunca yaptım. Birinci grup ikinci gruba çattığımı, ikinci grup birinci gruba çatmadığımı düşünüyor. Benim kimseyle bir alıp veremediğim yok. Doğru tektir. Birinci grup kendini mazlum, ikinci grup kendini entelektüel veya çok elit görüyor. Sizce doğrusu hangisi olmalı?

Atatürk ulaşılmaz değildir.  Atatürk’ü anlamak önemlidir. Atatürk’ü ulaşılmaz zannedenlere sorum şu. Niçin yeni bir Atatürk bekliyorsunuz. Kendiniz niçin Atatürk olmayı düşünmüyorsunuz? “Ülkeyi sevmek o’na hizmetle olur”. Sözlerine neden sahip değilsiniz. 

Kırşehir’de birileri döner kavşakta bulunan Heykelin daha göreceli bir alana taşınması karşıymış hayret. Anıtın daha göreceli yere taşınması yerine döner bir kavşakta trafik lambası gibi durması. Etrafına afişler asılarak, bilboard görevi yapması çok daha evla. Anlayış!!! 

Yıl 2005…  Döner kavşakta bulunan Atatürk anıtı önünde olan Genç erkek ve kadın heykeli yerinden sökülüp alınıyor. Kılıççı köprüsü yanına konuyor. Oysa anıtla bütün olan ve Mustafa Kemal Doktrinleri arasında yer alan “Gençlik” felsefesi siliniyor. Kimseden ses çıkmıyor. Ben hariç eleştiren yok.

Yıl 2006… Mustafa Kemal Atatürk anıtı kaidesi üzerine saat çakılıyor. Dünya’da ülke kurucuları dâhil hiçbir anıt ve heykel üzerinde anıta ait olmayan bir obje bulundurulmaz. Bu çirkinlik için kimseden ses seda çıkmıyor. Ben hariç eleştiren yok.
Yine yıl aynı. Kaman ilçesi anayol adı “Atatürk Caddesi”… Atatürk ismi paslı tenekeden sökülüyor. Yerine fosforlu tabelalar takılıyor. “Prens Mikasa Caddesi”… Bu ahlaksızlığı herkes seyrediyor. Tabela törenine keskin Atatürkçülerde katılıyor. Yine hiç kimseden ses seda yok. Ben hariç eleştiren yok.

Yıl 2007… 24 Aralık Mustafa Kemal Atatürk’ün Kırşehir’e geliş etkinlikleri belediyenin karanlık koridorlarında kutlanıyor. Yazdım. “Mustafa Kemal Atatürk Belediye koridorlarına sığacak kadar küçük değildir. Bu savunmama sadece Yaşar Bahçeci cevap verdi. “Mustafa abi ben Mustafa Kemal Atatürk’ü karanlık koridorlardan dışarı taşıyacağım”. Başkan sözünü tuttu. Etkinlikler koridorlardan dışarı çıktı. Kırşehir halkı Mustafa Kemal Atatürk’ün geldiği tarihi yeniden yaşadı.

Yıl 2008… Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Aralık 1919 yılında Kırşehir’i ziyaretlerinde halka hitaben konuştuğu alana 1936 yılında yaptırılan 3 derslikli “Gazi” adını taşıyan okul depreme dayanıksız gerekçesi ile yerle bir edildi. Benim tek başıma mücadelem sonuç vermedi. Atatürkçüler kayboldu. Bir, bir kapılarını çaldım. Kimseden ses çıkmadı. Neredeydiler? Bu çağrım yine Belediye Başkanı tarafından değerlendirildi. “Mustafa abi, o arsayı kimseye yağmalattırmam. Oraya Mustafa Kemal Atatürk’ün adına yakışır park yapacağım. Temsili taşı Başkan yardımcımla birlikte seçer misin”? Bu onurlu görevi bana Bahçeci verdi. Açılış konuşmasında “bu park için Mustafa abime katkılarından dolayı teşekkürler ederim”. Diyerek âlicenaplığını ve engin gönüllülüğünü gösterdi. Ortada keskin Atatürkçüler yine yoktu.

Yıl 2009 Yeni vilayet binası yapılmış. Valilik karargâhı taşınmıştı. Eski bina ek hizmet binası olarak görev yapıyordu. Bahçede sivil kıyafetli Atatürk anıtı var. Dönemin valisi Lütfullah Bilgin’e bu anıtı yeni bina önüne alınması gerekliliğini söylemiştim. Verilen tek cümle cevap. “yer dar” dendi. Yazdım olmadı. TV programlarında eleştirdim olmadı. Atatürkçüler yine kayıptı.

Yıl 2015… Eski vilayet binası yıkıldı. Anıt toz içindeydi. Uyardık. Üzeri örtüldü. Ortalık yerde kalan heykelin dibi umumi helâ. Etrafı biracıların şişe tokuşturduğu yer olduğunu hangi Atatürkçü biliyor?

Atatürk anıtının döner kavşaktan kaldırılması gerekir. Bunun için binlerce neden sıralayabilirim. İş Bankası alanı dar ve küçük diyebilirsiniz. Heykelin taşınabileceği yerlerden biriside Beğendik mağazası önü ve meydana bakan bir yüzle olabilir. Hiç kimse bu taşıma işini Atatürkçülükle karıştırmamalıdır. Ben bu görüşümü yıllardır kamu nabzı tutarak sürdürmekteyim. Afakî bir fikir üretimi de değildir. Atatürk anıtı dört yol ortasında olamaz. Atatürk anıtı poster asma yeri. Trafik lambası olamaz. Anıtlar birer anlam taşır. Tekrar Atatürk’ün o kavşağa yakıştığını düşünüyorsanız diyecek sözüm yok. Ancak gerçek Atatürkçü İseniz. Bu anıtı Mustafa Kemal Atatürk’e yakışır bir alana hep birlikte taşıyalım. Hiç değilse Atatürk sevdanıza biraz katkınız olsun.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.