banner245

Ezbere değil, öğrenmeye dayalı eğitim önemli...

Eğitim, farklı boyutlarıyla bütün dünyada sürekli ve yoğun ilgi gören bir sosyal kurumdur. Hizmet alan ya da veren konumunda bulunan bütün bireyler, eğitimle ilgili konulara az ya da çok kafa yormaktadır. Fakat bütün paydaşlarca, eğitimle ilgili sorulması gereken belki de en önemli soru ya akıllara gelmemekte ya da görmezden gelinmektedir: Çocuklar, kendilerine sunulan ders içeriklerini öğreniyor mu yoksa ezberliyor mu?

Ezbere değil, öğrenmeye dayalı eğitim önemli...

Ezbere değil, öğrenmeye dayalı eğitim önemli...

Eğitim, farklı boyutlarıyla bütün dünyada sürekli ve yoğun ilgi gören bir sosyal kurumdur. Hizmet alan ya da veren konumunda bulunan bütün bireyler, eğitimle ilgili konulara az ya da çok kafa yormaktadır. Fakat bütün paydaşlarca, eğitimle ilgili sorulması gereken belki de en önemli soru ya akıllara gelmemekte ya da görmezden gelinmektedir: Çocuklar, kendilerine sunulan ders içeriklerini öğreniyor mu yoksa ezberliyor mu?

Öğrenme; gerçek hayatı kolaylaştırıcı, işe yarar bilgi ve becerileri kazanmaktır. Öğrencilerin öğrenmelerini sağlamak ve bunu geliştirmek okulların temel görevidir. Derslerde çocuklar için gerçekleştirilen etkinlikler, çalışmalar onların bireysel ve toplumsal gereksinimlerin karşılanmasında etkin rol oynamalarını, bir sorunu çözmelerini, yeni bir düşünce ya da ürün ortaya koymalarını sağlayacak bilgi ve beceriler kazandırıyorsa öğrenmeden söz edilebilir. Anılan sonuçlara ulaştırmayan bir eğitim anlayışı ancak ezberci olarak nitelendirilebilir. 
Çocukların öğrenmelerine engel olan en önemli etken onların öğrenmeye istek duymamalarıdır.Öğrencilerin öğrenme isteksizlikleri, öğrenmenin verimliliğini düşürmekte ve eğitim hedeflerine ulaşılmasını güçleştirmektedir. Söz konusu ilgisizlik, öğrencinin gelişiminin de önünü tıkamaktadır. Ne acıdır ki çocuklarda öğrenme isteğine en büyük darbe okullarda indirilmektedir. Okullarda,çocukların öğrenme meraklarına, ilgilerine zarar veren çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bir okul gününün uzun olması, birçok ders türünün bulunması (buna rağmen çocukların ilgi alanlarıyla, zevkleriyle ilgili herhangi bir içeriğe hiçbir derste rastlanmayışı) ders içeriklerinin yoğun olması öğrencileri zihinsel ve fiziksel olarak yormakta, bu yorgunluk da öğrenmeye karşı isteksizliğe yol açmaktadır. Okullarda öğrenmeye değil, ezberlemeye yönlendirme yapılmasının, ezberlemenin öncelenmesinin öğrencilerin öğrenme isteklerini törpüleyen en önemli etken olduğu iddia edilebilir. Okullarda derslerin içerikleri, bilinçli ya da bilinçsiz olarak çocuklara ezberletilmektedir. Böyle olunca derslerin, bilgilerin anlamı ve önemi çocuklarca anlaşılamamaktadır. Öğrenciler, kendilerine sunulan ders içeriklerinin önemini, anlamını kavrayamayınca o içeriği öğrenmeye karşı isteksizlik duymaktadır. Bilgilerin ezberlenmesine dayalı seçme sınavlarının en önemli hedef olduğu eğitim sistemlerinde, ezberci eğitimin dışına çıkmak maalesef mümkün görünmemektedir; merkezi sınavların hegemonyasının neden olduğu rekabet kültürü, ezberci eğitim anlayışının yerini sağlamlaştırmasına sebep olmaktadır. 
Ezberci eğitim, öğretmen merkezlidir. Bu nedenle düz anlatım yöntemi (öğrencilerin edilgin olduğu ve yalnızca dinledikleri ya da dinler göründükleri, öğretmenin otokratik bir biçimde bilgi aktardığı yöntem), kullanılan tek yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu eğitim yöntemi, öğrencilerin etkin olmalarına izin vermez. Ezberci eğitimin karakteristik diğer özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir: Öğrenciler, çoktan seçmeli sınav bombardımanına maruz kalır; dolayısıyla farklı düşünme fırsatı bulamaz. Anlamsız sık tekrarlar yaşanır. Bilgiler âdeta öğrencilere yüklenir. Çoğunlukla da gereğinden fazla bilgi yüklenir. Bütün bunlar, öğrencilerde stres ve ilgisizliğe yol açar ve onların merakını, öğrenme isteklerini azaltır, hatta yok eder.Oysaki okullardaki bu yanlış eğitim anlayışıyla karşılaşana dek bütün çocuklarda merak duygusu, öğrenme isteği güçlüdür. 
Peki öğrencilerin okullardan gerçek öğrenmeler yaşamaksızın, bilgileri yalnızca ezberleyerek mezun olmaları hangi sonuçları doğurur? Bu durumda ortaya çıkacak sonuçlardan en olumsuzu;anlamak, kavramak, yorumlamak, analiz etmek, eleştirel düşünmek, sebep-sonuç ilişkisi kurmak, problem çözmek, yaratıcı düşünmek gibi zihinsel becerilerden çocukların mahrum kalmaları olacaktır. Bu yoksunluk, bireyin kendisine ve içinde bulunduğu topluma istenen düzeyde yararlı olamamak şeklinde bir maliyet yaratacaktır.Öğrenim hayatlarını ezberle geçiren bireyler; başvurabilecekleri, faydaya dönüştürebildikleri bir bilgi ya da beceriye sahip olmayacakları için istihdam edildikleri alanlarda verimlilik ve üretkenliğin düşük olmasına da neden olacaklardır. 
Öğrencilerde öğrenme isteği yaratmanın ve bunu güçlendirmenin ne denli önemli bir sorumluluk olduğu iyice anlaşılmalı, özümsenmelidir. Bu sonuca ulaşmak için ise şu öneriler dikkate alınabilir: 
•    Öğrenciler, her derste o dersin hedeflerinden haberdar edilmelidir. Kazanacakları bilgi ve becerileri gerçek hayatta nerede kullanacakları, bunların hangi ihtiyaçları karşılamaya yönelik olduğu öğrencilere gösterilmelidir. 
•    Öğrenciler, kendilerine sunulan ders içeriklerinin yararına ve önemine inandırılmalıdır.
•    Öğrenme-öğretme süreci öğretmen merkezli değil, öğrenci merkezli olmalıdır. Dolayısıyla öğrencilerin aktif olmaları sağlanmalıdır. Her türlü girişim ve etkinlikte öğrenci yararı gözetilmelidir.
•    Derslerde, öğrencilerin aktif olmalarını sağlayacak ve ilgilerini çekecek strateji, yöntem ve teknikler kullanılmalıdır.
•    Derslerde öğrencilerin birden çok duyusuna hitap edecek araç ve gereçler kullanmaya özen gösterilmelidir. 
•    Derslerin başından sonuna kadar eğlenceli olması sağlanmalıdır. Bunun için başta mizah olmak üzere dersleri eğlenceli kılacak bütün unsurların gücünden yararlanılmalıdır. 
•    Öğretmenler, öğrencileriyle ilişkilerini geliştirmeli, onlara daha yakın davranmalı, her biriyle ilgilendiğini göstermelidir.
•    Okullarda öğrencilerin ilgi duydukları alanlarla ilgili çalışmalar, araştırmalar yapmaları sağlanmalıdır.
•    Öğrenciler, hak ettikleri durumlarda övülmeli ve ödüllendirilmelidir. Ödüllendirme, görece daha büyük bir performansla karşılaşıldığı zaman ve önceden duyurulmaksızın gerçekleştirilmelidir. 
•    Öğrencilerin kendilerine sunulan bilgileri kullanmaları (bir sorunu çözmede, yeni bir ürün ya da düşünce ortaya koymada vb.) için uygun ortam ve koşullar yaratılmalıdır.
•    Öğrencilere dinlenmeleri için derste de ders dışında da yeterli süre verilmelidir.
•    Öğrencilerin yeteri kadar fiziksel aktivitede bulunmaları ve oyun oynamaları sağlanmalıdır.
•    Bir okul gününün süresi kısaltılmalıdır. Örneğin bütün okullarda dersler sabah 9’da başlatılıp en geç 13.30’da bitirilebilir.
•    Öğretim programları sadeleştirilmeli, öğrencilerin öğrenmekle mükellef oldukları yük azaltılmalıdır.
•    Merkezi sınavların, seçme sınavlarının neden olduğu rekabet kültürü terk edilmelidir.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.