Ortak akıl ve pranga...

Atatürk hâlâ bizim için önemli mi? Cevap hazır ‘çok önemli’. Peki, akıl bizim için önemli mi? Aklımızı kullanmak zorunda mıyız?

Ortak akıl ve pranga...

Ortak akıl ve pranga...

Atatürk hâlâ bizim için önemli mi? Cevap hazır ‘çok önemli’. Peki, akıl bizim için önemli mi? Aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevabınız nedir sorusuna, nasıl bir cevap vereceğinizi üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum. En azından pazardan domateslerin en iyisini ve en ucuzunu almayı beceriyorum. Öyleyse! Domates seçme iradenizi bir kenara iterek “Evet” ne getirip ne götürecektir. “Hayır” ülkenin geleceğini yeniliklere kapatacak mı? Bu seçimi özgür iradenizle yapabiliyorsanız. İnsanlar düşüncelerini karşı görüşte olan diğerlerini etki altına almaktan kaçınarak; kırıp dökmeden dostça paylaşabiliyorsanız harika. Bu ulusun hiçbir etkininin altında kalmadan birbiriyle kucaklaşmasına çok ihtiyacımız var. Başarmak veya yok etmek aklın içinde. Ben bu konuda hiçbir şey söylemiyorum. Aklınızı kiraya vermek yerine, sadece aklınızı kendinize rehber edinin.
Bu sistem. Yani; Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu; yani demokratik cumhuriyet. Yani yaşadığımız düzen. Bugünlere kadar bizlere ne vermiştir. Ne alıp götürmüştür. Neleri verememiştir. Bu kıyas tablosunu yapabiliyorsanız. Eleştirebiliyor. Eleştirileriniz açıkça söyleyebiliyorsanız bizler, bizlere verilmiş olan yurttaşlık haklarımızı kullanıyoruz. savunması “Hayır” demek anlamına gelmez. “Evet” sözcüğü de ülkeye Monarşi’yi getirmeyecek kadar açık ve nettir.
Ülke sevgisi asla tartışılamaz. Hiç kimse bir diğerinden bu ülkeyi, bu vatanı bir diğerinden çok daha fazla sevdiğini söyleyemez. Mustafa Kemal Atatürk hiçbir siyasi erkin söylem logosu içinde kullanılamaz. Kullanılmaması gerekir. Bizlerin bizlere her zamandan daha çok sarılmaya, kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Bu fırsatları çok iyi kullanmamız gerekmez mi? Öyleyse… Yapılacak olan bu referandum sonuçları ağırlıklı “EVET” çıkarsa oluşacak olan yeni Anayasa için “AKP Rejimi” demek son derece çirkin, ayrıştırıcı ve bölücü. Ben inanıyorum ki halkımız bu tür lakırdılara cevabını sandık başında özgür iradesiyle verecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Referandum günü 16 Nisan olarak açıklandı. At izinin it izine karıştığı bir dönemden geçiyoruz ya! Darbe girişimleri, terör belası, ekonomik sıkıntılar, göçmen akını ve dış ilişkilerdeki kaoslar ülkeye nefes aldırmazken, bu ülke yeni bir kutuplaşmayı kaldıramaz.
Bu geçişte “Ortak Akıl” mutlak hâkim olmalı ki; barışçıl ve demokratik düzenin yapı taşlarını bir dahi kavileştirmek gerekir. Ülkeyi ve bütünlüğü koruyacağım derken umulmaz yaralar açmak. Sorunlara bir fazlasını eklemek. Daha bir yalnızlığa ve küskünlüğe itilmek demektir ki; ülkeye bu anlayış yarardan çok zarar getirecektir.
Bana göre referandum propagandası toplumu ayrıştırmak yerine kucaklayıcı olmalı propaganda içeriğindeki hedefler bilimsel değer üretmek ve paylaşmak, akademik üretkenliğe yönelik olmalı.  
Dünya hızlı bir değişim içindeyken, Türkiye’yi farklı düşünmek mümkün değildir. Mutlaka bu hıza ulaşmalıyız. Ancak coğrafi konum olarak zor bir coğrafyada olan ülkemiz sürekli olarak mücadele çemberi içinde kalmakta.  Hiç kimsenin elinde sihirli değnek yok. Keşke olsa. Müreffeh bir toplumu yönetmek çok daha kolaydır. Hiçbir yöneticisi zorla mücadele için hareket etmez. Öyleyse “Ortak Akıl”… İllaki “Ortak Akıl”…
Dünya’nın bir parçası olan Türkiye değişime ve değişimlere ayak uydurmak zorunda. Ülkeler bilişim teknolojisiyle uzay araştırmaları yaparken, Türkiye’nin karanlık çağ içine itilmesi mümkün değildir. Su mecrasını öyle veya farklı bir şekilde günü geldiğinde mutlak bulacaktır. 
Ülkenin yıllara dayalı olarak kaybettiği değişimleri yeniden yakalamak için Geleceğin Dünyasında Siyaset, Ekonomi, Teknoloji, Bilim ve Sosyal Yaşam Alanlarındaki Temel Eğilimlerin ve İtici Güçleri belirlemek için AR-GE çalışmaları ile yerini almalı. Ülkesel argümanlar projelendirerek laboratuar gibi çalışıp kendi içinde ve dışında güçlü, dünyaya açık bir demokratik yaklaşımı mutlaka yakalamalıdır. 
Türkiye’nin İnovatif (Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemleri kullanmaya başlayan kimse.) anlayışı kabullenmesi ve Proaktif  (Bilinçli veya bilinçsiz, sonu olumlu veya olumsuz olsun yeni koşullar oluşturmak ya da mevcut koşulların seyrini değiştirmek için inisiyatif kullanmak) çalışma esaslarını kendisine amaç edinmiş kişilere ve anlayışa ihtiyaç var. Bunun içindir ki; “Ortak Akıl mutlak kılınmalı. 
“Türkiye Cumhuriyeti” kavramı ilk defa kullanılmamıştır. Bundan 950 yıl önce Mısır yöresinde kurulan Türk Memlukler tarafından “Devlet-i Türkiyye” olarak kullanılmıştır. Bunun içindir ki Türkiye Cumhuriyeti kelamı 7 bin yıllık geçmişi olan bu ulusun terimidir. Tarih akışına bakıldığında her yeni kurulan Türk devletleri kendilerini yenileyerek bugünkü çağda varlıklarını süründürmektedir. Kelimelere takılmanın yanı sıra akılcı ve ortak katılım paydasında buluşmak en doğrusu olacaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde referandumun sonuçları için “Evet” çıkması halinde ülkeyi prangalardan kurtulacağını açıkladı. “İnşallah”…  Ben bu sözlere aynen katılıyorum. Ancak ben şu sözleri de açıkça söylüyorum. Geçmiş dönemlerde de; demokratik rejimin gelişmesi mümkün iken, ülkeyi yöneten siyasiler, askeri darbeler, askeri muhtıralar, bu milletin ayağına pranga vurmuştur. Bu prangalar ülkeyi askeri vesayetlere, hat da emperyalizmin kucağına itmiştir. Türkiye Cumhuriyeti 1954 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğunun dış borçlarını ödemiş, ancak Türkiye Cumhuriyeti dış borçlarının ilkini 1930 yılında ABD’den 10 milyon dolar alarak yapmıştır. Özetlersek bu ülkenin ayağına en büyük iktisadi pranga 1930 yılında takılırken Düşünce özgürlüğüne de 1936 yılından itibaren kelepçe takılmıştır. Bozkurt yasaklanmıştır.
Düşününki ömrü bir asra dayanmış bir ülkenin söylemi ‘şöylemi olsa da kurtulsak, böylemi olsak ta kurtulsak’ laflarının arasında gelecek 100 yılını gelgitlere bırakacaksa yazık. 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.