banner245

Ev alma komşu al...

Bizde bir söz vardı “eskisi olmayanın yenisi olmaz” derlerdi.

Ev alma komşu al...

Ev alma komşu al...

Bizde bir söz vardı “eskisi olmayanın yenisi olmaz” derlerdi.

Ne kadar eski konaklarımız, kerpiçte, taşta yapılmış evlerimiz, önünde bahçelerimiz, olmazsa olmazlarımızdan olan, hayvan barınaklarımızı yıktık.

Avlusunda tavuğu, bekçi köpeği, evin sevimli kedisi yok artık..

Ne oldu şehirli olduk.

Yahu şehirli olmak çok katlı betonlara konmak mı?

Bakın etrafınıza ne oldu eski mahallerimizi bir bir kendi elerimizle miras uğruna yıkıldı sözüm ona imar geldi.

Bağlar bahçeler, evler yok oldu.

Çok katlı binalar her tarafı sardı insanlar nefes alacak yer arıyor.

Gül kokulu, zerdali ağaçlı, kiraz bahçelerini özlüyoruz.

Bundan sonra olur mu zor.

Kim yıkacak bu betonları.

Yapılanma adı altında modern şehir dedikleri bu olsa gerek.

Batının her şeyini alacağız dedik sonda batılı gibi olamadık, doğulu gibi de kalamadık.

İki arada, bir derede eski tek ve çift katlı konaklı günleri arıyoruz.

Eski evler bize yüzlerce anıyı anlatıyordu.

Deden toruna mirastı.

Bugün hangi daireyi dededen toruna miras bırakacaksınız.

Evlerin üst üste değil yan yana inşa edildiği o saadetli yıllarda sokağımızın bir kimliği vardı.

Mahalle hepimize ait bir dokuydu.

Bu özlemli fotoğrafın içinde sadece evler değil, o evlerde yaşayan çocuklar, o sokakta yaşanan arkadaşlıklar, sevinçler kederler bayramlar, düğünler ve de yıllar içinde kaybettiğimiz mahallenin rahmetlileri vardı.

Avrupalılar gibi olalım dedik.

Onlara özendik.

Orda ne varsa bizim de olmalı diye özendik ancak her yeniliğin bir bedeli olduğunu yeni yeni öğrenmeye başladık.

Avrupalı kendi dokusunu korumuş modern şehirleri başka yerlere kaydırmış.

Bizde bu yok.

Biz sadece evleri yıkmakla kalmadık tüm değerlerimizi de toprağa gömdük.

Sadece yıkmakla kalmadık.

Geçmişin mahallesinde ölünün arkasından ağlanırdı.

Bugün ölü evimi, düğün evimi bilinmiyor komşuluk diye bir şey kalmadı.

Ölü evi denen bir şey vardı.

Ölü evine yakın komşular radyolarını ve televizyonlarını açmazlardı.

Komşuda bir ölü varsa düğün yapacaklar izin alırdı çok sesli çalgı olmazdı.

Doğumların algılanışı da farklıydı.

Doğum bir müjde olarak değerlendirilir bütün aile ve komşular hatta mahalleye bir şenlik havası yayılırdı.

Falan komşunun oğlu olmuş, kızı olmuş diye görmeye gidilirdi.

Mahalleye bir çocuk geldi diye sevinilirdi.

Eski mahalle evlerinde eşyaların da bir değeri vardı.

Bir kırık sandalye dededen atadan izler taşıdığı için kolayca gözden çıkarılmaz tamir ettirilirdi.

Bugün sosyal adalet diyenler bizden zaten vardı.

“Komşu komşunun külüne muhtaçtı”, “komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen peygamberin sözüne her kişi uyardı.

Hayatımızdan yıldız gibi kayıp gidenler sadece bunlardan ibaret değildi.

Mahallemizin kıymetli bakkallarını da kaybettik.

Marketler bizi yuttu.

Evet, son elli yılda çok şeyler değişti dostlar.

Şimdi kerpicin,sobanın,kedinin, köpeğin, tavuğun,ineğin kuzunun  ne olduğunu bilmeyen çocukların zamanını yaşıyoruz..

Kaybettiklerimizin belki de en önemlisi şimdilerde unutulan mahalle komşuluğuydu.

“Ev alma komşu al” dedikleri yılları özlüyoruz desem ne dersiniz.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.