Hatırlatma...

“Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, müminlere yarar sağlar.” (Zariyat Suresi, 55)

Hatırlatma...

Hatırlatma...

“Sen öğüt verip hatırlat! Çünkü gerçekten öğütle hatırlatma, müminlere yarar sağlar.” (Zariyat Suresi, 55)
Bizde bu ayetin emri gereği hem öğüt verenlere uyuyoruz, hem de hatırlatıyoruz.
Müslümanlar olarak eleştirmekten ve eleştirilmekten korkar olduk.
Yanlış yapanı eleştirirken çekiniyoruz.
Hatırlatıcı ve uyarıcı eleştirene kem gözle bakıyoruz.
Yapıcı ve öğüt verici eleştirenleri dışlıyor tu kaka diyoruz. 
Yanımızda yalakalık yapanları, alışkışlayanları sen büyüksün diyenleri seviyoruz.
Neden önce kendi düşüncemize sonra başkalarının düşüncelerine objektif, tarafsız bir gözle bakmayı beceremiyoruz?  
Neden, eleştiriye açık değiliz? 
Çünkü insan nefsinde bir ‘benlik’ yani ‘kendini sevme’ duygusu vardır. 
Her insan, üslubunu, konuşmasını, aklını, tavrını, mantığını, ahlakını, yürüyüşünü, giyimini, yemesini, içmesini her şeyini beğenir.
İnsanın yaratılış fıtratında bu özelikler var.
Biz ne yapıyoruz bugün?
Eleştirmiyoruz.
Eleştirilmek istemiyoruz.
Kimden neden korkuyoruz çekiniyoruz.
Yanlışları eleştirmekten sorumlu değil miyiz?
Birinin bir yanlışını görünce en iyi ihtimal eleştirmiyoruz.
Lütfen eleştirin, konuşun, tartışın, anlatın, bir daha anlatın.
Sadece gücünüzün yettiği garibanlara yapmayın bu eleştirilerinizi.
Özellikle ön planda, kelli felli seçilmişlere, atanmışlara, hocalara, şeyhlere, yazarlara, çok şey bilenlere yapın eleştirinizi.
Bunu atlamayın lütfen, bu çok önemli.
Çünkü bunlar kimsenin aklına gelmiyor.
Her şeyi bildikleri zannedilen, yanlış yapmayacakları düşünülen bu kişiler kimsenin aklına gelmiyor.
İnsanlar arsında seçilmişler eleştirilemez gibi bir algı oluşmuş durumda.
Seçilmişler eleştirilmeyince her yaptıkları söyledikleri doğru oluyor.
Onlar da kimse eleştirmeyince yaptıkları, söyledikleri her şeyi doğru zannediyorlar.
Hata yapmaya da devam ediyorlar.
Yanlışa neden yanlış diyemiyoruz.
Kendileri bir helake gidiyorlar, sonra başkalarını da sürüklüyorlar aralarından.
Ve en kötüsü bunun farkında olmuyorlar.
Değer verdiğiniz güzel, samimi insanlar varsa ve yanlışlar yapıyorlarsa mutlaka eleştirin.
Ama yapıcı eleştirin.
Tabi başka bir hastalığımız da var bununla bağlantılı.
O da: Eleştiriye katlanamıyoruz.
Birisi bir şey deyince bunu kabul etmiyoruz.
Teşekkür edip, iyi ki senin gibi arkadaşım, dostum var demiyoruz.
Bakın sizi seven eleştirir, yanlışınızı söyler.
Size haset eden veya başarınızı istemeyen kişiler yanlışlarını söylemez.
Birisi yanlışınızı söylüyorsa teşekkür edin.
Müminler, iyiliği emredip kötülükten men etmenin, öğüt vermenin, doğruya ve hayra çağırmanın Allahın emri olduğunu bilirler.
Hz. Ömer halife seçildiği zaman Müslümanların karşısına çıkmış ve şöyle demiştir: 
“Ey insanlar! Ben bir hata yaptığım zaman ne yapacaksınız?” Bunun üzerine, Müslümanlar hep bir ağızda şu cevabı verirler: “Seni kılıcımızla düzeltiriz.” 
Bu olumlu tepki karşısında Hz. Ömer ellerini açarak şöyle dua eder: “Allah’ım yanıldığımda beni düzeltecek inananlar olduğu için sana şükürler olsun.” 
Müslüman kimsenden çekinmeden, korkmadan, kırılacak, darılacak endişesi duymayan hakkı ve doğruyu evirmeden, çevirmeden, kıvırmadan söyleyendir.
İyiyi teşvik ve emretmek, kötüyü engellemek İslâmî bir ilke olduğunu bilen.
 

Etiketler; #Hatırlatma...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.