Öğrenciler için ideal sınıf ortamı...

Okulların temel amacı, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bir okul, sahip olduğu bütün imkânlarıyla öğrencilerefaydalı olmaya çalışır, çalışmalıdır.

Öğrenciler için ideal sınıf ortamı...

Öğrenciler için ideal sınıf ortamı...

 “İdeal bir sınıfta öğrenciler,  öğretmenden daha fazla konuşur.”
                        UnoCygnaeus (Finlandiyalı eğitimci, 1810-1888)
Okulların temel amacı, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bir okul, sahip olduğu bütün imkânlarıyla öğrencilerefaydalı olmaya çalışır, çalışmalıdır. Fakat öğrenmenin merkezi ve bir okul gününün büyük bölümünün geçirildiği yer olması dolayısıyla öğrencilerin gereksinimlerinedaha yüksek düzeyde hitap edenmekânın sınıfolduğu söylenebilir. Bir okulda “öğrenci yararı”nın gözetildiğinin en önemli göstergesi, sınıflardaki uygulamalar ve atmosferdir. Peki öğrenciler için ideal sınıf ne anlama gelmektedir? Hangi nitelikleri haiz sınıfların öğrenci yararı açısından optimize edildiğinden bahsedilebilir?
Öğrencilerin en önemli ihtiyacının mutluluk olduğu iddiası, kahir ekseriyetçe kabul görecek bir savdır.Mutluluğun çocukluk döneminde daha anlamlı ve değerli olduğu hakikati de göz önünde bulundurulduğunda bu tez güçlenmiş olacaktır.Öğrenciler mutlu kılınabilirse akademik başarıyla birlikte eğitimle ilgili diğer hedeflere de ulaşmak kolaylaşacaktır. Sınıflarında mutlu olabilmeleri için öğrencilerin bulundukları ortamın rahat, güvende, huzurlu ve eğlencelibir yer olduğu kanaatine varmaları gerekir. Peki rahat, güvenli, huzurlu ve eğlenceli bir sınıfın karakteristik özellikleri nelerdir?
Rahatlıkta ölçü evdeki rahatlık olmalıdır. Külfetli olsa da sınıflara, ev konforu hissettirmeye yakın fiziksel koşullar kazandırılmaya çalışılmalıdır. Böylelikle öğrencilerde okula, sınıfa aidiyet duygusunun gelişmesi ve öğrenmemotivasyonun oluşması ve yükselmesi için oldukça önemli bir tasarrufta bulunulmuş olacaktır. 
Sınıfta güvende ve huzurlu olduğunu düşünmek, hiç kimsenin fiziksel ya da psikolojik baskısına maruz kalınmadığından emin olmak, sınıfta yok denecek kadar az sorunla karşılaşıldığına inanmak demektir. Bu, öğretmen ve akranların tahkir, tehdit ve şiddetinin olmadığı bir sınıf anlamına gelmektedir. Anılan olumsuzluklar, öğretmen ve öğrenciler arasındaki iyi iletişim ve ilişkilerle bertaraf edilebilir. 
Yeterli ve etkili olarak nitelenebilecek bir öğretmenin en belirgin özelliği, öğrencileriyle iletişim ve ilişkilerinin iyi olmasıdır. Sınıftaki iletişim ve ilişkileri yönetme sorumluluğunu taşıyan öğretmen,öğrenciler arası ilişkileri geliştirmeye de odaklanmalıdır. Sınıf içi iletişimin ve ilişkilerin gelişmesi, arzu edilen seviyeye ulaşması için öğretmenin sınıf içi ve dışı özel sosyal etkinlikler tasarlaması, her öğrencisini gerçekten tanımaya zaman ayırması ve sınıfta demokrasi kültürünü hâkim kılmaya çalışması gerekir. Demokrasi kültürünün tesis edilmesi içinse sınıftaki bütün bireylerce hak ve özgürlüklerin iyi bilinmesi, bunlara riayet edilmesiicap etmektedir. Öğretmen, bu bilince ulaşmalı ve öğrencilerini de ulaştırmalıdır.
Bir öğrencinin okula devam etmenin önemine, yararına inanabilmesi büyük ölçüde okulun, sınıfın eğlenceli bir yer olduğuna inanmasına bağlıdır. Eğlence, yetişkinlerde de çocuklarda da hayatla bağ kurmanın en önemli aracıdır. Eğlence, omuzlanan yükleri hafifleten, ayrıca görev ve sorumlulukları yerine getirmeye motive eden en önemli etmendir. Çocuklar sınıfta eğlenebilirse öğrenme etkinliklerini yaparken daha enerjik ve zinde olacaktır. Bu sonuç da öğrenmenin düzeyini yükseltecektir. Demek oluyor ki öğretmenler, sınıflarının eğlenceli bir yer olarak algılanmasını sağlayabilmelidir. Bunun için de oyunlar, mizah, müzik ve görsel unsurların (video, resim, fotoğraf vd.) gücünden yararlanabilirler.
Sosyalleşmek, öğrencilerin bir diğer önemli ihtiyacıdır. Çocuklar, okul ve sınıfta kazanacakları sosyal becerilerle öğretmenleri ve akranlarıyla sağlıklı iletişim ve ilişkiler kurma fırsatı yakalayacaktır. Okul toplumuyla bütünleşmeyi başarabilen çocuklar, bu becerilerini okul dışına da taşıyabilecektir. Öyleyse ilişkileri yönetmede başarı beklenen öğretmen, öğrencilerin sosyal becerilerini (etkili iletişim, karşılıklı güven, yardımlaşma, hak ve özgürlüklere uyma vd.) geliştirmeye yönelik bir eylem planına sahip olmalıdır. Öğrencilerde sosyal becerileri geliştirmek isteyen bir öğretmen, sınıfta öncelikle dayanışma ve iş birliği kültürü yaratmalıdır. Öğretmen, oldukça yıpratıcı olan rekabet duygusundan öğrencileri korumalıdır. Zira rekabetin öğrencilerin mutsuz bir çocukluk dönemi geçirmelerinin ve diğer psikolojik sorunlarının en önemli nedeni olduğunu ifade etmek mümkündür. Rekabet duygusu öğrencilerin içlerine kapanmalarına, birbirlerinden uzaklaşmaları hatta nefret etmelerine de sebep olmaktadır. Rekabet psikolojisinin tesirindeki çocukların daha sık hasta oldukları ve hastalıklardan daha fazla etkilendiklerini ortaya koyan araştırmalar dahi mevcuttur. Bütün bu sonuçlardan dolayı rekabetin değil, dayanışma ve iş birliğinin hâkim olduğu bir sınıf atmosferi oluşturmak öğretmenlerce temel ilke hâline getirilmelidir. 
Akademik yönden gelişim öğrencilerin bir başka önemli gereksinimidir. Burada bir husus iyi anlaşılmalıdır. Akademik gelişimin ölçüsü sınavlardan (standart sınavlar, sıralama sınavları vd.) elde edilen yüksek puanlar değildir. Yüksek düzeyde okuma alışkanlığı edinmiş, problem çözebilen, eleştirel düşünebilen, sorgulayabilen, yorumlayabilen, bilgiye ulaşma yollarını bilen ve bilgiyi kullanabilen, bilgiden bilgi üretebilen, analitik düşünebilen, öğrenme ve kendini geliştirmeye açık ve istekli olan, yaratıcı fikirler üretebilen bir öğrencinin akademik açıdan gelişmiş olduğundan söz edilebilir. Bu noktada öğretmenin geleneksel öğretimin sınırlarını aşması, öğrenci merkezliliği bir temenni olmanın ötesine taşıyarak gerçekten hayata geçirmesi büyük önem taşımaktadır. Öğrenci merkezli bir öğrenme ortamında öğrencilerin sorarak, açıklayarak, olaylar veya kavramlar arasında ilişkiler kurarak, keşfederek, tartışarak, itiraz ederek, sorgulayarak, eleştirerek, yeni düşünceler öne sürerek etkin olmaları beklenir. Bir öğrenme ortamında bu eylemler gözlemlenemiyorsa orada öğrenci merkezlilikten söz etmek mümkün değildir. O hâlde öğretmen, öğrenmenin hazırlayıcısı, koordinatörü, kolaylaştırıcısı, bir diğer ifadeyle “öğrenmenin rehberi” olmalıdır. Yanı sıra öğrencilerin farklı zihinsel becerilerini geliştirmeye ve yetenekleri keşfetmeye yönelik etkinlikler de tasarlamalıdır. Unutulmamalı ki çağdaş öğretmenin en önemli rollerinden biri de yetenek avcılığıdır. 
Buraya kadar dile getirilen düşüncelerden hareketle öğrenciler için ideal olan bir sınıf ortamını tanımlamak mümkün olacaktır. Öğrencilerin mutlu, rahat, güvende, huzurlu hissetmelerini ve eğlenebilmelerini sağlayan, onlarda dayanışma ve iş birliği bilinci tesis eden, demokrasiye bağlılığın olduğu, öğrencilerin etkin bir şekilde yüksek düzeyde öğrenmeler yaşadıkları ve zihinsel becerilerini geliştirme fırsatı buldukları sınıf ortamı idealdir. Kısaca ideal sınıf ortamı, öğrencileri psikolojik, sosyal ve akademik yönlerden geliştiren sınıf ortamıdır.  İdeal sınıf ortamlarının yaratılmasının hem bireyler hem de toplum için büyük bir hizmet ve yatırım olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. 
Bahadır Gülbahar

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.