banner245

Ne işimiz var!

Osmanlı döneminde, Genel kurmay başkanından, Bölük Komutanına kadar, kendi ordusunu, psikopat Alman general ve subaylarla teslim etmiş anlayış vardı.

Ne işimiz var!

Ne işimiz var!

Osmanlı döneminde, Genel kurmay başkanından, Bölük Komutanına kadar, kendi ordusunu, psikopat Alman general ve subaylarla teslim etmiş anlayış vardı.

Şehitler ölmez, vatan bölünmez. Sloganıyla avunuyoruz. Ancak gerçek; Ölen asker için, savaşın kazanılmış olmasının önemi yoktur.

Nasıl bir çıkarımız var? ‘Neden’? Diye soran bir Allah kulu olmaz mı?

Neoliberal akıl tutulması ve gerici hurafelerle, ekonomi, hukuk, siyaset, sosyal ve toplumsal alanda krizler yaratanlar gündem değiştirmedeki marifetleriyle yine sahnedeler. Toplumsal bir akıl tutulmasının bu ana aktörleri şimdi yarattıkları tahribatlarla, insanların hayatını nasıl allak bullak ettiklerine dair gerçeklerden kaçıyorlar ve acı gerçeklerin üstünü kutsal hamasetler ve saptırma gündemlerle örtmeye çalışıyorlar.

NATO üyesi olmadan Kore’ye asker gönderen Türkiye. Neden savaştığını bilmeyen, eline verilen Amerikan tüfeğiyle savaşan ve bedenlerini orada bırakan vatan evlatları.

1960 yıllarda bir paşa diyorki; ‘Ulan, kıçınızdaki donu Amerika veriyor’… 1970’li yıllarda yine bir paşa diyor ki; ‘Adalet yüksek kaldırımda 23 numarada, arayan oraya gitsin’… 1980’li yıllarda bir paşa diyor ki; ‘Asmayalım da besleyelim mi’? 1990’lı yıllarda yine bir paşa diyor ki; ‘Tak diye söylüyor, Şak diye yapıyoruz’!!! 2000’li yıllarda yine bir paşa, Türk askerinin kafasına çuval geçirenler için diyor ki;  ‘Amerika için bunlar rutin işler’… 2010’lu yıllarda yine bir başka paşa, Türk askerlerinin başına çuval geçiren Amerikalı generalin elinden madalya alıyor.

Evladını gönderen ana, baba sormuyor sorgulamıyor. Şehit cenazelerinde; Sözleşmeli er, Onbaşı, Çavuş için askerliği çok seviyordu yalanıyla kendini kandırırken, içinden geçirdiği “şu yoksulluğun, işsizliğin gözü kör olsun. Çaresizliktir üç paraya çalıştığı görev”… sözlerini diyemiyor.

Askerlik 6 ay oldu. Askeri okullar kapatıldı. Savaş Cerrahisi eğitimi veren GATA kapatıldı. Partili Cumhurbaşkanının askeri danışmanı Siyasi İslamcı Emekli Tuğgeneral, Ümmet Ordusu için Anayasa taslağı hazırlamış bile.

Ben yaşanan travmalardan beş vakit sonra kaleme sarılanlardan değilim. Bu ülkede yaşanan onlarca olumsuzluklara tanıklık ettim.

Askerlik yasalarıyla oynadılar. Askerlikten muaf tutulan polisler için; “Askerlikten Yırttı” dediler. Parası olan parası karşılığı askerlikten muaf oldu. Muaf olanlar çoğalsın diye bankalar kredi verdi. Parası olmayan askerlik yapsın dediler. İş bulamayan, er, Onbaşı, çavuş, astsubay, Subay olsun dediler. Adalet duygusunu yok ederek, askere olan saygıyı yok ettiler. Asker üzerinden algı operasyonu hız kesmedi. Ne hikmetse askerden de hiç ses çıkmadı. Ama o askerlere sırasıyla madalyalar taktılar.

Karşı devrimci demokrat parti, Kore’ye asker göndermiş, Nato’ya girmiş, İzmir’e Landsoutheast’i kondurmuş, İncirlik’i vermiş, Türkiye’yi ABD’nin kucağına itmişti… Üstün hizmetlerinden (!) ötürü Celal Bayar’a madalya taktılar.

Ya sonra! Amerika bunların boynuna liyakat lejyonu madalyası taktı.

Toplumsal örgütlenmeyi dincilere devren Kenan Evren’e taktılar. Sırada siyasi İslama karşı gibi görünen İsmail Hakkı Karadayı… Türk askerinin kafasına çuval geçirildiğinde, “Bu tür işler amerikalılar için Rutin işlerdir diyen Hilmi Özkök’e taktılar. Sırada Yaşar Büyükanıt var. Bu generalde Özkök gibi  Kara kuvvetleri Komutanı iken boyunlarına liyakat lejyonu madalyası taktılar. Daha sonra “Devlet Sırrı” saklamayı başardığı için kendisine Erdoğan tarafından şeref madalyası takıldı. Bugün Milli Savunma bakanı olan. Henüz kara Kuvvetleri Komutanı iken Türk Askerinin başına çuval geçiren Amerikalı general Hulusi Akar’ında boynuna liyakat lejyonu madalyası taktı.

Yıl 1991. Konu Irak. Özal Açıklama yaptı. “Bir Koyup, Üç alacağız”…  Ya Sonra. Amerikan askerlerinin ülklerine sağlimen dönmeleri için dua ediyorum dedi Başbakan Erdoğan. Ya sonra Emevi camisinde Cuma namazı kılacağız.

YPG’lileri törenle 29 Ekim günü milletin cebinden lahmacunlar ısmarladık. Terörisleri yok edecektir. Edemedik. Suriye 5 milyonla bize girdi. Bugün yardım alan yüz aileden 40’ı Suriyeli.

Suriye’de İŞİD’e vuruyoruz (!).. Türkiye’de uyuyan İŞİD hücrelerinden ne haber? İŞİD Ankara’nın göbeğinde okul açıyor. İŞİD Konya’da, Yalova’da, İstanbul’da, Adıyaman’da… 

13 yıl önce morali çökmüş, lideri içeri tıkılmış bir terör örgütü vardı. Şimdi El Kaide, Nusra, İŞİD sapkın terör örgütleri de ilave oldu. 13 Yıl önce Güneyimizde bir devlet vardı. Şimdi YPG, İŞİD, ÖSO, Nusra gibi terör grupları var. Yanımızda bunlardan müteşekkül “Erdoğan’ın Kuvayı milliye” dediği. Özgür suriye Ordusu.

18 adayı vermişiz Yunan’a. Sahi Libya’da işimiz ne bizim? Kaddafi’yi yere göğe sığdıramıyoruz. O bir diktatördü. Sonu diğer diktatörlerin sonu gibiydi. Kendi ülkesinde huzur olmayanların, başka ülkelere huzur getirmesi ne mümkündür?

Libya’daki çıkarımızı birileri söylese de anlasak.

Türkiye'de savaşabilecek yaşta 1 milyon 5 yüz bin Suriyeli varken,  Mehmetçiğin kanıyla, canıyla kimilerine niçin vatan yapıyoruz. Kimilerini besliyoruz.

Bir Mehmetçiğin öyküsü…

“Ahmed’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek...

Fakat biz Ahmed’i kumarda kaybettik!..”  

Suriye, İran, Kürecik derken Türkiye yeni bir kumara hazırlanıyor... Daha doğrusu Rus ruletine... Ucunda sadece intihar görünen bir tür kumar… Libya
 

Etiketler; #Ne işimiz var!
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.