Dilencilik meslek mi oldu?

Göç dalgasıyla birlikte Kırşehir’de dilencilik çoğaldı.

Dilencilik meslek mi oldu?

Dilencilik meslek mi oldu?

Göç dalgasıyla birlikte Kırşehir’de dilencilik çoğaldı.

Geçmişte bu kadar çok dilenci yoktu.

Dilenenler de az çok halkımız tarafında biliniyordu. 

Son yılarda Suriye, Irak, Afganistan ve daha başka ülkelerde şehrimize gelen sığınmacı insanlar emek harcamadan işin kolayını bulmuşlar.

Küçük kız ve erkek çocukları, yaşlı, genç kadınları dilendiriyorlar.

Her gün farklı yüzlerle çarşıda, pazarda, cadde üzerinde, köşe başında, çay içtiğiniz kafeterya önünde bir dilenciyle karşılaşıyorsunuz.

Halk olarak bir acıma duygumuz var.

Her el açana, yardım isteyene yardımcı oluyoruz.

Gerçekten bunlar ihtiyaç sahibimi, yoksa meslek edinmişler mi?

Bunu bilemiyorsunuz ve her isteyene veriyorsunuz.

Bunlar kendilerini o kadar çok acındırtıyorlar ki, yardım etmemek de şansınız yok.

Kırşehir’de alışık olmadığımız manzaralarla karşılaşıyoruz.

Şehrin merkezindeki lambalarda her köşe başında mendil, satan el açan çocuklar türedi…
Sözde bunlar insanlara bir şey satarak bedelini alıyorlar gibi görünüyor…
Ama işin aslı ticaret yapmak değil, dilenmek…

Bu işi yapanlar meslek haline getirmişler insanların duygularını sömürerek büyük kazanımlar elde ediyorlar.

Bazen televizyon haberlerinde zabıtalar tarafında yakalanan dilencinin cebinde şu kadar para çıktı, ya da ölmüş bir dilencinin banka hesabında milyar çıktı haberlerini görüyoruz. 

Bu işi de en güzel yapanlar sokakta adı dilenci dediğimiz istismarcılar.

Her gün onlarcası ile yüz yüze geliyorsunuz.

Bazen öyle cümleler kurarlar ki, bir anda cebinizi avuçlarına boşaltırsınız.

Aslında hepimiz biliriz ki, birçoğu onlara yardım edenlerde zengindir.

Son yıllarda bu dilencilerde sisteme ayak uydurmaya başladılar.

Eskiden dilenciler  ‘Allah rızası için’ diye başlayan cümleler artık yok...

Ağabeyciğim, ablacığım bir şey sorabilir miyim ?’ diye başlıyorlar.

Bir sadaka’ diye uzanan eller, akşama çocuklarım aç marketten pirinç veya şeker alır mısın? Şekline dönüştü...

Geçen gün kapıcı camisinin yanında arkadaşlarla çay içiyorduk yanımıza tanımadığımız bir yabancı geldi, evinde tüp olmadığı çocukların tüp beklediğini bahsetti,  otuz lira tüp parası vermemiz istedi, bende tanıdık tüpçüye yönlendirdim ben orayı bulamam, nasıl alırım diye mazeretle üretti analdık ki, adamın derdi tüp değil bu yöntemler para almakmış.

Buna benzer birçok dilenciyle sizlerde karşılaşıyorsunuzdur.

Şehrimizde özelikle Suriye’de, Irak’ta ve Afganistan’da yaşanan iç savaşın ardından kucak aştığımız sığınmacıların bir bölümü sokaklarda belki meslek haline getirdikleri, belki gerçekten ihtiyaçtan dilencilik yöntemini tercih ediyorlar bunu bilmiyoruz...

Memlekette en kazançlı iş duygu sömürücüğü...

Duyguları sömürmek hayatın hangi kademesinde olursa olsun kazandırıyor.

Duygu sömürü yapan, meslek sahibi dilencilere dur denmeli.

İlimizde dilencilere neden belediye zabıtaları göz yumuyor dersiniz.

Belediye zabıta ekibi dilencilere sesiz kaldıkça bunlar her gün artıyor.

Belediye zabıta teşkilatı bunlarla neden ilgilenmiyor.

Cadde üzerinde yürüyen insanlara el açan dilenciler neden toplanmıyor.

Gereçken bunlar ihtiyaç sahipleriyse, dilenmek değil, farklı yollarda bunlar iş, aş temin edilmeli.

Bugün dilenmeyi meslek haline getirenler yârin aynı mesleği ailece yapacaklardır.

Terlemeden duygu sömürüsü yaparak kazanç elde edenlere belediye teşkilatı olarak dur denmeli...

Belediye zabıta ekibi olarak, dilenci akımına bir an önce çözüm üretilmeli.

Yoksa bunlar her gün mantar gibi çoğalıyor söylemesi bizden.

Kültür ve medeni şehrimizi dilencilikle kirletmeyelim.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.