Kayı boyu damgası ve devlete adını veren kılıç...

“Demire şekil veremeyen millet odun gibi yontulmaya mahkum olur.” Demiş atalarımız.

Kayı boyu damgası ve devlete adını veren kılıç...

Kayı boyu damgası ve devlete adını veren kılıç...

“Demire şekil veremeyen millet odun gibi yontulmaya mahkum olur.” Demiş atalarımız.

Atalarımız tarih boyunca demiri en ince ayrıntılarıyla işlemiş, ve zamanının en gelişmiş silahlarını üretmişler. Ok, yay ve kılıç başta olmak üzere Türk milletinin de askeri ruhuna şekil vermiş yüz yıllarca.
Her boy kendine özgü sembolleri kullanmış ve bu sembollerini de para, silah, kilim gibi günlük hayatta kullandıkları eşyalarda da gelecek nesillere göstermişler.
Osmanlı Devletini kuran boy da Oğuz Han oğlu Gün Han oğlu Kayı Han’dan gelmektedir. Kayı boyunun sembolü şahinlerin en büyüğü olarak bilinen akdoğandır. Damgaları ise iki ok ve bir yay şeklinden oluşmaktadır. Bu şekil tarihi belgelerde "IYI" olarak geçmektedir.
Günümüzde dizilere konu olan ve Osmanlı Devletine de ismini verdiren bir kılıcın hikayesi herkes tarafından merak edilmektedir. Bu kılıç Hz. Muhammed’in (SAV) halifelerinden Hz. Osman’a ait ve üzerinde kayı damgası bulunmaktadır. 
Şu an Topkapı sarayında kutsal emanetler arasında yer alan bu kılıcın bizlere ulaşması ve hikayesi de şöyledir:
Akhun İmparatorluğunda yaşayan ve Süreycileradıyla bilinen bir kavim çeşitli sebeplerle göç ederek Mekke’ye yerleşmiş. Kılıç yapımında usta olan bu kavim bölgede kendilerini de sevdirmişler. Kâbe’nin muhafızlığı konusunda da arap kabileleri kendi aralarında anlaşamayınca hiçbir kabileden taraf olmayan bu Türk ailesine Kâbe’nin anahtarını ve muhafızlık görevini vermişler.
Mekke’nin fethedilmesinden sonra Hz. Muhammed (SAV) Hz. Ali’den Kâbe’nin anahtarını kendisine getirmesini ister. Hz. Ali bu aileden anahtarın teslim edilmesini ister ama Kâbe’nin muhafızı olan bu aile anahtarı teslim etmek istemez. Hz. Ali anahtarı zor kullanarak alır ve Hz. Muhammed’e (SAV) götürür. Hz. Muhammed bunu öğrenince çok üzülür ve Hz. Ali’den özür dilemesini ve anahtarı iade etmesini ister. Hz. Ali durumu anlatarak özür diler ve anahtarı iade eder. Henüz islam dinini kabul etmemiş olan bu aile bu olaydan sonra islamiyeti kabul ederek uzun yıllar hizmetini sürdürmüştür. İslam dinini kabul ettikten sonra ailenin beyi Osman bin Talha ismini almıştır.

Hz. Osman’ın halifeliği döneminde Süreycilerden Ubeydullah isminde bir kılıç ustası Hz. Osman’ın isteğiyle bir kılıç yaparak Hz. Osman’a hediye eder. Bu kılıcın üzerine ise çeşitli ayetlerle birlikte Kayı Tamgasını da işler. Bu ustasının da kılıcın üzerine vurduğu bir imzası gibidir.

Peki bu kılıç Osmanlı Devletinin kurucularının eline nasıl ve hangi yollarla geçmiştir:
Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra Kâbe muhafızları tarafından kılıç Hz. Ali’ye verilir. Sonra Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Zeynel Abidin, Hz. Muhammed Bakır, Hz. Cafer-i Sadık, Hz. Musa Kazım, Hz. Ali er Rıza kılıcı ehl-i beyt içinde elden ele emanet ederler. Hz. Ali erRıza ise kılıcı kendi talebesi de olan büyük din alimi Beyazıd-ı Bestami’ye verirler. Böylece kılıç “Altın Sinsile” adı da verilen Nakşi alimlerine geçer. Hasan Karakanî’den  Kasım Gürganî’ye, ondan  Horasan bölgesinde yaşayan Hace Abdullah El Ensarî’ye, ondan  Ebu Ali Fermanî’ye, ondan Yusuf Hamedanî’ye, ondan da Türk dünyasının en çok bilinen alimlerinden Hoca Ahmed Yesevî’ye geçer. Hoca Ahmed Yesevî kılıcı talebesi Şeyh Edebali’ye verir. Şeyh Edebalî ise Türk ve İslam dünyasını ayağa kaldıracak lider olarak Ertuğrul Gazi’nin oğlu Ataman’ı görür. Kılıçla birlikte Ataman beye kılıcını taşıyacağı Hz. Osman’ın ismini de verir. Kılıcı taşıma şerefini ve kendinden sonraki nesillere aktarma hakkını da alır. Böylece Ataman bey Osman ismini alarak arap adını alan ilk Osmanlı hükümdarı da olacaktır.
Bizans ve Avrupa kaynaklarında Osmanlı Devletinin adı Ataman beyin bu isminden dolayı “Ottoman” olarak geçmektedir. 
Kurulmuş tüm Türk devletlerini kuran ve gerektiğinde yıkan binlerce yıldır var olduğuna inanılan, bir teşkilat olan “Üç Hilal” ya da “Ak Sakallılar Meclisi”’nin varlığının en büyük maddi delilinin de bu kılıç olduğu söylenir.
Kayı tamgası ise son olarak 2. Murad tarafından kendi bastırdığı sikkeler üzerinde bulunmakta olup Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar kılıçlar ve eşyalar üzerinde kullanılmaya devam etmiştir.

Ne diyelim, sahip çıkması bizden…

Mesut Hekimhan
Eğitimci yazar

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.