Evinizde çocuğunuz var mı? 

Ya da çevrenizde var mı? İllaki vardır. Çocuksuz dünya mı olur, çocuksuz sokaklar mı olur? 

Evinizde çocuğunuz var mı? 

Evinizde çocuğunuz var mı

Ya da çevrenizde var mı? İllaki vardır. Çocuksuz dünya mı olur, çocuksuz sokaklar mı olur? 

Arka sokaklarda oyun oynayan birçok çocuk var. Evinizde oyun oynayan, oyun parklarında, oyun salonlarında, okulda oynayan çocuklar var. Peki çocuklar niçin oyun oynar? Gelin birlikte anlamaya çalışalım. Kırşehir’in oyuna bakışını değerlendirelim.

Oyunun insanlık tarihi kadar eski ve evrensel olduğu görüşü kabul edilirse oyunu anlamak da bir o kadar karmaşık ve zor olduğu düşünülebilir. Oyunun ilk kez insanlık tarihinin hangi aşamasında tam olarak ortaya çıktığı konusunda net bir bilgi olmasa da yazılı kaynaklar ve arkeolojik kazılar oyunun çok önceden beri insanın hayatının bir parçası olduğunu kanıtlamışlardır.

Dünyanın dört bir yanında yapılan arkeolojik kazılar çocuk oyunlarının klasik Yunan ve Atina’ya kadar uzandığını saptamıştır. Antik Çin, Peru ve Mısır’da yapılan kazılarda çocukların oynadıkları topraktan ve metalden yapılmış oyuncaklar çıkartılmıştır. Ayrıca bu kazılarda oyun sahnelerinin resimlediği duvar resimleri ve seramikler de bulunmuştur. Elde edilen bulgulardan yola çıkarak o dönemlerde de günümüzde olduğu gibi tiyatro, dans, şarkı, oyun gibi aktivitelerin olduğu ileri sürülmektedir.
Oyun nedir sorusuna cevap aradığımızda yaşı ne olursa olsun her insan gülümseme ile yanıt verir. Oyun çocukluğumuzdur. Yaşınız kaç olursa olsun oyun hayatın bir yerinde vardır.

Oyun çocuk için boş zaman faaliyeti değil, çocuğun doğasıdır. Çocuk sadece kendisini oyalamak ve mutlu etmek amacıyla oynamaz. Gözlerini açıp her anını merak ettiği dünyayı deneyerek oyun ile öğrenir. Oyun çocuğun çevresini tanıdığı uyum sağladığı bir faaliyettir.Oyun oynama bir deneyimdir. Çocuğu hayata hazırlar ve hayata olan bakış açısının yansımasıdır. Olumsuz yaşantılarla baş etmek için oyun çocuğa prova yapma olanağı sunar. Çocuğun ilkel, henüz olgunlaşmamış duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmesi için de etkili bir yoldur. Yani oyun çocuğun duygularını denetlemesini sağlar.

Çocuğun doğal öğrenme ortamıdır. Oyun oynayan çocuğun yaratıcılığı artar. Oyun çocukta sosyal, duygusal, fikri ve diğer kuvvet yeteneklerini harekete geçiren ve geliştiren bir uğraştır. Oyun çocuğun dili ve etkin bir anlatma aracıdır.

OYUNUN İŞLEVLERİ

Oyunun geliştirici işlevi: Oyun sırasında çocuğun bazı organları ya da tüm bedeni hareket halindedir. Çocuk hareketli oyunlarla kaslarını geliştirme fırsatı bulur, el becerisini geliştirir, bir takım beceriler kazanır, birikmiş enerjisini oyun yoluyla harcamayı öğrenir. Çocuk bedenini tanır. Oyun sportif uğraşların ve eğitimin temelini oluşturur.
Oyunun eğitici işlevi: Oyun yoluyla çocuk çevresindeki nesneleri tanımayı, cisimleri kullanmayı öğrenir.

Oyunun psiko-sosyal işlevi: Yetişkinin bazı müdahalesine gerek kalmadan çocuk bazı gerçekleri oyun sırasında öğrenir. Keşfetme, yaratma etkinlikleri ile zihinsel yeteneklerini harekete geçirir. Çaba harcamayı başladığı işi bitirmeyi ve bundan zevk almayı öğrenir. Kabullenmekte güçlük çektiği kuralları benimser. İşbirliği, paylaşma, yardımlaşma, yenme ve yenilmeyi yaşayarak öğrenir.

Oyunun tedavi edici işlevi: Çocuk oyun yoluyla olumsuz duygularından kurtulur. Kardeşine yönelik saldırganlığını, annesine duyduğu kızgınlığı, babasına olan öfkesini oyuncak bebeğine yöneltir. Kısa bir süre için de olsa oyunlarında korku endişe öfke, kıskançlık gibi duyguları yenmeyi başarır.

Oyunla ilgili söylenecek anlatılacak o kadar çok şey varki. Kırşehir’de bugünün çocukları teknolojinin de etkisiyle maalesef oyun oynamaktan alıkonmakta. Ellerine verilen telefon tablet bilgisayar gibi teknoloji ürünleriyle iç dünyasından kendisinden uzaklaştırılıyor. Çocukların, Kırşehir sokaklarında kirlenerek oyun oynaması yerine odasına kapatılıp sessizce telefonla uğraşmasına göz yumuluyor. Ya da bir fazla soru çözsün ve başarılı olsun diye oyundan uzaklaştırılıyor.
Lütfen sevgili anne ve babalar!!!

Çocuğunuzu yönlendiren sizlersiniz. Çocuğun ilk öğretmeni, ilk terapisti sizlersiniz. Çocuğunuzun iç dünyasını anlamak eğitimli kendini geliştiren ve bu süreçte çocuğunu tanıyan bilen aileden geçer. Çocuğunuzu tanıyın. Onu bir kenara atmayın. Çocuğunuzla oynayın.

Önümüzdeki hafta yazın dizinimde OYUN TERAPİSİ ve FİLLİAL TERAPİ üzerinde duracağım. Güçlü dinamik yarınlar için hep birlikte bilgi ışında buluşmak dileğiyle…
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.