Makam bağımlılığı, madde bağımlılığı gibi...

Makam ve mevkilerin bazı insanları nasıl değiştirdiğine, zaman zaman şahit olmaktayız.

Makam bağımlılığı, madde bağımlılığı gibi...

Makam bağımlılığı, madde bağımlılığı gibi...

Makam ve mevkilerin bazı insanları nasıl değiştirdiğine, zaman zaman şahit olmaktayız.

Seçilmeden, atanmadan önce halkın içinde olanlar seçildikten ve atandıktan sonra kendilerini Kaf dağında görüyorlar.

Ne biçim bir tutkuysa insanlar da ne ahlak bırakıyor ne kişilik.

Bu tip insanların tek tutkusu makam oluyor.

Ne diyelim insanoğlu makam hastalığına tutulmaya görsün.

Tutulanlarda ne din kalıyor, ne iman hepsi makam uğruna gidiyor.

Nasıl bir belaysa insanları alıyor içine.

Nefise tatlı geliyor oturulduğunda meşin koltuklara.

Günümüzde makam sahibi birçok kişinin düştüğü vahim hata, bu. Makamın geçici olduğunu görememek, buranın sahibi gibi davranmak.

Peki, bazı insanlar, kendilerine bir makam emanet edildiğinde neden değişiyor dersiniz?

İnsanların içindeki boşluklar, niçin bir makam sahibi olunca ortaya çıkar?

Daha mükemmel yiyip içme, daha güzel giyinip kuşanma, daha lüks arabalara binme, herkesin gidemeyeceği meclislerde bulunma, konuştuğu zaman sözünü dinletme, emir verdiği zaman ‘baş üstüne’ dedirtebilme hırs ve arzusu insana makamı cazip gösterir.

Koltuklar, makamlar insanoğlunun mihenk taşı gibi.

Seçilip koltuklara geçenlerin özgül ağırlıkları beli oluyor.

Fıtri olmayan davranışlar sergiliyorlar.

Bunların Müslüman olması, ya da bir başka dinde, mezhep de, ırkta, olması çok değişmiyor.

Elbette ki nefsin insanı böyle davranmaya ittiği bilinir.

İnsan, nefsinin istekleri doğrultusunda bağımlılık oluşturmaya müsait bir varlıktır.

Nefsinin her isteğini yapmak elinde olan insanın yapmamak da elinde.

İnsanoğlunda fıtrat bozulmaya görsün, fıtrat bozuldu mu nefis hep önde gidiyor.

Bir makama sahip olan kişi, elde ettiği iktidar gücü, hükmetme alanı ve imkânlar ile farklı bir psikolojiye bürünüyor.

Ben seçildim atandım havalarına giriyor.

Farkında olmuyor, makamla sınanması ağır imtihanlardan biri olduğunun.

Makam düşkünlüğü öyle sinsi bir hastalıktır ki kibir, tamah ve hırs gibi pek çok kötü sıfata kaynaklık eder.

Makam tutkusu bulaşıcı bir hastalık gibi insan bağımlı oldu mu terki zor.

Kırşehir’de bile tokalaşırken dahi nezaket kurallarını unutup eli cebinde, yüzünü başka tarafa çeviren, dünyayı ben yarattım havasına bürünen seçilmiş makam zedelere sizlerde rastlıyorsunuz dur.

Makam hastalığına tutulanları madde bağımlıları gibi olduklarını görüyorum.

Madde kullanan kişilerde bir dizi bağımlılık belirtisi görülür. Neticede madde bu kişileri esir alıyor.

Makam bağımlı kişilerde bir sürü farklı davranışlar görülüyor.

Makam bağımlılığı da tıpkı madde bağımlılığı gibi gelişir.

Tek fark, burada bağımlılık yapan madde değil, makamın ta kendisidir.

Kişi, sahip olduğu güç ve imkânlarla; başkalarının, makamından dolayı kendisine gösterdiği hürmet ve ilgiyle kendinden geçer.

Ne zaman o makamlarda alaşağı edildiğinde.

Tedavi olmamış madde bağımlıları, nasıl uzun ömürlü olmuyorlarsa.

Makam bağımlılarının ömründe uzun olmuyor hırs onları için için yiyor.

Gün geliyor iç kof olmuş kavak ağacı gibi devriliyorlar.

Makam hırsında Allah sığınmak lazım...
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.