Günü kurtarma derdinde...

Değerli dostlar adı Müslümanlar günü kurtarma derdine düşmüş. 

Günü kurtarma derdinde...

Günü kurtarma derdinde...

Değerli dostlar adı Müslümanlar günü kurtarma derdine düşmüş. 
Kırşehir’de insanlar “inandığı gibi değil, yaşadığı gibi inanır” olmuşlar.
Yaşantılarında, ahlaklarında Müslüman olduklarını unutmuş durumdalar.
İnsanları nasıl kandırırım derdine düşmüşler.
Günümüzde doğru olayım, düzgün olayım, ahlaklı kalayım diyenlerin sayısı her gün azalıyor.
Düzgün, doğru, ahlakı olanlarda çok kıymet verilmiyor.
Kapalı kapılar arkasında insanlara nasıl tuzak kurarım, nasıl kandırırım, hesapları yapılıyor.
Bunu çok doğru ve ahlaklı bulmuyor.
Bugün sözünün eri siyasileri, ahlaklı üreticiyi, düzgün esnafı arar olduk.
Bundan elli yıl önce dik duran siyasilerden, ahlaklı üreticilerden, düzgün ticaret yapanlardan bahsedilirdi.
Bugün ne oldu da insanlık günü kurtarma derdine düştü.
Ey insanlık çok kazanmak için nelerinizi feda ediyorsunuz farkında mısın?
Günümüzün insanlığına örnek olsun diye sizlerle paylaşmak istedim.
Emeğinin hakkını evinde beslediği ineğiyle geçimi sağlayan bir amca ve eşi evde tereyağı yapıyor.
Ninenin yaptığını tereyağını kocası her gün, yakınlarındaki bakkala, götürüp, satıp geçiniyorlar.
Bakkal yaşlı amcaya ve eşine güveniyor getirdiği, tereyağını hiç tartmıyordu.
Ne zaman şeytan hile kurdu bakkalın aklına girdi bir gün “acaba” dedi.
Adam gittikten sonra, getirmiş olduğu tereyağını tartıya koydu.
Bir kilogram yerine, dokuz yüz gramı görünce, çok öfkelendi.
Güven duyduğum ihtiyar beni her gün kandırıyormuş diye söylendi.
“Yarın geldiğinde, bunun hesabını sorar ve bundan sonra da, alışveriş yapmam” dedi.
Her zaman olduğu gibi sabah yaşlı adam, elinde tereyağı içeriye girdi.
Bakkal sert bakışlarıyla,“Artık bundan sonra, senden ve eşinden,
tereyağı almayacağım” dedi.
Yaşlı adam üzülerek,“efendim bir yanlışım, bir hatam mı oldu?” dedi.
Bakkal sesini yükselterek,“efendi bana getirdiğin, tereyağını tarttım.
Bir kilo olması gerekirken, sadece dokuz yüz gram geldi.
Ayıp değil mi yaptığın” dedi.
Yaşlı adam utanarak, Yüzü kızarmış şekilde, başını yere eğdi ve
“Efendim bizim terazimiz yok.
Sizden bir kilo şeker almıştık.
Onu tartı olarak kullanıyoruz” dedi.
Öfkeden kızarmış olan bakkal, öylesine utandı ki, ne yapacağını şaşırdı.
Utanacağın işi yapmayacaksın.
Kendi hileni unutup başkasını hırsız demeyeceksin.
Kazmış olduğun kuyuya bir gün kendinin düşeceğini bileceksin.
Etrafında olan olaylardan ibret alacaksın.
Ey Müslümanlar okuyup durduğunuz hatimler indirdiğiniz “Kuran” bakın düzgün olmayan günü kurtarma peşinde olan sizleri ne güzel anlatıyor.
“Eksik ölçüp tartanların vay haline! 
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar. 
Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı”? 
(Mutaffifin1,2,3 4)
Müslüman olmak, Müslüman’ca yaşamın adı...
Bugün gün kurtarma derdine düşmüş Müslümanlar.
Adı Müslüman olanlar nasıl nerde ne şekilde köşe dönerim kimi kandırırım peşindeler.
Önce kendin dürüst olacak sonra başkasını olmaya çağıracaksın.
Namaz kılmak, oruç tutmak nasıl Allah’ın emriyse “Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin.” emri de Allah’ın emridir. 
Hele ki gelip geçici dünya hayatının menfaati için hayatınıza hile karıştırmayın. 
İnsanları aldatmayın. 
Doğrulukla, adaletle hareket eden insanlardan olunuz.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.