İnsanlar neden mutsuz!!!!

Ne yazık ki dünyamızda insanlar mutlu değil.

İnsanlar neden mutsuz!!!!

İnsanlar neden mutsuz!!!!

Ne yazık ki dünyamızda insanlar mutlu değil.

Sömürende, sömürülende aynı mutsuzluğu yaşıyor.

Doyan Obezite’den, sömürülen açlıktan mutsuz.

İnsanlığın mutsuz olduğu bir dünya inşa ediliyor.

Uzay çağı dedikleri dünya, insanları yaşamda uzaklaştırıyor mutsuzlaştırıyor.

Teknolojiyle birlikte insanlar mutsuz yaşıyor.

Demirin hâkimiyetinde yaşayan insanlar demir gibi soğuk oldu.

Demirin acımadığı gibi insanlarda bir birlerine acımıyor.

Kalpler katılaştı, insanlar makineleşti.

Ölenler Hakka kavuşuyor, hesap gününü bekliyor.

Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu, kültürünü kaybediyor.

Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Küçük ilimiz Kırşehir’de yaşayan insanlar bile mutsuz yaşıyor.

Caddelerde, sokaklarda dolaşan insanla bir birlerine küs gibi davranıyor.

Allah’ın selamını bile insanlar bir birine vermiyor.

Esnafa komşusundan habersiz yaşıyor.

Çok katlı binalarda yaşayanlar kapı komşusunu tanımıyor. 
Kırşehir’in dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can bağı, toprak bağını özlüyorlar.

Eski Kırşehir sanıyorlar.

İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl Sünnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsanoğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor, farkında değil.

Nerede bizim çocukluğumuzun Kırşehir konakları?

Nerede salkım söğütlü dereleri?

Sıra sıra söğüt ve kavakların elmalı, armutlu, kayısılı erikli, bademli, kirazlı, dutlu uzun uzadıya kıvrım kıvrım akan kılıç özü çayı.

Nerede bahar yağmurlarına boyun büken köprüler?

Miras yedilerin mal hırsından dolayı, hepsi yok oldu.

Maalesef öldürüldüler...

Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü.

Soruyorlar her gidene cevap veremiyor.

Belki de o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz.

Kırşehir halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcakkanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu, gözetleyici oluşunu kaybetmesi.

Hangi birine üzülelim ki.

Gurbettekiler zannediyor ki, Kırşehir’i bıraktıkları gibi duruyor.

Oysa Kırşehir gurbetten beter olmuş.

Burada yaşayanlar bunun farkında değiller.

Bugün Kırşehir’in değerleri bir bir yıkıldı.

Hangisini sayalım.

Yıkmaya, bozmaya üzerimize yok maşallah.

Çok okumuşlar, iş bilirler, diplomalıların yüzünde bu hale geldi şehirler.

Bugünkü halimiz mühendisim diyenlerin yüzünde.

Eline malayı alan, duvar örmekten aciz, kalıp ustalarının, sıvacıların, marangozların müteahhit olduğu bir ülkede bu çarpık kentleşme gayet normal.

Betonların arasın insanlar makineleşti mutsulaştı.

Kendi elerimizle mutsuz bir dünya inşa ediyoruz, bunu da geleceğe bırakıyoruz.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.