Duygularımız: Öğreniyor muyuz, Doğuştan mı?

Siz bu satırları okurken;  bir çocuk kendisine alınan oyuncağın sevincinden zıplıyor, İstanbul’da bir taksi şoförü trafikte sıkışmış sinirle yolun açılmasını bekliyor,

Duygularımız: Öğreniyor muyuz, Doğuştan mı?

Duygularımız: Öğreniyor muyuz, Doğuştan mı?

    Siz bu satırları okurken;  bir çocuk kendisine alınan oyuncağın sevincinden zıplıyor, İstanbul’da bir taksi şoförü trafikte sıkışmış sinirle yolun açılmasını bekliyor, mahkemede mahkûm bir kadın endişeyle hâkimin dudaklarının arasından çıkacak söze bakıyor, Çanakkale’de bir genç paraşütle ilk kez atlamanın korkusunu yaşıyor.
    Evet, yukarıda bahsettiğim olayların her birinde farklı bir duygu gizli. Peki, duygu nedir?  
    ‘’Duygular fiziksel uyarılma ve davranışsal ifadelerin birleşimiyle oluşan bir çeşit cevap mekanizmalarıdır.’’ (Sayar ve Dinç,2013,s.57)
    Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, hangi dili konuşursak konuşalım; neşe ve üzüntü, hüzün ve sürpriz, mutluluk ve kıskançlık gibi onlarca farklı duygu günlük hayatımıza eşlik etmektedir.
    Bu yazımda duyguların sözsüz bir şekilde ifade edilmesi yani beden dili üzerinde duracağım.
    Duygularımızı sözlü bir şekilde ifade edebildiğimiz gibi sözsüz bir şekilde de ifade edebiliyoruz. Yapılan bir araştırmaya göre iletişimde sözün %7, sesin %38, yüz ifadelerinin ise %55 oranında iletişime dâhil olduğu sonucuna varılmıştır.
    Ahmet Şerif İzgören bir kitabında bu araştırma verilerinden bahsediyor ve şunları ekliyor:
    ‘’Şimdi itirazınızı duyar gibiyim:
-    Ben patronumun söylediklerini dinlerim, hareketler o kadar önemli değil.
-    Ne yani, o kadar korktuğum karımın sözleri benim bir kulağımdan giriyor diğer kulağımdan çıkıyor mu? Nayır!
-    Çocuk bana evlenme teklifi ediyor, nasıl söyleyeceğine mi bakacağım?
Bakın cümle şu:
-    Nazlı, benimle evlen!
Bu cümleyi muhallebicide yüzünüzde hafif bir gülümseme, sevgilinizin gözlerine bakarak ve ellerini tutarak sevgili dostum Semih Sergen’in ses tonuyla söylemenizle, sözü hiç değiştirmeden, sesi ve beden dilini değiştirerek, yani Reha Muhtar’ın ses tonunu kullanıp, bir elinizle masaya vurup diğer elinizin işaret parmağını Saadettin Teksoy gibi uzatarak, ‘’NAZZLI BENİMLEN EVLENN!!!’’ diye bağırmanız arasında sonuç olarak büyük bir farklılık olduğunu göreceksiniz; yani ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemli.’’ (İzgören,2010,s.21)








Aslında olayı tek bir örnekle çok güzel bir şekilde açıklamış Ahmet Bey. Gerçekten de bir sözü nasıl söylediğimiz çok önemli. Tabi ki, burada sözün hiçbir değerinin olmadığı anlamını çıkartamayız. Lakin söyleniş biçiminden az bir önemi olduğunu yukarıda da paylaştım zaten.
Peki, duygularımız her yerde geçerli mi? Bir Japonla bir Türk aynı duyguyu aynı şekilde mi ifade ediyor? ‘’Bireyden bireye, toplumdan topluma değişirse, heyecan ifadelerinin temelinde bireyin öğrenme yaşantısının yattığını kabul etmek gerekir. Öte yandan, insanlar arasında ortak olan bir ifade ‘’dilinden’’ söz ediliyorsa, heyecan ifadelerinin doğuştan geldiği söylenebilir.’’ (Cüceloğlu,2010,s.269-270)
Yapılan araştırmalar ve incelemeler hem öğrenmenin, hem de biyolojik faktörlerin bu ifadeleri belirlediğini gösteriyor.
‘’Darwin, duygusal ifadelerin içsel olduğu sonucuna ilişkin kanıtları çocukların ve dünyanın çeşitli yerlerindeki izole olmuş insanların bu konudaki uyumunu, kesişmesini gözleyerek elde etmiştir. Şu şekilde akıl yürütmüştür: Eğer dünyanın herhangi bir yerindeki insanlar, ne kadar izole oldukları fark etmeksizin duyguya ilişkin aynı yüz ifadelerini gösteriyorlarsa, bu durum öğrenilmiş olmaktan ziyade kalıtsaldır.’’ (Carlson,2014,s.289)
Yine Ekman ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmalar, Darwin’in hipotezini doğrulayarak duyguya ilişkin kullanılan yüz ifadelerinin doğuştan olduğunu savunmuşlardır. Araştırmada Ekman ve Friesen Yeni Gine’de izole bir kabilenin üyelerinde bu duyguları gözlemlemişler ve Avrupa’daki insanların yüz ifadelerinden farklı bir şey gözlemlememişlerdir. 
Yine görmeyen ve normal gören insanların yüz ifadelerini karşılaştırmışlardır. Sonuç olarak görmeyen ve gören çocukların yüz ifadeleri oldukça benzer çıkmıştır. 
Neticede, hem kültürler arası çalışmalar hem de kör insanlarla yapılan çalışmalar duygulara ilişkin yüz ifadelerinin doğallığını ortaya koymuştur. Yani bu durumun öğrenilmiş olmaktan ziyade kalıtsal olduğu kanısına varmışlardır.

‘’Fakat her kültür, kendi tarihi içinde kendine özgü bazı ifade tarzlarını daha geliştirmiştir. Kültüre özgü bu ifade tarzlarını başka kültürden gelen biri kolay kolay anlayamaz.
Örneğin Japonlar, kendilerine yakın bir kimsenin ölmesinden kaynaklanan hüzünleri gülümseyerek ifade ederler. Japonların bu geleneğini bilmezsek onların gerçek duygularını anlamamız zor olur. Türk öğrenci hocasına saygısını yere bakarak, Amerikalı öğrenci hocanın gözüne bakarak ifade eder.’’ (Cüceloğlu,2010,s.270)
Beden diline baktığımız zamanda aslında hareketlerimiz kültürden kültüre farklılık gösterebiliyor. Örneğin; bizim kültürümüzde bir yemeği beğendiğinizde parmaklarımızı birleştirerek yaptığımız bir hareket vardır.
Bu hareket İtalyanlarda ise ‘’Ne zırvalıyorsunuz?’’ anlamında kullanılır.
Yine bu hareket Suudi Arabistan, Suriye ve İsrail’de ‘’yavaşla’’ anlamında kullanılır. Kıbrıs Türkleri arasında ise ‘’gününü göreceksin’’ anlamında kullanıldığı bilinmektedir.
Başka bir hareket olan başparmak işareti bir kişi için su altında çıkış yapıyoruz anlamında kullanılırken bir başkası için Fazilet Partisi’ni çağrıştırabilir, kimi ülkelerde aynı işaret başarı anlamında kullanılırken, bazı ülkelerde küfür anlamına gelebilir.

İki, üç yıl öncesinde Fenerbahçeli Raul Meireles’in  hakeme yaptığı aşağıdaki işaret bizim kültürümüzde bir küfür anlamına gelirken Portekiz’de bu hareketin normal bir ifade olduğunu söylemişlerdi. Sonuç olarak Meireles’e ağır bir maç cezası verilmişti.

Bu örnekler de ise duyguların sonradan öğrenildiği ve toplumdan topluma farklılık gösterdiğini görebilir.
Özetlersek, duyguların ifade edilmesinde hem öğrenmenin hem de biyolojik faktörlerin etkisinin olduğu söylenebilir.

Kaynakça
Sayar, K. And Dinç, M : Psikolojiye Giriş, Değerler Eğitimi Merkezi Yayınları, İstanbul, 2013
Cüceloğlu, D : İnsan ve Davranışı, Büyük Fikir Kitapları Dizisi, 2010
Carlson, N : Foundatıons of Behavıoral Neuroscıence : Çeviri: Şahin, M : Fizyolojik Psikoloji, Davranışın Nörolojik Temelleri, Nobel Yayınları, Ankara, 2014
İzgören, A : Dikkat Vücudunuz Konuşuyor, Elma Yayınevi, 2016


Ömer Faruk AKBULUT
Ahi Evran Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı
Omerfaruk2540@gmail.com

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.