Eğri oturup, doğru konuşalım…

Canlıların birbirlerinden ayıran en önemli faktörlerin başında düşünsel yapı.

Eğri oturup, doğru konuşalım…
09 Ocak 2015 Cuma 20:24

Eğri oturup, doğru konuşalım

Canlıların birbirlerinden ayıran en önemli faktörlerin başında düşünsel yapı.

Yani akıl. Us gelir. Benim bir garip yanım var insanın ruh sağlığı ile ilgili merakım. Belki de kendimi çok eleştirmemden veya yaşadığım toplumdaki oluşmuş çatlakların ve bu çatlaklara bakışın karşılığı olabilir. Narsistik diye bir terim var. Bende yeni öğrendim. Bu işin uzmanları beni bağışlasınlar. Bu bir rahatsızlık belirtisiymiş. Ya da ben öyle algıladım. Narsistik yanlış anlamayın nar suyundan türetilmiş bir kelime değil. Bir ruh hali bozukluluğu. Narsistik kişilik bozukluluğunun farklı davranış biçiminin bilimsel adıymış. Çevrenizi lütfen gözlemleyin. Gerçi bu türlerin suç ehliyeti var mı yok mu bilemem ama. Yinede dikkat edin.
Narsistik bir hasta kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşımaktadır. Başarılarını ve özelliklerini anlatır, üstünlük duygusu, empati kuramama, kendini diğer insanlardan daha üstün ve özel görme, başarı, zeka, akıl, üstünlük gibi konulara kafa yorma, kendini çok sevme, kendine göre, kendi için ve kendi yararına düşünen, kıskanç, kendi çıkarları için başkalarını kullanan, aşırı bencil ve benmerkezci, özel ve eşi benzeri bulunmaz birisi olduğunu savunan, beğenilmek için her şeyi sergileyen, üstün kişi ve kurumlarla ilişkiler kurmayı hak ettiğini savunan kişilerdir.

Bu kişilerde Sevgi, saygı, empati, anlayış ve duygusallık hayatlarında pek yer kaplamaz. Bunlar bir başkasının doğrusunu kabul etmeyi güçsüzlük sayarlar. Eleştirilmek bunların kitabında yazmaz. Aslında bu kişiler bu davranış bozuklulukları içinde yapılarından pek de mutsuz değillerdir. Ancak çevresindekiler için son derece zor bir yapıları vardır… Böyle kişilerin bir kurumun başında yönetici olduğunu düşünebiliyor musunuz? Bu tür hastalar iflah olmaz türlerdir.

Ahi Evran Üniversitesi her açıdan Kırşehir için çok önemli bir kurum. Bu kurumun kentsel önemini sıradan insanlar algılamışken ne hikmetse bu üniversiteye yön verenlerin bir algı yoksunluğu içinde olduğunu görüyorsunuz. Eleştirilere asla tahammül etmiyorlar. İçe kapanık tavırları. Mimikler, üslubun alaycı bir hâl alması kabalaşmak. Çevresine saldırganlaşmak, onur kırıcı bir hâl almak. Her kese şüpheci bakmak. Ajan görmek gibi anlamsız davranışlar kişinin esasta düştüğü zor anların dışa bir tepkimesidir. Tıp dilinde kişilik bozukluluğu olarak ta tanımlanabilir.

Alınganlık. Küsmeler. Agresifleşmek. Saldırganlık. Hat da hakaretvari çıkışlar. Kendi basiretsizliğini bir kenara iterek olayları kişiselleştirip eleştiri odaklarına karşı doğruyu bulma. Düzeltme gibi çabanın ötesine geçerek cephe oluşturarak başka mecraları çıkar odaklı olarak kullanmak. Şüphelenilen mahiyeti önce gözetim altında tutmak. 

Kurum içinde önce benim için çalışacaksınız anlayışı. Taraftar oluşturmak. İftira etmek.  Aralarına nifak sokmak. Dışlamak, takibe almak. Görev yeri değiştirmek. İtirazlara “ÇEKER GİDERSİN…” anlayışı.  Bu anlayış bu kurumda hâkim kılınmış olmalı ki onca idari ve akademik personel yerinden edilmiş. Yerine yeni kadrolar bahanesiyle yandaş toplamışlar. Bu gerçeği hiç kimse göz ardı edemez. Gidenlerin yerine işe alınanların akıbeti süreç içinde ya Şam şebekliği olacak. Ya da eski meslektaşlarının çizgisine ortak olacaklardır. Karşı cephe oluşturmak için çıkar odaklı saldırganlık ve tetikçi kullanılarak kişiyi veya kişileri kendi silahıyla vurmak anlayışıdır ki; bunun içindir ki üniversite yönetimi bir türlü dikiş tutturamamaktadır. Çünkü ellerini güçlendirdiği kişilerinde ellerindeki silahların kendilerine bir şekilde çevrilebileceğini çok iyi biliyorlar.  Birilerine olabildiğince ceberut. Diğerlerine alabildiğince şefkatliler. Makam ve kadro dağıtımında olabildiklerince çokta cömertler.
Eleştirilere kapalılar. Eleştirilere akılcı ve makul cevapları yok. Bunun içindir ki; onların anlayışında eleştirinin kaynağı çok farklı! Her eleştirinin altında buzağı aramak sanırım biraz psikolojik sorun olmalı. Eleştiriye tahammülleri yok. Aslında eleştirdiğiniz kurum değildir. Kurumun dinamiklerini elinde tutan kişilerdir. Basiretsiz yapılarını sezgi makinesi gibi pekiştirerek eleştirilere en keskin ve çıkış noktası olarak sunarlar. “MAKSATLI” onlara göre bu maksat: “ÇIKAR ODAKLI BAHANELERDİR. VERİRSEM SUSARLAR.” Onları böyle alıştırmış bir sistem doğruları görme yerine şüpheci maksatçı anlayış içinde cevaba yönlendirmektedir. Onlara göre tüm eleştirilerin cevabı tek bu cümlenin içinde saklıdır. Oysa onlar etraflarında paralı kalemşorlar beslemektedirler.
Bu anlayış ne acıdır ki; GELENEKSELLEŞMİŞTİR:

Sayın Rektör:

Siz özerk bir yapının uzantısı olan Ahi Evran Üniversitesi Rektörü olarak süre içinde hem kurumunuza. Hem şehre vermiş olduğunuz onca hizmetlerle vicdanen rahat mısınız? Ben bu yazımın başlığını “EĞRİ OTURUP. DOĞRU KONUŞMAK. Deyimi ile başlayıp siz rektörlük sürecinizin sona ereceği güne kadar. Aday olur yeniden seçilirseniz seçildiğiniz ve mazbatanızı aldığınız güne kadar yazılarımın tüm başlığı “EĞİP BÜKMEDEN” olacak. Tıpkı Salman dönemimdeki gibi “VARAN -1 ….” benzeri.

Bakalım ki bir kurum yöneticisi olarak zatıâliniz vicdanı sorumluluğunu hukuksal anlayışla görevinizi toplum gözünde hangi notu aldınız?

Tanıkların ağzından. Sizi yazacağım. “Ahlak Felsefesi”nin nirengisi olan Ahi Evran-ı Veli ismini taşıyamadınız. Sizi eleştireceğim. Olaylara yorumlarımı katacağım. Çok iyi bir bilim adamı olabilirsiniz. Öyleyse çok iyi olduğunuz “Kanatlı Hayvan Yetiştirme ve Islahı” konusunda üniversitelerde hocalık ya da çok iyi maaşla modern tavukçuluk şirketlerine danışmanlık yapabilirsiniz. Bildiğim kadarıyla bu işlerde döner sermaye payı yok. Önünde yanıp sönen fırıldakları olan Audi binit ve özel şoför yok. promosyon hiç yok. Buralar da adamı yan gelip yatırmazlar. Yattığın yerden kimse sana kuruş vermez. 4 yıldır bu işlerden uzaksın hoca. Süreç daralıyor. Biraz çalışır ve eski bilgilerini tazeleyip yeni atanmışlarla diyalog içinde olup belki durumu kurtarabilirsin.
Benim ki bir tavsiye.
Elin ağzı torba değil ki büzeyim. Konuşuyorsunuz. Ya da konuşturuyorsunuz. Konuşturduklarınıza cevabım tek… “Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye.  Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?” Mevlana
Size hem çok soru, hem de söylediklerinize çok cevabım olacak.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İstifa - 7 yıl önce
sayın rektör; sayın genel sekreter; beden eğitimi ve spor yüksekokulu müdürü yrd.doç.dr. kazım kaya bey neden istifa etti? istifasını ne dedinizde geri aldı? 1.5 saat görüşme yapıp özür diledinizmi? dilemedinizmi? kazım hoca sonunda size ne dedi, ne söyledi? açıklaya bilirmisiniz? hodri meydan
Avatar
Doğru konuşmak - 7 yıl önce
akp nin 5. olağan kongresi sonucunda rektörümüzün güvendiği dağlara kar yağdı, rektörün hesabı tutmadı, durum vahim
Avatar
mause - 7 yıl önce
Mart ayinin aksami gidici gokbel gelici varolllll