Doğan görünümlü Şahinler...

Şöyle bir etrafınıza baktığınızda, bana hak vereceğinizi düşündüğüm öyle horozlar var ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.

Doğan görünümlü Şahinler...

Doğan görünümlü Şahinler...

Şöyle bir etrafınıza baktığınızda, bana hak vereceğinizi düşündüğüm öyle horozlar var ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
Ne yaparsak yapalım, ne kadar uyarırsak uyaralım, bir türlü vazgeçmezler kibirlenmekten. İnsanoğlu her ne hikmetse sanki doğarken almış bu yapıyı. Kendisine dair ne varsa hep en güzeli. Böbürlenmek, kibirlenmek sanki genetiğinde var bunların. Bir de öyleleri var ki, ‘Hep bana Rabbena’ diye başlarlar söze. Konuşmalarında havaları hiç eksik olmaz. 
Önemli olan bu değil ki, önemli olan yaptıklarınla yapacaklarının hakkını verebilmek, insan olabilmek. Ama şöyle etrafıma bir baktığımda, bencillik had safhaya ulaşmış bile, iyi şeyler yapmak artık demode olmuş, ölüm unutulmuş çoğumuzun kanına menfaat girmiş, yazıklar olsun.
O çokbilmiş, kendini beğenen, arkalarına birilerini alarak kendini adam yurduna koyan yalaka tipli insanları yazmaktan ben yoruldum, ama bu yontulmamışlar bir türlü yorulmadı.
Evet, kalemi elime aldığımda bile o kalemin hakkını vermeliyim, yoksa laf ile peynir gemisi yürümez. Aslında bir insanın gerçek kimliğini yüzünü görmek ve öğrenmek için, o kişinin konuştuklarına değil, yaptığı işlere bakmak gerekir. İnsanın hayal gücü ve hafızası çok geniş ufuklarda olabilir. İmkânsız şeyleri bile hayal edebilir. Bu bakımdan düşünmek ile gerçekleştirmek arasında çok uzun mesafelerin olduğunu çoğumuz çok iyi bilmiş olsak da, ne hikmetse, bazılarımızın işine hiç gelmez. 
Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.  Yani kişinin aynası ve dış dünyaya yansıttığı gerçek, yaptığı işlerdir, söylediği sözler değil. Bir kişi hakkında yargıya varmak, nasıl bir kişi olduğunu öğrenmek mi istiyorsunuz? O hâlde onun hakkında söylenen sözler yerine, yaptığı işe bakınız. Çünkü yaptığı o iş, onun ne kadar sorumlu, bilgili ve yetenekli olduğunu açığa çıkarır. Düşünmek yetmez, hatta bazen söze ne gerek sadece yaparak göstermek gerek. İşte o zaman inanılmayı hak edersin. Ya söylediğini yap ya da yaptığını söyle.
Ne olursa olsun belli bir yere gelmiş olmanız sizlerin üstün olduğunu göstermez, sizlerin var oluşu bizlerin size olan teminatı ile gerçekleşir. Yoksa ağalık beylik bir yere kadar. Hele bir de namazında niyazında gibi görünen, hacca gitmiş, Allah kelimesini hiç ağzından düşürmeyen bazı kişiler, haram yiyor, faiz yiyor. Bu ne yaman çelişkidir? Bu adamların dini imanı nerde kalmış anlamış değilim. Sanki dünya bunların üzerine kurulmuş da bizim haberimiz yok. Kendini adam yurduna koyan ama adamlıktan zerre bulamayacağınız bu gereksizlere ne denir, onu ben siz değerli okurlarıma havale ediyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim bir gün çukura düştüklerinde iş işten geçmiş olacak, o zaman hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Herkes aklını başına devşirsin. Hele bir de makam kapılarında bekleyen, yalakalığı kendine meslek edinen kişileri artık ağzımıza almak bile onları ne çok dikkate aldığımızı gösterir.

Eeee ne demiş şair: 

Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var
Dünya Karun’a kalmadı, sana mı kalacak yar
Gurur sana kâr getirmez, insanlık için zarar
Tuttu mu bir virüs seni, son durak olur mezar.

Sonuç olarak, yaratılanların en şereflisi olarak özümüze sahip çıkalım. Özümüzde yalan, riya, haram yeme, gıybet, yalakalık yoktur. Yapmadığımız şeyleri yapmış gibi, yaptığımız şeyleri de yapmamış gibi göstermeye, bize güvenen insanları kandırmaya çalışmayalım. Her ne iş yapıyorsak, samimi ve dürüst davranalım. Aksi halde aldanan sadece biz oluruz. Bu düşüncelerle, sağlıcakla kalın.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.