Bitmez denilen servetler...

Dünya’da batmaz denilen imparatorluklar.

Bitmez denilen servetler...

Bitmez denilen servetler...

Dünya’da batmaz denilen imparatorluklar.

Bitmez denilen servetler.

Çökmez denilen iktidarlar.

Gitmez denilen şöhretler.

Batmaz denilen gemiler.

Gurur ve kibir abideleri hani neredeler.

Bunun farkın damısınız ey kendilerini batmaz, bitmez, tükenmez görenler.

Sanmayın bu mülkün sahibi, kurucusu, çalıştırıcısı, hareket vereni sizler değilsiniz.

Sizler kurulmuş düzenin bekçilerisiniz.

Azgınlaşmayın, şımarmayın, gururlanmayın, kibirlenmeyin kısa ömür için değer mi?

Burnu havada olanların sonu âşık paşa ve bağ başı mezarlığı oldu. Tarihe bakıp da hiç öğüt almayacak mısınız?

Bunun Allah dahi batıramaz diyenlerin sonu okyanusun dibi oldu. 1912 yılında 14 Nisan’ı, 15 Nisan´a bağlayan gecede sisler arasından birden ortaya çıkan bir buzdağı batmaz denen Titanik’i iki saat içinde derin sularda gömüyor.

Yapmış oldukları eser onları Allah yaklaştırmadı, Allah’tan uzaklaştırdı, kendilerini tanrılaştırdılar.

Buna Allah’ın dahi gücü yetmez dediler.

Yüzlerce insan limanına toplanmış, Titanik'in New York'a doğru çıkacağı ilk yolculuğuna tanıklık etmek istiyorlar.

Çünkü onlara göre bu gemi bir efsane olacaktı.

İnsanlara göre bu gemi asla batmazdı, öyle inandırılmışlardı.

Sadece zenginler bu gemideydi.

Zenginlerin hizmetine sunulan havuzu olan ilk gemilerdendi, şık mobilyalar, altın avizelere süslemişlerdi gemide zenginler için yok yoktu... 

Gemide her saat eğlenceler düzenleniyor çılgınlık gün boyu sürüyor.

Bilmiyorlardı ki bir saat sonar bir buz dağıyla karşılaşacaklarını.

 Her şey çok güzel giderken, birden eğlence korkuya dönüşüyor.

 "Gözcü haykırıyor; ´buzdağı!

Fakat dev gemi durmuyordu, hızını kesmesi için zaman lazımdı ve sisler arasında görünen buzdağı yaklaşıyordu.

Kaptan tedirgin, aşağıdan ise orkestranın ve eğlenen insanların keyfi yerindeydi.

Sonra buzdağı gemiye ulaşıyor, kaptanla yardımcılarının çaresiz bakışları arasında buzdağı Titanik’e çarpıyor.

Darbe hafifti hatta pek hissedilmedi, kaptan o anda ucuz atlattık diye düşünüyordu.

Ama birkaç dakika sonra kaptan gerçeği gördüğünde yara öldürücüydü buz dağı gemiyi jilet gibi keserek, parçalamıştı.

Eğlence yerini korkuya, paniğe bırakmıştı gemi batıyordu.

Umutlar tükeniyordu, batmaz dedikleri demir yığını sonları oluyordu.

Batacakları kesinleştiği zaman birçok kişi güvertede toplanıp dua etmeye başlıyorlar.

Nitekim Kuran’ın birçok ayetinde, insanların sıkıntı veya tehlike durumunda Allah’a dua ettikleri ancak sıkıntı üstlerinden kaldırılınca ettikleri duaları unuttukları bildirilmiştir.

Ses çığlıkları bir birine karışmıştı koşuşturmalar, kadınlar ve çocuklar Avrupa’nın en ünlü ve zengin ailelerinin mensuplarının birbirlerine ebediyen veda ediyorlardı.

Dev gemi yavaş yavaş batıyordu.

Dünya tarihi, sahip oldukları güce ve teknolojiye güvenerek Allah’ın kudretini unutan insanların başlarına gelen ibretlik olaylarla doludur.

Bu olayların her biri, ne gücün, ne zenginliğin, ne bilimin, ne de teknolojinin, kısaca hiçbir şeyin Allah’ın takdirine karşı koyamayacağını ispatı bu olsa gerek.
Saltanatına, iktidarına, gücüne, kuvvetine, zenginliğine, şöhretine güvenen insanlar önemli bir gerçeği unutuyorlardı:
Allah’ın takdir ettiği kadere, hiçbir şekilde karşı konamazdı.
Nitekim hiç umulmadık anda ölüm onları buldu.
Ey ölüm sen ne kadar güzelsin.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.