Biz, hiçbir şey olamadık! Niçin?

Ben bazen kişilere yönelik yazılar yazarken çok çekiniyorum. Bu şehre hizmet üreten o kadar çok güzel insan var ki… O kadar çok övgüye mazhar ki; onları yazılarımla incitmekten korkuyorum. Pir Abdal’ı dostun bir gülü yaralamıştı. Ben bundan korkuyorum.

Biz, hiçbir şey olamadık! Niçin?
28 Kasım 2014 Cuma 18:47

Biz, hiçbir şey olamadık! Niçin?

Ben bazen kişilere yönelik yazılar yazarken çok çekiniyorum. Bu şehre hizmet üreten o kadar çok güzel insan var ki… O kadar çok övgüye mazhar ki; onları yazılarımla incitmekten korkuyorum. Pir Abdal’ı dostun bir gülü yaralamıştı. Ben bundan korkuyorum.

Yıl 2001–2006 O yılarda Kırşehir yolgeçen hanı gibiydi. Valinin birisi gidip, diğeri geliyordu. Kent aylık valilerle, vekil müdürlerle yönetiliyordu. Mahkeme kararları ve bu didişme dört yıl içinde bitti. Valinin birisi emekli, diğeri Balıkesir valisi oldu. Velhasıl yorgan gitti kavga bitti. Diyeceğim ama; Ortada ne yorgan vardı. Ne de yorganı götürmek isteyen.

Yorgan kavgasının ardından, Kırşehir’e 2006 yılında yeni bir vali atandı. Kırşehir onca kısır çekişmenin ardından asaleten atanmış bir valiye nihayet kavuşacaktı. Bu boru değildi. Gelen vali Gaziantep gibi büyük bir şehrin valisiydi…

Kendisi gelmeden namı geldi. Fısıltı gazetesi yayıldı durdu. Kırşehir kara talihine yine yenik düşmüştü. Kırşehir bu vali için bir köydü. Kolay değil. Sivas, Gaziantep. Ardından Kırşehir… Olacak şey değil. Bu adam hiçbir şey yapmaz. Yatar, yatar ve süresi dolunca çeker gider. Böyle düşünüyoruz. Öyle dedikodular var ki; suratsız adamın biri. Herkesi azarlar. Kimseye saygı duymaz. “Ben” anlayışının hâkimi bir adam…

Ben STK başkanı olarak zatıâlilerine nezaketen hoş geldiniz ziyaretinde bulundum. Konuştuk. Kendimizi ve kentimizi herkes kadar bende anlattım. Bana söylediği bir cümlesi hiç aklımdan çıkmıyor. “Bana proje ile gelin… Lafla devlet yönetilmez.”

Bu vali bu şehirde çok az kaldı. O vali bu şehre gelinceye kadar kent rehberlerinden vazgeçtik bu şehri anlatacak tanıtım broşürleri. Kendini anlatacak Türkçe, İngilizce tanıtım broşürleri dahi yoktu. Herkes konuşuyordu. “Bu şehri kültür şehri yapacağız.” bir başkası mikrofonu eline geçirip aklına geleni söylüyordu. “Bu şehir ozanlar şehri olacak…” Başka, başka fikir derken birisi daha kürsüye çıkıyor. “Bilim şehri yapacağız…” Bir başkası lafı uzatmıyor lafı şirazeden çıkartıp haykırıyor. “Bu şehri, Dünya’ca ünlü termal şehri yapacağız…” Tüm bu lakırdıların hepsi Özel İdare salonunda bir hoş seda olarak kaldı. Tren getirenler. Seyfe gölüne 140 kilo metreden su taşıyanlar. Bu şehri evliyalar şehri yapanlar. Hepsi belleklerde bu başlıklarla altları çizili kaldı. Biz hiç bir şey olamadık.
Ben kendimce çok iyi bir çevreciyim. Bu şehirde çevre sorunları hiç bitmedi ki; Ben Seyfe Gölü dedim. Heyeti topladı. Beni çağırdı hadi gidelim yerinde görelim dedi. En az 50 kez toplantı yaptı. Ankara buraya geldi. Kayseri buraya geldi. Sorguladı. Çözüm istedi. Proje yapın ve gelin dedi. Çözüm istiyorum. Boş laf benim tarzım değil " dedi.

Kocabey Kavaklığı milli park olsun dedik. Projesini istedi. Akçakent uluslararası trekking parkuru dedik gerekçelerini ve örneklerini istedi. Ortaköy yolu projesini kendilerine sunduk ardından Kapadokya havaalanına en kestirme yolu ve fiziki durumunu. Tüm bu konulara yönelik projeler yaptık. Beni davet etti. “Gel bu projelerini İl koordinasyon Kurulunda üyelere anlat.” Geldim ve anlattım. Tüm bu projeler bakanlığa sunuldu. Projelendirildi. İkisinin proje ihalesi bakanlıkça yapıldı. O vali bu şehirden merkeze gitti. Hepsi proje ihalesiyle ulu orta kaldı. Yazık oldu bu şehre.

Vali bey bir gün beni makamına çağırttılar. Sendeki fotoğrafları istiyorum. Be şehre ağabeyliğin bir bedeli var ödeme sırası sende. Kırşehir ilk kez kendisini anlatacak broşüre sahip olacaktı. Ben fotoğraflarımdan bir kısmını kendilerine teslim ettim. Daha sonra ben Kırşehir vali yardımcısı ile birlikte Kırşehir’i temsilen Almanya’ya gittim. Ankara’da sergi açtım. Arkamda devletin gücünü hissettim. O günde iktidara muhalefettim. Bugünde. Ben gazeteciyim. O beni hiç karıştırmadı. Babaları vefat etti buradan çıkıp 1220 km yol tepip taziye için yanlarında oldum. Biz o’nu çok sevdik. Bir ben değil. Kırşehir olarak sevdik. O’nu Gaziantep, Sivas burada dahi hiç yalnız bırakmadı. Bir gerçek şu ki, biz bu güzel insana sahiplenemedik. Arkasından gidemedik.

Beni kimse yanlış anlayıp, yanlış yorumlamasın. Mucur İlçesinin bir kaymakamı var. Öncelikle bu kaymakamı yüce Allah bu vatana ve millete ve ailesine bağışlasın. Allah anne ve babasına hayattalarsa sağlıklı uzun ömürler versin. Ölmüş iseler Yüce Allah’tan gani, gani rahmet dilerim.
Kırşehir’in bu güzel ilçesinin bu güzel idarecesine hangi övgüyü söyleseniz çok az gelir. Ben Arif kaymakamı bir şehrin valisi olarak görmeyi çok arzu ederim. Çok genç olmasına rağmen olağanüstü bir tecrübe ve birikime sahip. Nazif bir kimliği. Olağanüstü yetisi ve bilgisi olan bir kişi. Ben kendilerini böyle değerlendiriyorum. Halkıyla barışık. Alçak gönüllü. Her şeyi paylaşabilen ve bilgiye doymayan bir kişilik.

Kendilerini Mucurlu hayırsever hemşerimiz Bekir Temiz’in yapmış olduğu bağışın protokol töreninde çekilen fotoğrafta gördüm. Kendilerini Kırşehir’e geldikten bir yıl sonra tanıdım. Böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum. Mucur ilçesi böyle bir kaymakamla yönetilmenin hazzını mutlaka yaşıyordur.
Yukarıda sözünü ettiğim o vali Sayın Mehmet Lütfullah Bilgin. Kendilerini yeniden saygıyla, muhabbetle selamlıyor sağlıklar ve başarılar diliyorum.

Değerler ve bizler. Bunun içindir ki; biz hiçbir şey olamadık.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ana muhalefet partisi şehirde ne yapar? - 7 yıl önce
isim olarak yazdığıma cevap verir misiniz? selam ile? (oyumu chp'ye verdim)
Avatar
mustafa tulga - 7 yıl önce
aynen katılıyorum ...çok çok teşekkürler..duygularımızı dile getirdiğin için..kıymetini anlayamadılar..mucur inşallah anlar..önemli olan baştakiler anlasın...