“BAŞKANLIK”-”FEDERASYON”

“Bölge odaklı” ama “küresel bir paylaşım savaşı” yaşanıyor. 

 “BAŞKANLIK”-”FEDERASYON”

Bölge Odaklı, “Küresel Paylaşım Savaşı”nın Ateşinde;
 “BAŞKANLIK”-”FEDERASYON”


“Bölge odaklı” ama “küresel bir paylaşım savaşı” yaşanıyor. 

Bu savaşın kendi aralarında etnik-mezhepsel/dinsel ve kültürel farklar bulunan halkları birbirine karşı kullanarak yürütülüyor. 

ABD ve Batı tüm ana kartlarını "kara gücümüz"dedikleri PKK/PYD üzerinden götürüyor.  

ABD,  IŞİD’ yok etme bahanesiyle Koalisyon güçlerinin desteği ile PYD’ye alan açmış, Stratejik şehirleri ele geçirerek önemli ölçüde toprak kazanmıştır. 
Nitekim; Irak’ın, Kandil ve Sincar, Suriye’nin Ayn el Arab-Kobani ve Resulayn bölgelerinde kurduğu kamplarda PKK’ya açık destek vermekle kalmıyor başlarına Amerikan subaylarını konuşlandırır durumda sahadadır...

 ABD yeni Başkanın göreve gelmesini beklerken, Savunma Bakanlığı 619 milyar dolarlık 2017 bütçe tasarısında Türkiye açısından da kritik bir değişikliğe imza atmış ,”Tasarı’ya sonradan eklenen bir maddeyle Suriye'deki gruplara "taşınabilir hava savunma füzeleri" verilmesine ilişkin tasarı Senato'da kabul edilmiş,ABD Başkanı Obama giderayak Suriye’deki muhalefete silah yardımını kısıtlayan yönetmeliği kaldırmış ve uçak avcısı Manpad füzelerinin PKK/PYD’ ya “saklı gizli” değil “resmen” verilmesinin önünü açılmıştır..
 Sonuçta; uçak düşüren Stinger füzeleri, roketler otomatik tüfekleri, gelişmiş patlayıcıları PKK’nın elinde olup halen de  Resulayn’a, Ayn el Arab’a helikopterle getirilip teslim edildiği ve asıl hedefin de  Türk savaş uçaklarını bölgeden çıkarmak  olduğu saklanamayacak boyut almıştır.
 
 Öncesinde TSK’yi hizaya getirmek için “Millici Subaylar”ın tavsiyesi ile yerlerine “Fetöcü cemaat unsurları”nı yerleştirmeyi amaçlayan “Ergenekon” ve “Balyoz” kumpaslarında Fetöcü  polis, savcı, hâkimleri dinleme, sahte belge üretme, istihbarat   alanlarda eğiten, yönlendiren ve uygulatan  CIA’nın önemli bir yetkilisinin, hükümetle Fethullah cemaatinin girdiği yeni yol ayrımından sonra “Türk istihbaratında birlikte çalıştığımız, yetiştirdiğimiz birçok Cemaat mensubu görevden alınıyor. Türkler'in istihbaratçı açığını hemen kapatması mümkün değil” şeklindeki basına yansıyan açıklamalarından sonra CIA bu cemaat unsurlarını kullanmaya devam etti.
  CIA,15 Temmuz darbe kalkışması sonrası boşlukta kalan Kandil’deki fetocu istihbarat unsurlarını Türkiye’nin sınır dibi Suriye’nin Rasulayn kasabasına taşıyarak hem koruyup hem de kullandığı ve de aynı anda özel görevler için seçtiği “kara gücü” PKK’lı teröristleri özenle yerleştirdiği artık açık açık biliniyor.
  İstanbul Beşiktaş'taki çevik kuvvet polislerini hedef alan patlama, Kayseri’de Komando Tugayında çarşı iznine çıkan er ve erbaşları hedef alan benzer terör eylemleri; kendilerinden uzaklaşıp, Rusya ile yakınlaşan, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda El Bab’a, ardından da PKK’nın elindeki Menbiç’e yönelimine, dolayısıyla ABD planlarını zorlayan Türkiye’ye, ABD fiili "kara gücü" PKK/PYD eliyle verilmiş bir “iç terör” yanıtı olarak görmek gerekir.

 “DIŞ POLİTİKA” İLE, “İÇ POLİTİKA” ARASINDAKİ HEDEFLENEN  “ENTEGRASYON”

  Fırat Kalkanı operasyonu ile Suriye'nin dahası bölgenin yeniden şekillenmesinde söz sahibi olmak isteyen Türkiye’nin, Ortadoğu’da yeni bir stratejiyi devreye soktuğu üzerinde bir mutabakatın kesin varlığı bir yana, bu saha da fiilen savaş olarak yürütülen “dış politika” ile, “iç politika” arasındaki hedeflenen  “entegrasyon” içeride Türkiye'nin “kuruluş değerleri”ne ve giderek “laik demokratik, çağdaş hukuk devleti” varlığına yönelik tehdit algıları ve de en önemlisi “Orta doğu”laşmak kamuoyunu çok ama çok meşgul edeceğe benziyor.
Türkiye’nin; bölgedeki bugünkü tutumuyla içerdeki "Başkanlık" rotasını entegre ederek, bu ABD merkezli Ortadoğu’nun Türkiye dahil bölünüp parçalanmasını öngören,“bölgesel harita” planına karşı,   PKK/PYD'nin olabildiğince ezilip devre dışı bırakılarak, Kuzey Irak Suriye’deki Kürtleri ve değişik kesimleri de kucaklayan bir federal devlete bir "Federasyon”a çevrilen bir strateji güdüldüğünü düşünüyorum.

BAHÇELİ'Lİ MHP; BU SÜRECİN "BAŞKANLIK" AŞAMASININ “GEÇİCİ YOL ARKADAŞI” DEĞİLSE, BU GENİŞLETİLMİŞ “FEDERASYONA İKNA EDİLMİŞTİR”

Türkiye açısından İçeride; “Başkanlık”,”Laiklik”,“Rejim”,”Sistem”,”Üniter Yapı” ve dış politika yönüyle daha da dikkat çeken” Lozan” tartışmaları ile, dışarıda, yani fiili savaş sahasındaki durumun bağlantıları yeterince netlik kazanmış durumda.
Bu çerçevede, bu stratejinin, ülke içi ve dışı ittifaklar  sürecinin de, her aşama da farklılık göstereceğini düşünmek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.. 
“Bahçeli'li MHP” bu sürecin "Başkanlık" aşamasının “geçici yol arkadaşı” değilse, Bu genişletilmiş “federasyona ikna edilmiştir”.
Bu stratejiyi “doğru” ya da “yanlış” görmekle, bunu "adlandırmak" çok farklı şeyler. 
Bu durum hayata geçirilir ya da geçirilemez, ama burada benim gördüğüm bu.

Adnan Yılmaz/Araştırmacı-Yazar
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.