banner245

O günlerde sesi çıkmayanlar...

Bugünü sorgularken bir değil, iki kez düşünmeli.

O günlerde sesi çıkmayanlar...

O günlerde sesi çıkmayanlar...

Bugünü sorgularken bir değil, iki kez düşünmeli.

Bu şehirde; İl  ve Yerel yöneticilerin, Meslek Kuruluşlarının ve Oda başkanlarının kötü bir alışkanlığı var. Nedenleri bilinmez ama; ne hikmetse yerel gazeteleri pek okumazlar. (Kendileri ile olanlar hariç) Aşağıda birkaç dip not olarak yazdıklarımın kaçını okudular, ne kadarı belleklerinde bilemem!!!

AEÜ’nde çıkan onca rezaleti kaleme almıştım.

CHP İl Örgütü üniversitede patlak veren onca rezaletlerin, üzerini örtmek için onlarca yol deneyen, zamanın rektörüne çiçek yaptırıp ziyarete giderek destek olmuşlardı. Sonuçta herşey çalanın çırpanın, hatta yapanın  yanına kar kaldı. Ben bu rezaletleri kaleme döktükçe, adliye koridorlarında mahkeme saatlerini bekliyordum.

‘O’na Türk’ün atası olduğu için değil. Atası Türk olduğu için Atatürk denilmiştir. Tarihi iyi okumayanlar, kendilerini ‘Devlet’ zannedenleri, kendilerini ‘Tanrı’ zannedenler aslında korkaklar, pısırıklar, cıkarcılar. Siyasi düşüncelerine reklam panosu yapan, gardırop Atatürkçüler. Kime ve neye, neden düşman olduklarını bilmeyen onursuzlara eğitmenlik yapacak değilim. Gerçekleri, doğruları paylaşmak; korku ve endişenin odağı değil. Yüreğin ortaya konulmasıdır. Selçuk İlhan’ın bu tümceleriyle başlamış olduğum  yazımda; Mustafa Kemal ve heyetinin 19 Mayıs tarihi ile başlayan kurtuluş yürüyüşlerinde uğradıkları ve içinde Kırşehir’inde olduğu şehirlere kurtuluş anısı olarak 1980 yılında Belediye Başkanlıklarına teslim edilen ve sadece (7) adet olan, korunması gereken, yıllarca belediye başkanlığının girişinde takılı duran Atatürk rölevesi sökülmüş,  Belediye hurdalığına atılmıştı. Atatürk kompozisyonlu rölevi hurdalıktan aldım. Temizledim, Onarttım. Derneğin toplantı salonuna astım. Bu rezaleti Çağdaş Kırşehir gazetesinde günlerce yazdım. Atatürkçüyüm diyen herkes kulağının üzerine yattı.

Ana caddesine “Atatürk” ismini veren Kaman halkı. Paslı Tenekede yazılı olan “Atatürk” ismini söktü. Yerine fosforlu tabelaya yazılmış “Prens Mikasa” yazılı tabelayı astı. Cadde adını değiştirdi. Atatürkçülere, Atatürk’ün partisi olmakla övünenlere seslendim. Taştan ses geldi… Efendilerden, gardrop Atatürkçülerinden ses çıkmadı. 

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün Kırşehir’e giriş yaptığı ve halkına seslendiği alana, hatırasını yaşatmak ve eğitim drektiflerini yerine getirmek amacıyla yaptırılan, Yenice mahallede bulunan “Gazi” İlkokulu yerle bir edildi. Ortalıkta Kırşehir’in o meşhur Atatürkçüler yine yoktu.

Cacabey medresesi restore edilirken el yazması (Ahi salnameleri) devasa ciltli, kitaplar kamyonetlerle bir meçhule gönderildi. Yazdım. Sağır sultan duydu. Kırşehir ağaları duymadı.

Kırşehir Arena gazetesinde “Burnumuza kadar siyasete battık” başlığı altında bir yazı kaleme almıştım... ‘Kırşehir merkez müzesinin içi boşaltıldı. Ahi Evran'ı Velinin El yazması salnameleri Konya'ya gönderildi. Diğer yanda Arkeolojik ve Etnoğrafik eserler sahteleri ile yer değiştirdi. Kimsenin 

STK’ların toplumsal bir görevi var. Odalar; ‘Hemşeri’ kuruluşları değildir. Toplumsal ve kentsel bir misyonu üstlenmiş Sivil Toplum Kuruluşlarıdırlar…

Birkaç gün önce, bir siyasetçi açıklama yapıyor. “Kırşehir CHP’ye geçince, Ahiliğin merkezi Konya olmuş”… Perşembenin gelişi, Çarşambadan belliydi. Değilmi; Ey siyasetçi! O gün bu kentin içi boşaltırken bir kelime konuşmuyacaksın. Geçişi seyredeceksin. Bugün kendini sorumlu hissedeceksin. O günlerde bu seyri sadece sen değil. Esnaf ve sanatkarlar odası başkanıda seyretmişti.

Örgütlü toplumlar, siyaseten bir tabelanın arkasında, kendisine verilen kimlikle değil. Verdiği mücadele ile anlam kazanır. Sosyal sorumluluk olgusu hem bireylere, hem de kurumlara önemli sorumluluklar yükler.

Kırşehir CHP milletvekili Ahilik konusuna çok kızmış olmalı ki o da; “CHP’li Belediyeye yaptırım”…Demiş. Her neyse!

CHP milletvekilini Kırşehir’de yapılan doğa katliamı ve çevresel kirliliğe yönelik telefonla 4 kez aradım. İlkin de; konuşmalarımı dinler gibi yaptı. Ardından  arkadaşlarının geldiği mazeretiyle beni arayacağını söyleyerek sözlerimi yarıda kesip telefonu kapattı.

 

Daha sonra kendilerini yine aradım. Nede olsa bu şehrin milletvekiliydi kendileri. Önce cevap vermedi. Daha sonra meşgule aldı. Birkaç dakika sonra beni aradı. Arayacağını söyledi. Yine aramadı!

Hani bunlar muhalefet ya! Bende de inat var. İllaki sorunları kendisine aktaracağım. Beyefendi de, olumsuzlukları iktidara taşıyacak ve çözüm üretecek ya! Ben kendilerini tekrar aradım. Bu kez açtı. “Düğündeyim.  Ben sizi arayacağım dedi; aradan 4 ay geçti.

Benim siyasi anlayışımın kökü, can suyu, Kemalizm. Ya sizin ki? Bunlar eleştirilere ya kulak tıkıyorlar, ya da çok kızıyorlar! Neden?

Durumun özeti değil. Tavuğun suyunun suyuyla idare edenler. Sonuçta duru suya kaldıklarında feryat etme hakları yoktur. Bunun içindir ki; ben de sus kardeşim, konuşma bari dememde herhangi bir sakınca görmüyorum.

Başka gerçekler… Ben ve arkadaşlarım bu şehre kentsel projeler hazırladık. Odaları ziyaret edip projeyi sahiplenmeleri için formlar düzenledik. İl koordinasyon kurulu üyelerine, Üniversiteye anlattık. Bu şehrin gazetelerinden, televizyonlarından. Kamuya anlattım. O günlerde zatıalileri bu şehrin Oda başkanıydı. Sizler; hangi projeyi ciddiye aldınız? Üniversitede yapılan, sizinde olduğunuz il koordinasyon kurulu toplantısında EkoTurizmi saatlerce  gerekçeleriyle birlikte sizlere  anlattım. Hatırlıyor musunuz?

Kocabey kavaklığı ve uzantısındaki sazlık alanlarla birlikte Milli park projesi. Kocabey kavaklığı Rekreasyon alanı yapıldı. Ardından ağaç katliamı ve talan ile yok edildi. Kırşehir, Kapadokya  Hava alanı projesini yaptım, Karayollarından onay aldı. Sonuç Aksara'ya devredildi. Şimdi Aksaray yapıyor. Kırşehir’in güneyinden geçiyor bu yol. Hirfanlı sahil bandı Turizm bölgesi yapılması. Bu proje uygulamaya alındı. Hirfanlı bölgesi Mandıra cenneti, endüstriyel hayvancılık merkezi oldu.

Sizler oda başkanları. Ayağınıza geldim. Anlattım. Hangi projeye. sahiplendiniz? Hangi talana yönelik hareketlendiniz?  Sizler ağlamayacaksınız. Zira gülünç oluyorsunuz. Bunun içindir ki; Bırakın Ahilik birazda Konya’da kalsın. Nasılsa sandukası burada.

Gün gelir; bu şehri, bir gün aklı selim insanlar yönetmeye başladığında; sonuçta “AHİ” buraya dönecektir.
YAZAR: MUSTAFA BAĞ
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.