Kıyafetinden derviş sanmıştım!!!

Ülke ve dünya gündemi o kadar karışık ve anlaşılması zor ki, birini anlamaya ve yorumlamaya çalışırken arkasında başka bir konu geliyor.

Kıyafetinden derviş sanmıştım!!!

Kıyafetinden derviş sanmıştım!!!

Ülke ve dünya gündemi o kadar karışık ve anlaşılması zor ki, birini anlamaya ve yorumlamaya çalışırken arkasında başka bir konu geliyor.

Haydi, onu anlayalım derken başka bir püskülü bela kaşımıza çıkıyor.

Yanı başımızda Ortadoğu coğrafyasın da olaylar durmuyor, her gün katliam haberleri geliyor.

Suriye de silahlı kuvvetler Amerika’nın kuklası, batının maşası, İsraillin uşağı PKK, PYD, YPG ile çarpışıyor.

Kırşehir’de gündem takım şampiyonluk yolunda ilerliyor.

Başkan Bahçeci biran önce caddeleri, sokakları, kaldırımları bahardan önce bitireyim diyor.

Geçtiğimiz günlerde görüştüğümüz bazı dostlar.

Yazılarımızı ilgi ve merakla takip ettiklerini ifade ettiler.

Bundan dolayı memnun olduk.

Bu durum bize değerlendirmelerimize ayrı bir güç ve kararlılık kattı.

Bugün konuyu değiştirelim lâfı daha fazla dağıtmadan, başlıktaki “hikâye”ye gelelim...

Sevgili dostlar, şimdi anlatacağım hikâyeyi arkadaşlarla bir sohbetimizde meydanlarda derviş kılıklı avcıların olduğunu anlatmıştım onu da sizlerle paylaşmak istedim

Hikâye şöyle:

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.

Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır.

Ve ona sorar;

“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”

Derviş kendini savunur;

“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim.

Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı.

Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım.

Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;

“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın?

O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”

Kuş kendini savunur.

“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım.

Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.

“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Kuş o anda;

“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar;

“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar...

Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın... Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”

Ne dersiniz; son yılarda yaşadıklarımız, bu hikâyeye tıpa tıp uymuyor mu?

Gerçekten de, derviş kılıklıların sırtındaki hırka çıkarılmalı ve gerçekten bu kılıklıların bir avcı olduğu deşifre edilmeli.

Eğer bunların sırtındaki hırka veya cüppe çıkarılmazsa, hemen herkes onu derviş veya hoca olarak bilmeye,dolayısıyla “aldanmaya” devam edeceklerdir!..

Oysa o “cüppe”in altında,neler var neler bir bilseler kimlere uşak bir anlasalar!!!..

Evet, bizden bu kadar.

İsteyen isteğini anlasın.

Ve dersini çıkarsın diyoruz.

Olan bitenden ders almayan, yine kanadını kolunu kırdırmaya devam edenler varsa, ne yapalım onlar da cezalarını çeksinler diyoruz.

Ama ne yaparsınız yapın, etrafımızda kanadını, kolunu insafsız derviş kılıklılara kırdıran o kadar ahmak aklını kiraya vermiş kuşlar var ki.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.