Bu gidiş nereye kadar!!!

Büyük şehirler de başlayıp Türkiye geneline yayılan kentsel dönüşüm furyası Kırşehir’e gelmiş olması kimilerini sevindirse de, çocukluğumuzun en güzel günlerinin geçtiği mahallelerin tarihe karıştığını görmek yüreğimizi sızlatıyor.

Bu gidiş nereye kadar!!!

Bu gidiş nereye kadar!!!

Büyük şehirler de başlayıp Türkiye geneline yayılan kentsel dönüşüm furyası Kırşehir’e gelmiş olması kimilerini sevindirse de, çocukluğumuzun en güzel günlerinin geçtiği mahallelerin tarihe karıştığını görmek yüreğimizi sızlatıyor.
Bugün bunun önüne geçmek mümkün görülmüyor.
Geleneksel kent estetiği yok edilip apartmanlaşma teşvik edilirken, mimari dokunun bozulması pahasına şehrin hafıza mekânlarıyla beraber yerel kültür ayaklarının da ortadan kaldırılması, Kırşehir’in çehresini ciddi anlamda değiştirdi.                 
Kırşehir için olumlu gelişmeler olarak değerlendirirken, kentin altyapısının yenilenmesiyle beraber sosyal dokuya ve kentin ruhuna yönelik projelerin desteklemesini de göz ardı etmemeliyiz.
Kırk, elli yıl öncesine kadar Kırşehir kent merkezindeki betonarme bina sayısı on on beşi geçmezdi. 
Bir yer tarif edilirken falanın apartmanın yanında denirdi.
Bu kadar çok katlı binalar yoktu.
Şehir genelinde yaygın olan yığma yapılardı.
Bu binaların temeli  üç beş ameleyle kazılır, taş üzerine dolgulu tuğla ve briketle inşa edilirdi.
Eski kamyonlarla taş taşımak, ırmakta kum getirmek günlerce sürerdi.
Özelin dışında Resmi kurum inşatları yıllarca sürerdi.
Günümüzde inşaat sektörü korkunç değişti.
İnşatlar aylar, yıllar sürmüyor temel atılmasıyla yükselmesi bir oluyor.
İnşaat teknolojisinin gelişmesi, yapı sektörünün önünü açarken, bina yapım süresini de hızlandırdı.
Yetmişli yıllara gelindiğinde köyden şehre göç olduğunda kent merkezinde apartman furyası başladı.
Ancak o günün çetin şartlarında derme çatma binalar yapılması kaçınılmazdı. 
İthalat yok, demir yok, çimento yok,  fayans yok, boya yok, benzin, mazot yok, doğru dürüst usta yoktu.
O yıllarda inşatlarda Gümüşhane’den, Erzurum’dan usta Yozgat’tan amele çalışırdı.
O dönemde inşa edilen binaların kalitesi konusunda müteahhitlere söylensek de şartlar böyleydi.
Her geçen gün Kırşehir yeni bir çehreye bürünüyor, şehrin görünümü değişiyor.
Eskide Ankara caddesinde ve lise caddesine aşağı şehir merkezine doğru yol alırken ilk gözümüze çarpan kale ortaokulu ve kale camiydi birde meydanda saat Kulesi vardı, kaleyi tarihe gömdük, saat kulesini de yıktık.
Yıkmada üstümüze yok.
Şimdi Ankara caddesinde, lise caddesinde gelişlerde gözlerinize ilk takılanlar toplu konutlar ve  gökdelen sınıfına girebilecek çok katlı binalar dikkatimizi çekiyor.

Dünya ile paralel olarak ülkemiz nüfusu arttıkça, insanoğlunun barınma ihtiyacı devam ettikçe yapılaşmanın, betonlaşmanın hızlanacağı, her taraftan binaları yükseleceği aşikâr; değişim, dönüşüm kaçınılmaz ancak  bu gidiş nereye kadar?
Demek geliyor içimizde.
Göç alan büyük kentler için yüksek katlar ihtiyaçtan ola bilir Kırşehir göç veriyor.
Çok geç kalınmada, mahallelerde dikey değil, yatay yapılanmalara geçilmeli.
Kırşehir’in inşaat alanı geniş, nüfus artışı fazla değil, bizde toplu konutlar yatay olsun.
Beş yüz metre kare içerisinde çift katlı müstakil aileye özle konutlar yapılmalı.
Deprem riski binalar yükseldikçe daha fazla deniyor.
Tek ve çift katlı yapıların daha güvenceli olduğunda bahsediliyor.
Kırşehir belediyesi ve imar müdürlüğü bu konu üzerinde çalışma yapmalı diyorum.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.