İki ayak bir şafak… 

Kafkas’ta, Serhatlar Şehri Gazi Kars’ta üçüncü üniversite yılım…

İki ayak bir şafak… 

İki ayak bir şafak… 

Kafkas’ta, Serhatlar Şehri Gazi Kars’ta üçüncü üniversite yılım…

Şöyle bir bakıyorum da zaman ne çabuk geçmiş ve geçiyor…

Orta Anadolu’nun bağrından şirin bir şehirden yani Kırşehir’den geldim Kafkas Kars’a…

Hani Doğuya karşı bir ön yargı vardır ya buraya geldiğimde bu ön yargı ne yazık ki bende de oluştu. Zamanla da kırıldı. Neyse ki ben şanslıydım. Memleketimden arkadaşlarımla gelmiştim ama yine de Kırşehir gibi küçük olan bu şehre ayak uydurmakta ve adapte olmakta güçlük çektim çünkü içimde bir memleket hasreti vardı tıpkı diğer arkadaşlarımda olduğu gibi…

Yürüdüğüm Aslanlı yolda, Kazım Paşa’da Terme Caddesini, atlı yolda yani Faik bey de, Ankara Caddesini, Paşaçayır’da Bağbaşını aradım. Memleketim gibisi yokmuş onu anladım…

Derken alışmaya başladık okumak zorunda olduğum bu şehre…
Hatırlıyorum ki buradaki yakın arkadaşımla şafak saymaya başlamıştık ne zaman Kırşehir yolcusuyuz diye…
Zulüm geliyordu evden bu kadar uzakta ve soğukta olmak…

Ben nasıl bitireceğim dediğim, nasıl yaşayacağım dediğim şehir de üçüncü yılıma girdim kaldı bir yıl. Şuan bunu derken bile şafak saydığımın farkındayım. Ama alıştım Serhat Kars’a… 

Burada iyi insanlar, güzel dostluklar edindim. En önemlisi de güzel anılar biriktirdim. Hayatın tüm olumsuzluklarına rağmen nasıl dik durulduğunu, nasıl güçlü kalındığını öğrendim burada.

Farklı kültürleri içinde barındıran etnik bir yapıya sahip, hemen her milletten insanın olduğu bir şehir Kars. Yani yaşanabilir bir şehir. Ama alışkanlıklar, zorunluluklar geçicidir, memleketim kalıcı… 

Hani demiş ya şair: Memleket isterim! 
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun… 
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun…
Evet, tarla sarı olsun tıpkı bozkır gibi Kırşehir gibi…

Ama gönülde hasret, özlenenden ırak kalmak olmasın. Şimdiden burnumda buram buram tüten, mutluluğu, acıyı, sevinci, zaman zaman da hüznü yüreğinde barındıran şehir…

Ağladığında kır, tebessüm ettiğinde gül şehir…
Sevinci bulduğum, aşkı aradığım, hayale daldığım şehir…
Güldüğüm, ağladığım, sustuğum, konuştuğum şehir…
Sıcak şehir, ilim şehir, tarih şehir…
Taşını toprağını bildiğim şehir… 
Lafım, sözüm, ezberim şehir…
Evliyalar, ozanlar diyarı şehir…
İki ayak bir şafak olduğum şehir…
Güzel şehir, şirin şehir, Kırşehir…
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.