Kuş Cenneti hızla cehenneme döndürülüyor

Aktörler… Rol üstlenenler! “Çevre insan hayatının en önemli ayrılmaz bir parçasıdır.” Sulak Alanları Tükettiğimizde Kendi Ekonomimizi de tüketeceğiz. Lütfen bu gerçeği unutmayınız.

Kuş Cenneti hızla cehenneme döndürülüyor
ALPASLAN DEMİRBAŞ
ALPASLAN DEMİRBAŞ
15 Aralık 2015 Salı 09:38

Kuş Cenneti hızla cehenneme döndürülüyor



Aktörler… Rol üstlenenler! “Çevre insan hayatının en önemli ayrılmaz bir parçasıdır.” Sulak Alanları Tükettiğimizde Kendi Ekonomimizi de tüketeceğiz. Lütfen bu gerçeği unutmayınız.
“Seyfe Adalet Arıyor” bu başlık altında  02.03.2006 tarihinde yazdığım yazı, Hürriyet, Gazetesinde, ÇEKÜL Vakfı Gazetesinde ve Hollanda’da üç dilde yayınlanan “Anafilya” edebiyat dergisinde yayınlanmıştı. Bu yazı Türkiye genelinde 7 üniversitede kongre başlığı oldu. Dönemin çevre bakanı Osman Pepe benden Seyfe Gölüne yönelik dosya istedi. İstenilen dosyayı Çiçekdağı Haşim Kılıç hatıra ormanı yapılırken kendilerine sundum. Ha bugün. Ha yarın derken süreç uzadı gitti. Seyfe Gölü Yönetim planı çalışmaları yapıldı… Geçen yıllar Seyfe Gölüne aranan adalet verilmedi. Seyfe Gölünün Adalet arayışı hüsrana uğradı. Ölüm fermanı imzalandı!
Sulak alanlar, yeryüzünün en zengin ve en üretken ekosistemlerini oluşturmaktadır. Bu alanlar yöre İnsanlarına ve ülkenin geneline geniş yelpazede hizmet veren oldukça karmaşık doğal sistemlerdir ve  yeryüzündeki başka hiçbir ekosistemle karşılaştırılmayacak ölçüde işlev ve değerlere sahiptir.
Sulak alanlar, tropik ormanlardan sonra biyolojik çeşitliliğin en yüksek olduğu ekosistemlerdir. Pek çok tür ve çeşitteki canlılar için uygun beslenme, üreme ve barınma ortamı olan sulak alanlar, yalnız  bulundukları ülkenin değil, tüm dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilmektedir. Yakın çevresinde yaşayan halkın yaşamında önemli yer tutan, bölge ve ülke ekonomisine katkılar sağlayan sulak alanlar; doğal dengenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması yönünden de diğer ekosistemler içinde önemli ve farklı bir yere sahiptirler.
İklim değişikliğinin insanlar ve yaban hayatı üzerinde etkileri artıkça sulak alanların hızla değişen koşullara uyum yeteneği vazgeçilmez bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Sulak alanlarımızı tahrip ederek, iklimin istikrarını bozduk. 
“Sulak Alanlar” kavramı ne acıdır ki; ne ülkemizde ne şehrimizde gerekliliği anlaşılmış değil. Küresel ısınma ve beraberinde getirdiği kuraklık, insan kaynaklı tehditlerle beraber, coğrafya üzerinde çok önemli bir yer tutan Seyfe Gölü (Sulak Alan)   ve su kaynaklarımızı geri dönülmez bir noktaya getirdi. Bu erozyon halen devam ediyor. Birileri seyrediyor. İdareyi maslahat almış başını gidiyor. Su kaynaklarımız gitgide tükeniyor. Su ve sulak alanlar kalmayınca ekolojik güvenlik ağının ipleri çözülüyor, ne içeceğimizi, ne yiyeceğimizi ne de geleceğimizi düşünmeyi bırakın gelecek kuşaklar ile bugün kendimizi borç batağına sapladık. Yitirilen sulak alanlarımızı artık geri getirmek çok zor. 
Sulak Alanlar Habitat yönünden çok zengin olan kaynaklardır. Bu anlamlı tümce ülkemizde de, Kırşehir’de de sadece lafügüzaf. Seyfe gölüne yönelik toplantı yapılmasını hem yazılı, hem de sözlü olarak Sayın Valimizden talep ettim. Bu sürecin üzerinden 5 ay geçti. Yaptılarsa da bizim haberimiz yok. Nasıl bir çözüm ürettiler meydanda.
Türkiye, 23 yıl sonra 17 Mayıs 1994' ten itibaren Ramsar Sözleşmesi'ne resmen taraf oldu. Bu süreç içinde su rejimiyle oynandı. Taşkınları önleme bahanesi. Sıtmayla mücadele ve tarım ve sanayi  alanları kazanımı amaçlarıyla yapılan müdahaleler nedeniyle toplam 143 956 hektarlık alan geri  dönüşü olmayacak şekilde kaybedilmiştir. Türkiye’de kaybedilen sulak alanların miktarı (toplam 236 538 ha.) pek çok Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında daha küçük gibi görünse de ülkemizdeki sulak alanların hemen tamamında (su rejimine yapılan müdahaleler, kirlenme, aşırı ve yanlış avlanma, yabancı türlerin atılması gibi nedenlerle) ekolojik dengenin büyük Sulak Alanların Yok Olması Ekosistemin Bozulması Demektir
Seyfe gölü sulak alanı, yerli ve kıtadan kıtaya göç eden milyonlarca göçmen kuşun okyanusları aşmadan önce yumurtlama, yavru çıkarma ve mevsimlik yaşama yerleri olduğu için de, ekolojik açıdan son derece önemli habitatlardır.
İçinde bulunduğumuz yüzyılda, dünya sulak alanlarının tarım amaçlı kurutmalar, sanayi kirliliği, içme suyu amaçlı kullanımlar, büyük baraj inşaatları nedeniyle yeterli su alamama ve yapılaşmalar nedeniyle yok edilmiştir. Oysa sulak alanlar, kuşlar için yuva olmanın yanında bulundukları bölgenin su rejimini ve iklimini dengeleyen, tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini kullanarak suyu temizleyen, balıkçılık, tarım, hayvancılık, saz üretimi ve rekreasyonel kullanımlar açısından yüksek ekonomik değere bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlayan çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptirler.
Sulak alanlar yaşadığımız eko sistemin en önemli parçalarından biridir. Sulak alanlar su rezervlerini yenilerler. Yok, olmaları sadece ekosistemin bozulması değil, ekonominin de bozulması anlamına gelir. Sulak alanlar olmadan toprak yoktur, yaşam yoktur. Sürdürülebilir ve güvenli toplum, su gereksinimini bağımlı olduğu ekosistemlere ya da gelecek nesillerin olanaklarına zarar vermeden karşılayan toplumdur. Kırşehir ili coğrafyasında iki adet sulak alan mevcuttur. Her ikisi de felaket içinde kalmıştır. Bırakılmıştır. 
Seyfe Gölü göç yolu üzerine yapılan Rüzgâr enerji sistemleri Kervansaray dağları uzantısı içinde Kuzeye doğru uzatılması için yeni araştırma ve çalışma başlamıştır. Birileri para kazanırken doğa ve Kırşehir kaybedecektir. Ekoloji bozulacaktır. Kervansaray dağları üzerinde bulunan endemik türler ve Seyfe gölü Sulak alan niteliğini kaybetmesinin yanı sıra ekolojik yapısı da altüst olacaktır. Bu şehir niçin bu kadar yalnız ve sahipsizdir? Bunu anlamak mümkün değildir.
5 yıl önce Yeşilyurt köyünde veba salgını çıktı. Koyunların kaçak olduğu anlaşıldı. Olay örtbas edildi. 20 gün önce Kızıldağ yeni yapan köyünde “Ağır Şap” hastalığı ile ölen hayvan leşleri DSİ tarafından açılan kanallar içine atıldı. Hastalığın yaygınlaşmasına davetiye çıkartıldı.
Boztepe ilçesi sıvı atığını Seyfe Gölüne Eski Doğanlı kırsalından doğrudan deşarj edebiliyor. Kimseden ses seda çıkmıyor.
Bu şehirde koordinasyonlar bilmeyenlerle yapılırsa sonuç çokta farklı olmaz. Yazık oluyor Kırşehir yaban hayatına. Yazık oluyor Sulak alanlarına.
Kültür varlığı Kervansarayın duvarlarına hayvansal atık yığılıyor. Hayvansal atık duvar kenarından akıp Kızılırmak ile buluşuyor. Kültür varlığına da bu denli zarar veren anlayışı görmezden gelen anlayış bu kente hiçbir şey katması mümkün değildir. 
Kırşehir Ekolojik ve kültürel değerleriyle yok olurken birilerinin umurunda bile değil.
Toplumun geleceğini yok etmek, yok edilmesine zemin hazırlamak. Görmezden gelmek vatana ihanet değilse nedir?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.