Kutsal Ay: RAMAZAN

On bir ayın sultanı "Ramazan" ayı. Ramazan ayı, Hicri takvime göre 12 aydan bir tanesidir. 3 ayların ilki Recep, ikincisi Şaban üçüncüsüyse Ramazan ayıdır.

Kutsal Ay: RAMAZAN

Kutsal Ay: RAMAZAN

On bir ayın sultanı "Ramazan" ayı. Ramazan ayı, Hicri takvime göre 12 aydan bir tanesidir. 3 ayların ilki Recep, ikincisi Şaban üçüncüsüyse Ramazan ayıdır.

Şevval ayının hilali gözükünce yani 30 gün sonra  de Ramazan ayı biter. Müslümanlar için kutsal olan bu ay içerisinde sağlığı yerinde olan Müslümanların oruç tutmaları farzdır.
Ramazan ayının bir diğer özelliği hepinizin bildiği gibi kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim indirilmiştir. Kuran-ı Kerim'in indirildiği gün Kadir gecesi olarak bilinir. Bu gece bin geceden daha hayırlıdır. Oruç ibadet olup Müslüman alemine farz kılınmıştır.
Ben; Ramazan ayının ibadetlerle geçtiği şu güzel günlerde tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. Ramazan ayının kutsiyetini 'ben; Müslüman'ım" diyen herkes fazlasıyla bilir. Bu ay yardımlaşmanın en yoğun yaşandığı aylardandır. Yoksulları doyurmak, giydirmek farklı bir ibadettir. İnsanlık duygusunun en hassas olduğu günlerdir bu mübarek günler. Kalplerdeki mühürler kırılır, hoşgörü ve saygı üstün gelir bu ay içinde. 
Yeryüzünde kurulu ülkeler içinde Müslüman ülkeler sayısı 63 Dünya nüfusunun %23'ü kısaca 1,5 milyar nüfusa sahip. Doğruları konuşmaktan korkan, çekinen bir ülkeyiz. Bana göre bunun tek nedeni İnancımızı ana dilimiz yerine farklı bir dille. Arapça ile yaşamaya zorlanmış olmamız. Okuduğunun çoğunu anlamayan safsatayı doğru bilen, sadece papağan gibi ezber edilen din anlayışının temelini oluşturmakta. Dinimizi Allah'ın emrettiği şekilde yaşamak. Aklın üstünlüğünü kullanmaktan geçirmiş olsak bu güzel dinin insanlık için ortaya koyduğu sentezlerin tamamının tüm evreni kucakladığını görürdük. Mutluluk ve huzuru yakalamak pek ala mümkün iken, safsata ve hurafeler ile bezenmiş bir din sadece korku salmaktan öteye geçmemekte. Töredir diye yapılan eylemlerde bile hurafe görmek mümkündür. Gelenek ve göreneklerimize karışmış hurafeler var. Yaşam kalitesi içi boş hurafeler ile tehdide yönlendirerek bozuluyor korku hakim kılınıyorsa insanları sadece yaşam kaliteleri bozulmuyor bu anlayış, bu güzel dini karlamaktan öteye geçmiyor demektir.
Din ile İlim birbiriyle bağlantılıdır. Kuran'ın ilk emri "Yaratan Rabbinin adıyla oku"... (Ahlak suresi 1 ayet) Bu bir emirse kutsal kitaptan bu ayeti çıkartmak mümkün mü? Dinimiz insanın aklını kullanmasını ister.Bilimde de, Dinde de akıl öndedir. İnsanların akıl, yani Us sahibi olması nedeniyle ilahi emirlerden sorumlu tutulmuştur.
İslam Dini Okumayı, düşünmeyi ve öğrenmeyi emreder. İnsanların barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşamalarını emreder. Düşünmeyi, araştırmayı akıl yolunu öğütler. İslam inancı insanın iç dünyasını, duygu dünyasını zenginleştirir. Kötülüğü ve fenalığı reddeder. Delil ve belgelere dayanarak konuşmayı, doğruyu yanlıştan ayırmayı ister. Evrene bakmak. Allah'ın eşsiz gücünü görmeye yeter. Allah'ın yaratış gücünü görmek, üzerinde düşünmek insanı bilime yönlendirir. Kuran-ı Kerimde "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür". Zumer suresi 9. ayet. Dünya'da öleceğini bilerek yaşayan tek canlı türü insandır. Bunu bilmek insanların akıl sağlığını bozmaz. Allah insana bu gücü ve iradeyi var edişinde vermiştir.
Entelektüel bazı açıklamaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan'ın Diyanet İleri Eski Başkanı Ali Bardakoğlu ile yaptığı sohbetin bir bölümü.
İlk soru. "Türkiye dindarlaşıyor mu?" Cevap: "Türkiye'nin giderek dindarlaştığı tezi doğru değil. Şekil ve sembolleri ölçü alırsak, bolca kullanılan dini kelime ve kavramları ölçü alırsak ilk bakışta dindarlaşma artıyor zannederiz. Çok gerilere gittiğimizi söyleyebilirim. Bu cevap çok manidar. Net ve açık. Ülkemizde açıkça bir şekil Müslümancılığı hakim. Bu şekil gösterisi asla 'Dindar' toplum olduğumuzu göstermez. Bir diğer soru.  Türkiye ve İslam ülkelerinin hızlı bir şekilde dünyevileştiğini ifade eden Bardakoğlu, dini cemaat ve tarikatların, bugün itibariyle dünyevi oluşumlar olduğunu, din adına topladıklarıyla dünyaya yatırım yapmalarının anlamı nedir?  Cevap: "İslami zihin, bugün Kuran'ın inşa ettiği süreci tersine döndürdü. Yani akide (inanç) ve ahlak sona, muamelat (uygulamalar) başa alındı. Neden? Çünkü dünya, dinin önüne geçti. Böyle olunca da kul ile Allah ilişkisi de bozuldu, insanın insan ile ilişkisi de."
Çok basit bir örnek vermek istiyorum. Esnaflarımız Yılbaşı indirimleri yapıyorlar. Anneler, Babalar, Sevgililer, Bayram, Kadınlar günü indirimleri yaparlarda neden Ramazan ayı içinde ekmeğinden tutun tüm gıda ürünlerinde fahiş fiyatlar uygulanır? Bu nasıl bir ahlaktır. Nasıl bir kuraldır. Ramazan ayını fırsatçılığa dönüştüren zihniyetin Din baronları yaratması olağandır. 
Denetim zafiyetinin varlığı. kontrolsüz yapı her olayı fırsata çevirmede üzerine yok. Yeni buğday ürün çıkmadı. İşçi aylıklarına zam yapılmadı. Kiralar artmadı. Suya tuza zam gelmedi. Yoksulun tel gıdası ekmek ramazan ayında tavan yaptı. Bu vurgun kalıcı oluyorsa. bu toplum sessiz ve sedasız atılan kazığı geçiştirmeye uğraşıyor bütün hamasetiyle Allah'a havale ediyorsa. Bu ülke Müslümanlarının Dinini hiç bilmediğinin açıkça göstergesi değilse nedir? Bardakoğlu tam anlamıyla bunu ifade ediyor. 
Dünyada İslam adına ortaya çıkan bir kesim var. Kuran’dan habersizler. Kendi türettikleri, hurafelerden oluşan batıl bir dini yaşıyorlar. Kuran’da olmayana Kuran’da var diyorlar, helali haram kılıyor, yeni bidatler üretiyor ve sevgi ve barış dini olan İslam’ı nefret ve savaş dini haline getirmeye çalışıyorlar. En tehlikeli yönlerinden biri de yaşadıkları bu dine İslam adını veriyor ve İslam adı altında yaptıkları uygulamalarla gerçek İslam’a en büyük zararı bunlar veriyorlar.
Onların dininde her şey yasak. Onların dininde gülmek, mutlu olmak, eğitimli ve bakımlı olmak, Allah’ın verdiği ve helal kıldığı bütün nimetler yasak. Onların dininde nefret, öfke ve mutsuzluk var. O din kapkaranlık, çünkü hakkı uygulamıyorlar. Onlar hakkın yerine baatılı koymuşlar. Kuran’a aykırı olan uydurma sözleri hadis diyerek Peygambere iftira atıyorlar. Kuran’ı kendilerince değiştirmeye kalkıyor, Dinde farklı bir anlayış getirmeye çalışıyorlar. Ürettikleri safsataları aslında kendileri de uygulamıyorlar.
Bu karanlık anlayışın hurafecileri sayıca az olsalar da etkiledikleri kesim büyük. Pek çok insan, ülke İslam denilince sadece bu modeli görüyor. Pek çoğu da İslam adına bu hurafeleri uygulaması gerektiğini düşünüyor. Bu hurafecilere Kuran’a dokunmak yasak edilmiş, bu yüzden kendi dinlerini bilmiyorlar. Sadece hurafeleri öğreniyor ve bunu din olarak uyguluyorlar.
Kuran’da Allah’ın helal kıldıklarını haram kılanlar için derki; De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer, birer açıklarız. (Araf Suresi, 32)
İslamofobi ("İslam korkusu" demektir. Müslümanlara ve İslam dinine karşı sürdürüle gelen ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme) Bu kelamı en çok entelektüeller ve Hıristiyan alemi kullanıyor.
Yeryüzünde kurulu bulunan 63 İslam ülkesinin15'nde etnik ve dinsel savaş var. Her İslam ülkesinde sosyal düzeni tehdit eden örgütler var. İslam'ın reddettiği İmam kuruluşları ve İslam'ın siyasallaşmasıyla ortaya çıkan tarikatlar. Hazreti Muhammet'in ölümünden sonra başlayan iktidar savaşları bugün dahi yaşanıyor. Bu savaş sadece Müslüman'la, Müslüman arasında 1500 yıldır sürüyor. Barış ve huzur Müslüman ülkelerde yok. Müslümanlar huzuru Hıristiyan ülkelerde arıyorsa nedenlerine bakmak gerekir neden? Açlık ve yoksulluk Müslüman ülkelerde. Geri kalmışlık, çağın ötesinde yaşama anlayışı Müslüman ülkelerde.
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk bir kitabında diyor ki; "Müslümanların perişan olduğu ülkeler: Filistin, Afganistan, Libya, Irak, Yemen, Suriye.
Müslümanların mutsuz olduğu ülkeler: Cezayir, Mısır, Fas, Tunus, İran, Pakistan, Özbekistan, Türkistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Lübnan, Suudi Arabistan.
Müslümanların mutlu olduğu ülkeler: Avustralya, Kanada, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, İsviçre, Amerika, Norveç, Hollanda, Danimarka.
Yani Müslümanlar, Müslüman ülkelerin tümünde perişan veya mutsuz, Müslüman olmayan ülkelerin tümünde mutlu ve keyifli.
Türkiye, Müslüman dünyada bir istisna idi. Neden? Petrolü, parası olduğundan mı? Hayır! tam aksine, petrol ve para, o mutsuz Müslüman ülkelerin elinde. Türkiye, Atatürk ışığı ve Cumhuriyet devrimlerinin getirdiği aydınlık ve akılcılık sayesinde farklı idi. Batı bunu gördü ve Atatürk'e düşmanlığı din sanan alçak ve aptalları yanına alıp Cumhuriyet'in ve Atatürk devrimlerinin altını oyarak Türkiye'yi bir istisna olmaktan çıkardı. Şimdi Türkiye'yi de en azından 'mutsuz' ülkeler arasına koymamız gerekiyor. Böyle giderse bir süre sonra Türkiye 'perişan' ülkeler listesine girecektir."
Bizlere çocuklarımızın eğitimi için İmam hatipleri öğütleyenler. Neden Müslüman ülkelerinde mal mülk edinmezlerde Hıristiyan ülkelerinde edinirler.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.