Dulkadiroğlu’nun yeni kitabı çıktı

Ahi Yurdu Kırşehir Gazetesi köşe yazarlarından olan Ahmet Dulkadiroğlu’nun Dört Sözüm Var Kitabı çıktı.

Dulkadiroğlu’nun yeni kitabı çıktı

Dulkadiroğlu’nun yeni kitabı çıktı

Ahi Yurdu Kırşehir Gazetesi köşe yazarlarından olan Ahmet Dulkadiroğlu’nun Dört Sözüm Var Kitabı çıktı.

Daha önce Kırşehir ve Yöresinin Kavmi Yapısı Dünden Bugüne Dulkadiroğlu 2002-Ankara ve Gönül Gözüyle kitabını hazırlayan Ahmet Dulkadiroğlu, kitabın adını gönül, aşk ve vatan sevdalısı Karacaoğlan’ın, dörtlüğündeki dört sözden aldığını bildirdi.

2010 yılından itibaren Kırşehir Haber 24 Haber Sitesi’nde yayımlanan makalelerinden oluşan Ahmet Dulkadiroğlu’nun Dört Sözüm Var Kitabı 72 Tasarım LTD ŞTİ. tarafından Ankara’da basıldı ve kitapta 208 makale bulunuyor.
Yeni kitabı Dört Sözüm Var hakkında bilgi veren Ahmet Dulkadiroğlu, şunları ifade etti:

“2010 yılından itibaren Kırşehir Haber 24 haber sitesinde  çeşitli konularda yazdığım yazıların bazıları, günlük takip edenlerin yoğunluğuna bakınca derleyip takip edemeyenlerin de istifadesine sunmayı düşündüm.

Bu çalışmaya, gazetede haftada bir yazılan yazıma ara verildiğinde köşemde göremeyenlerin araması da teşvik etti. Anladım ki, arz-talep dengesi bozulmamalı,  alan varsa üretmeli. Marifeti olanlar, marifeti olanlarla irtibatı kesmemeli. Bende takdir ve tenkit edenler ile arayıp-soranlardan güç aldım.
Ünlü tıp adamı ve düşünür İbn-i Sina, ‘Bilim ve sanat takdir edilmediği yerden göçer’ demektir. Takdir edenler,  icra edenler kadar saygındır. Seni anlayanların arasında bulunmak ne büyük mutluluktur.

Abdurrahim Karakoç, ‘Bir dost bulsam irfanında beslensem. Yalnızlığım gider mi, ola bilmem ki ?’derken de dostta menfaat değil, kendini bilende irfan aramaktadır.
Bir Çin atasözünde, ‘Zenginlik evi, fazilet insanı süsler’ denilerek maddi varlıkların insana değer katmadığına işaret edilmektedir.

Bu noktalardan bakarak yıllar önce yazdığım bir makalemi keyifle okurken, ‘ben mi yazmışım!’‘güzel olmuş’ dediğim gibi çok olmuştur. Çünkü her makale, bilgiden çiçek açmış bir demet olup araştırılarak yazıldığı gibi, biri diğerinin tekrarı olmayıp bilgilerimi tazelediğimi gördüm.

Yazılarımda bazen Yunusca deryalara dalarken,  bazen Karacaoğlan ve Evliya Çelebi gibi gezip gördüklerimi resmettim. Gibi diyorum, onlar kim, biz kimiz ki…
Yunus Emre, ‘Bir bahçeye giremezsen, Durup seyran eyleme, Bir gönül yapamazsan yıkıp viran eyleme’der. Amacımız gönüller yapmaktır.
Bazen nitelikli bir inceleme-araştırma yazısında antik devirlere gittiğim oldu. Bazen yöremizde türkülere, ağıtlara ve destanlara konu olmuş veya yaşanmış bir hikayeyi, ilk defa dillendirdim. Bilinen bir hikayenin aslını aradım. Hatırlı bir hatıramı okuyanlarla paylaştım.

Özay Gönlüm’ün Ege’de ninesine yazdığı mektup donunda İç Anadolu’da dolaşarak, bir günün hikayesini anlattım. Unutulmaya yüz tutmuş yöre ağızlarındaki sırrı, günümüze aktarmaya çalıştım. Bazen insanlık adına yapılan bir güzelliği paylaştım.

Bazen güncel konularla hemhal oldum. Bazen okuduğum önemli bir kitaptaki bilgileri paylaştım. Kısaca hayata dair konular, ‘ben dünyadan geçerken unutulmasın.’ Şimdilik unutulsa dahi yazılı kalsın istedim, sakın unutma!

Kitabımın adını gönül, aşk ve vatan sevdalısı Karacaoğlan’ın, ‘Ehlidir hüsnünü muhalif etme/ Mekteb-i irfandan bir kadem gitme / Saana dört sözim var, sakın unutma / Bir öğren, bir öğret, bir oku, bir yaz’ dörtlüğündeki ‘dört söz’den aldım.
Tabiata, söze, saza, nefese ve tüm yaratılmışlara bakıp bir hisse almak gerek. Aşık Daimi'nin şiirde belirttiği gibi, ‘...her can bu sırra ermez’ Madem ki biz insanız, Allah'ın yeryüzündeki temsilcileriyiz. Temsil görevini hakkıyla yerine getirmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Öyle düşünüyorum ki, okuduğumuz her müstakil parçada, ne bazı roman ve hikayenin sıkıcılığı, ne de okuyunca hemen unutulacak sözüm ona pespaye bir yazının hafifliği sezilecektir.

Yazılarımda bir öğrendim, bir yazdım. ‘Yüceden bakmayıp, kendimizi bilerek’ öğretmek bedbinliğine düşmedim. Okudum, okutmaya çalıştım. Bence, öğretmek ve okutmak yazının gönül çekim gücüne bağlıdır.

Muradımız gönüllere bir hoşluk vermektir. Benzer bir olayda belki okuyanın zehrini almaktır. Hani, ‘İnsan, insanın zehrini alır’ derler ya, hep bu düşüncedir içimdekiler.
İddialı değilim. Kim bilir? Mevlana’nın dediği gibi, ‘Sakın büyüklenme, elde neler var / Bir ben varım deme, yoksan da olur.’
Unutmayalım, Allah'ın yarattığı canlı- cansız her varlık değerlidir. Ancak içgüdüyle değil, akıl ve mantıkla hareket eden insanoğludur. İşte bundan dolayı, sessiz bir şekilde söylersek. Bağışlayınız.

Okuma kolaylığı açısından makale başlıkları alfabetik olarak gösterilmiştir. Aranıldığında ‘A’ dan ‘Z’ ye her konu bulunur.
Kirpi kendi yavrusunu ‘pamuğum’ diye severmiş, Kargaya yavrusu ‘şahin’ diye gelirmiş!. Biz de yoğun bir araştırmanın ve çalışmanın sonucu, yıllarımızı vererek göznuru ve birikimlerimizin eseri olan bu çalışmayı gururla takdim ederiz.

Ümit edilir ki, bu yolda yürüyenlere ve bu işin ehli olanlara faydalı olur. Yazmak bizden, taktir sizden, yardım yar ve yardımcımız olan Mevla'mızdandır.”
Dört Sözüm Var Kitabı’nda bulunan bazı makalelerin konu başlıkları şöyle:

Hayata dair ‘Dört Sözüm var’, Atatürk, ilim ve aklın yolundaki Türkiye’dir, Bin yılın lideri: Atatürk, Hayatınızda hiç kitap okudunuz mu?, Adam olmak Adem olmaktır, Ahır sekisi, Ahi Evran’ın felsefesi kişiliği ve sanatı, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!, Altı da bir üstü de birdir yerin!, Arapaşı Dulkadirli Türkmen Yemeği mi? Arap aşı mı?, Arı olmadan bal süt olmadan yoğurt yapanlar, Arşın elli kulaç kollu, asaletin yeter, Askerliği şoför olarak yaptım dönemi bitiyor, Atalarımızın aziz yurdu: Maraş-Elbistan, Avusturya da yaşayan gurbetçileri izlerken, Babalık mesleğini en iyi yapanlar, Bankalar müşterilerini soyarken, Basra harap olduktan sonra, Başarının sırları, Batı Trakya türküleri, Bazı vergi dairelerinin adlarında yaşatılan vefa, belge düzenine kırmızı hat!, Ben Hintçe konuşsam bile Türk'üm, Ben Kıbrıs ile yaşarken, Ben önce kadere inanırım, Benlikten vazgeçip biz olabilmek, Bilim zenginliktir, Bir Ankara istiyorum, Bir başka açıdan yeni yıl, Bir gülün düşündükleri, Bir tatlı huzur Marşlar ve Milli Yönleriyle Behçet Kemal, Çağlar, Bir sel geldi Manahöz'ü bürüdü, Bir yer düşünüyorum: Marmaris- İçmeler, Biri ecdadıma saldırdı mı boğarım!, Biz Ramazan Ayına kavuşmanın sevinciyle büyüdük, Biz Türklerde Allah ve Peygamber Sevgisi, Bizim eller türkülerle yaşar!, Bizim kadınlar hep asildir, Bizim Neşet de göç eyledi, Bizim yeni yıl!, Bizim Yunus ve onun yolunda olanlara, Böyle tabip doktor istemem, Bu dava dedemden kaldı Hakim Bey!, Büyük bilgin google, Canım benim Anadolu, Diyarbakır Gürünlü- Kırşehir Dulkadirli, Dost dost diye, Dulkadirli Hacı Mehmet ile Rahminin ağıdı,  Dulkadirli Yeraltı Şehri, Dulkadiroğlu İlçesi hayırlı olsun..."

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.