Özgüven ve eleştiri...

Eleştiri yapıcı olursa anlam kazanır... Deriz. Ben bu tümceden şunu anlıyorum. 'Beni eleştirmeden iyi düşün. Benim çaldığım düdük. Sen istersen, kaval de. İstersen zurna. Benim için hepsi aynı. Ben yaptım oldu'. Demenin tek bir anlamı var. "Kral benim".

Özgüven ve eleştiri...

Özgüven ve eleştiri...

Eleştiri yapıcı olursa anlam kazanır... Deriz. Ben bu tümceden şunu anlıyorum. 'Beni eleştirmeden iyi düşün. Benim çaldığım düdük. Sen istersen, kaval de. İstersen zurna. Benim için hepsi aynı. Ben yaptım oldu'. Demenin tek bir anlamı var. "Kral benim".

Bölgesel eşitsizliklere neden olan işsizlik, iç göç, suç, etnik ve siyasi ayırım gibi ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar; bölgesel gelişmişlik farklılıkların azaltılması ile sizce çözüme kavuşur mu? Sorunları sıraladım, çözümü de söyledim. "Farklılıkların azaltılması"... Kimler kabul eder? Özgüven kaybı sahipsizlik duygusu, yaşadığınız yerde yabancılaşma. Tüm bunlar yıllara dayalı olarak değişim sonucu ortaya çıkar ki; "Nerede o eski günler, Ramazanlar veya Bayramlar". Dersiniz!
Örnek mi? İç göçle belli yerlerde nüfusun aşırı artması ile şehirlerde kolonileşmeler başlar... Bir bardak suyunuz var. Şimdi bu bir bardak suyu beş kişiyle paylaşacaksınız! Nasıl olacak? Çözümsüzlük kendiliğinden oluşuyor. Göçle birlikte başta konut sıkıntısı başlayacak. Ardından gecekondulaşma ve çarpık kentleşme. Tüketim artacak. Fiyatlar rahatsız edici boyuta gelirken, Sularınız kirlenecek, Yeşil hızla yok olacak. Nefes almak zorlaşırken, hastane ve banka kuyrukları alabildiğine uzayacak. hastalıklar ince hastalık olmaktan çıkıp ölümcül olacak.
İş olanakları azalacak. Suç oranları hızla artarken bir apartmanda komşu komşusunu tanımayacak. Gettolaşma gibi sosyal, ekonomik ve etnik sorunsalların ortaya çıkması, kamu düzenin bozulması, polisiye olayların artması kaçınılmaz olacak; dersem bilmeyen mi var kardeşim derler. Çözün öyleyse. Desem. Sen biliyorsun ya! Çöz derler. 
Yönetilmek veya idare olunmak. Bakmakla görmek gibidir. Aralarında çok büyük farklılıklar olsa da, umursamazlık baskın gelecektir. Sosyal bir varlık olan birey içinde yaşadığı sosyal ortamlarla birlikte şekillenecektir.
Sosyalleşmenin ana temelinde Eşitsizlik ve adalet vardır. Bu iki olgu birbiri ile bağlantılı sosyal olgulardır. Bölgesel eşitsizlik, adaletsizliği doğurmakta bu ise “İç güvenlik Araştırmaları” alanında öne çıkan; karşılıklı güvensizlik ortamını körüklediği gerçeği vardır. Kamu düzenin bozulması ve asayiş olaylarının artması anlamına gelmektedir. Vatandaş şikayetçi. Bürokrat şikayetçi, Siyasetçi şikayetçi. Kısaca herkes şikayetçi. Öyleyse yönetiliyor muyuz?
"Toplumu gerçek amacına, gerçek mutluluğuna ulaştırmak için iki orduya gerek vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri ulusun geleceğini yoğuran bilim ordusudur. Bu ordulardan her ikisi de aynı derece gerekli, kıymetlidir, her ikisi de hayatidir. Ancak bilim ordusunun kıymet ve kutsallığını anlatmak için şunu söyleyeyim ki, bilim ordusu, ölen ve öldüren birinci orduya, niçin ölüp, niçin öldürdüğünü öğreten ordudur" Mustafa Kemal Atatürk...
Genel olarak bakıyorum. Ordu var mı bilmiyorum. Dağınıklık. Var ile yok arasında. Burunlarına kadar siyasete batmış, ifade etme yetisini kaybetmiş, üniformalı, üniformasız "Din Baronları"; Bu dağınıklık mı kurtaracak milletin makus talihini? Hamaset içerikli nutuklardan bıktığımı söylesem. Çünkü yaşadığım bu şehirde, bu ülkede hiçbir şeyi gerçekçi bulmuyorum. Yaşıyor muyuz? Evet...!
Eğitim ve İç dış güvenlik. Olumsuzlukların tamamı İç Politika malzemesi olmuş. Ordu bir sümüklünün iradesine teslim olmuş. Belini doğrultamıyor. Param parça. Ülkenin bekası Amerika, Rusya İstihbaratına bırakılmış. Suriyelilerin istilası altında görünümü olan bir ülkede yaşanan sıkıntıları yazmak suç olur mu şantajı ile korkunun nöbet tuttuğu saatler. Hiç kimse kimseye haklı olduğu halde  "Defolsun" demiyor. 
“Yaptığımız bir ihtilaldır, köklü bir inkılaba dönüştüremezsek başarılı olunamaz.” Sözü 1909 tarihlidir ve Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından bir İttihat ve Terakki Kongresi’nde söylenmiştir. (Atatürk, Çağdaşlaşma ve Demokrasi, Ergün Aybars, İleri Kitapevi 1994, syf. 148) Bu tarih Osmanlı tarihidir. Mustafa Kemal Osmanlı Subayıdır. Bu sözler Cumhuriyet döneminde  "Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür". Şekliyle vurgulanıyor.
İnsanların geleceğe umutla bakmasının sağlanması, etkin ve verimli bir eğitim olanağının sağlanması durumuyla mümkündür. Kısacası “yaşamsal alanların tümüne (iktisadi, politik, sosyal ve çevresel)” yönelik bir kalkınmanın olması durumunda, gerçek anlamda bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılabileceği gerçeği göz ardı edilemez. 
Eğitim aracılığıyla bireylerin değişen ortamlara uygun bilgi ve becerilerle donatılması önemlidir. Bilgi çağında bilgiler geriye doğru hareket etmez. ancak geride kalan bilgileri kullanmak mümkündür.
Gerçekleştirilmeye çalışılan değişim sürecinde siyasetin toplumsal yapıyı oluşturan unsurları  dikkate almadan geliştirilen toplumsal değişim parçalanmayı, bölünmeye mutlak etkili olmaktadır.  Toplumun temel dinamiklerinin, kültürel unsurların, değerlerin dikkate alınması değişimin başarısında etkili olmaktadır. (İnanç, töre ve geleneklere bağlılık vs)
Beni kim yönetiyor düşüncesi içinde yer alan kimlikler. Doğrusu beni korkutuyor. Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne süregelen bir olgu olduğundan ve politik, sosyal, kültürel ve bireysel boyutları aynı anda içinde bulundurduğu durumun varlığıdır. Davranış biçimini belirler. Ahtı vefa, İşine gelirse... Sorumluluk. Boş ver. Parasını ödediğiniz müddetçe herkes ve istediğiniz her şey sizin olabilir.  Bu sözler birileri için utanç verici iken, bazıları için başarı, veya uyanıklık. Nereden nereye diye düşündüğünüzde bir boşluğun içinde kaybolan bir gelecek görmek pek ala mümkün. 
Meçhule giden bir gelecek inşa edildi toplumun üzerine.
Bireylerin toplumun standartlarını, inançlarını ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan tüm sosyal süreçlerdir. Kişinin yaşadığı toplum içinde değeri olan, yetenek, tutum ve diğer davranış biçimlerini geliştirdiği süreçlerin tümüdür. Tüm bunlar toplum olmanın gereğidir.
Seçilmiş ve kontrollü bir çevrenin (özellikle okulun) etkisi altında sosyal yeterlilik ve optimum bireysel gelişmeyi sağlayan sosyal bir süreçtir. Eğitim, önceden saptanmış esaslara göre insanların davranışlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizesidir. Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla değişim meydana getirme sürecidir.
Genellikle resmi, yani kurumsal, eğitimle bir kullanıldığından öğretim, eğitim gibi kavramlarla sıkça karıştırılmaktadır. Bu söylemde düşünüldüğünde eğitim kavramı iki genel çatıda tartışılabilir: toplumsal ve kurumsal eğitim.
Sağlıklı toplum. Özgüveni yüksek bireyler ancak eğitimle gelişir. Cadde ve sokaklarda at oynatan gettolarla toplumsal uyum olmaz. Ahlak bozulur. Toplumun yapı taşları kopar. 
Bu görüntüler toplumun nerelerden, nerelere doğru gittiğinin açık göstergesidir.
Tarikatlara devredilen, Şeyh ve müritlerden bu çağda umut bekleyen aklın içinden sadece "GETTO" çıkar. Sürüleşmek böyle başlar. Başları dik olanların sürüleşmesi. Sürü mantığına uyması mümkün değildir.
Bu ülkede anlayış ve Sonuç!!!
Gelecekten sana ne? Neden? Sen mi kurtaracaksın vatanı. Elinde fırsat varken doldur küpünü! 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.