Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil! (Fuzuli)

Okuyucuların yazılarımı eleştirmeleri onların en doğal hakları.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil! (Fuzuli)
21 Kasım 2014 Cuma 10:24

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil! (Fuzuli)

Okuyucuların yazılarımı eleştirmeleri onların en doğal hakları. Eleştirirken benim yanlı yazdığımı veya kullanıldığımı düşünenler var. Benim bu anlayışa ‘hayır’ dememin o algıya karşı bir etkisi olmayacağını kesin biliyorum. Veya O’nun düşündüğü şekilde ‘evet’ haklısın dememin de o kişiyi rahatlatmayacağı kesin. Yahut suskun olmanın da o kişi için korktuğum. Sakındığım algısı oluşturur ki. İşte burada biraz durmak gerekir. Çakma isimlerle beni eleştirmek bir başkasına uşaklık etmektir.

Kamusal alımlar ve hizmetler kamuyu ilgilendir. Beni kişiler değil. Kişilerin kamuya yapmaları gereken hizmet ve katkıları ilgilendirir ki; kamunun parasını harcamak, gayrimenkulünü kullanmak mal bulmuşluk değildir. Toplumun refah payıdır. Elle tutulabilir veya tutulamayan mevcut varlıkları gerektiğince, gerektiği gibi kullanmak, üretmek sorumluluktur. Yöneticiler bu sorumluluğu taşımak mecburiyetindedir.

Üniversite, Valilik, Belediye birer kamusal birimdir. Bunlar devlet yapısının şehirlerde konuşlandırılmış küçük ancak işlevsel, hizmet üreten kent kimliğini ortaya koyan sistem temsilcilikleridir. Bu sistemler uzaylılara hizmet için varlıklarını sürdürmezler. Bu alanlar ve bu alanlara bağlı birimlerin başına getirilen. Atanan. Görevlendirilen kişilerin özel çiftliği değildir. Bu kişiler yönettikleri birimlerle kente katma değer kazandırırlarken aynı zamanda bu birimler bir şehrin prestijleridir. Bu kişiler özel hayatlarında da çok titiz olmaları gerekir. Onlar göz önünde olan kişiler ve kimliklerdir.

Lütfen beni iyi anlayın.

Ben rektöre siyasi kimliğine yönelik bir tek cümle yazıyor muyum? Ancak siyasi kimliğini öne çıkartır ve bu kimliği çıkar odaklı kullanırsa elbette ki yazarım. Hizmet birimlerinde ideoloji olmaz. Hizmet sunanlar bu anlayışa özen göstermelidir. Parti temsilciliğini o kurumda ilken yapamaz. Ayrıldıktan sonra yapabilir. Bu fikre saygı duyarım.

Ben rektörün evine kaç ekmek aldığını yazıyor muyum? Aldığı ekmek parasını cebinden ödemiyorsa elbette ki yazarım. Lojmanın fahiş kirasını, çalıştırdığı hizmetçileri hangi kanun gereği çalıştırdığını sorgularım. Bir iş adamının evinde çalışan hizmetlisini yazmam mümkün olabilir mi? Kamu görevlisi ile iş adamının arasında fark vardır. Birisi kendi özel parasını kullanırken diğerinin kullandığı para kamunun, yani halkın parasıdır. Fark bu kadar açık ve belirgindir.

Ben rektörün özel aracına ayda kaç liralık mazot aldığını yazıyor muyum? Adına makam denilen önünde üç renkli yanıp sönen fırıldak lambalı Audi’yi yazarım. O araç halkın aracı. Yakıtı halkın cebinden çıkıyorsa yazarım.  Halkın paralarından elde edilen adına promosyon denilen girdileri kendi konforları için kullanan yöneticileri yazarım. Çokta ağır eleştiririm. Öncelikleri kurumsal yerine kişiselleştirenlere ne demek gerekirse yazmaktan asla imtina etmem.

Ben Cumhurbaşkanı için yaptırılan bin odalı sarayı yazılarımda eleştiriyorsam, bunları küçük alanlarda beylikler oluşturanları çok daha açık bir dille yazarım. Eleştiririm. Halk; tepesinde duran kişileri k… rahat etsin diye değil. Bana hizmet etsin diye kurumun konforuna katkı yapar. Bu ülkede Sayıştay bunun için vardır. Onlar halkın parasının nasıl kullanıldığının denetçisidirler.

Babasının evinde veya kendi evinde bulunan makine halısına çıplak veya terlikli ayakla girenlerin lojmanlarda, konutlarda yerlere serilmiş Hereke veya Bünyan halılarının üzerine iskarpinle vicdansızca basabiliyorlarsa. Hanımefendi koltuğun rengine, perdesini uydurmak. Her yıl moda renkler için kurumun bütçesini kullanıyorsa yazarım. Bunun halk dilinde adı hırsızlıktır. Ceza hukukunda yüz kızartıcı suçtur. Makam ve memuriyeti. Nüfuzu kötüye, çıkar odaklı kullanmaktır. Bir yönetici ihale takipçiliği yapmaz. Bu konunun takipçisi ve kamu yararını gözetmek mecburiyetindedir. Ahlak hak ettiğinizi kabul etmek. Hak etmediğinizi reddetmektir.

Benim ahlak anlayışında yetimin, yoksulun hakkının gaspı, benim refah payımın çalınmasıdır
“Ey oğul; haram lokma, helal kursağa düşmez.” Ahi Evran-ı Veli.
Ben, rektör yeşili seviyor. Siyahtan nefret ediyor diye bir kelime yazıyor muyum?

Ben rektörün kaç takım elbisesi var. Kaç kravatı var? Yılda kaçını eskittiğini yazıyor muyum? Giyim tarzı siyasi bir çağrı yapıyor! Diye sorguluyor muyum?

Ben kamuyu ilgilendiren her şeyi yazarım. Eleştiririm ve yorum getiririm. Hizmet alımları dâhil. Tüm giderlerde kamu hakkı gözetilmiyor ve üstüne üstlük sök, yık yeniden yap. Ya da göz zevkimi okşamadı değiştirdim palavrasını elbette yazarım. Kırşehir şehir kimliği kazanırken, bu gelişime ayak uyduramayan, günlük yaşayan ve günü kurtaran üniversiteyi yazmak sadece benim değil siyasiler dâhil kamusal hizmet üreten herkesimin boynunun borcudur.

Bunca geçen yıllara göre baktığınızda bu kurumda kim veya kazandı. Kim kaybetti olgusuna bakarsanız elbette ki rektör ve avenesi kazandı. Kırşehir kaybetti. Bu işten kazançlı çıkan tek adam rektör ve adamları. Bugüne kadar yazdıklarımı bir araya getirdiğinizde göreceksiniz ki kazanan, bu işte kârlı çıkan kişileri tanıyabilirsiniz. Yeniden seçilir o koltuğa oturmaya devam ederse açıkça söyleyeyim ki Kırşehir’in ayıbı olur. Milletvekillerinin bu şehrin milletvekili olamadığı ortaya çıkar. Milletvekilleri bilgilendirmediği için Cumhurbaşkanının ülkesinden bir haber olduğu anlaşılır. Kırşehir 4 yıl daha kaybeder. Kazanan yine Rektör olur. Kullanılan ve kollanan Aristokrat ahır uşakları kazanmış olur.

Üniversitede onlarca akademisyen ve idari personel kıyımı yapacaksınız. Yerine yenilerini ithal edip yeni kadrolar ayarlayıp ilana çıkacak koltuğu sağlama alacaksınız. İşte bu etik olmaz. Üniversitenin Türkiye genelinde başarı ıskalası nerelerde? Uluslar arası hangi başarıya imza atmıştır. Kent gelişimine ayak uyduramamış bir kasaba okulu varlığından öteye geçememiş üniversite hakkında yazı yazanlara sataşmak rezil rüsva bir anlayışa onay vermektir.

Kırşehir’de Ahi Evran-ı Veli ile öğünürüz. Bildiğimiz bir seyirlik piyestir. Gök bilimleri medresesi ile övünürüz. 13yy’daki anlayışa yönelik ufacık bir çalışma yoktur. Kültürüyle, tarihsel geçmişiyle öne çıkarız kem küm ederken diğerleri bizi geçer gider. Termal varlıklarımızı anlatırız. Şifadan tedaviden bahsederiz. Terme Fizik Tedavi Merkezinin dinlence eğlence alanının yapılmasından öteye Kırşehir’in yer altı kaynaklarına yönelik bir tek çalışmalarını göremezsiniz.

Kırşehir kırsalının biyolojik türlerini tanımayız. Ne biteylerinden, nede yabanından haberimiz vardır. Tarım şehrinde halka açık bir çalışma örneği yoktur. Bıldırcın yetiştiriyorlar. Ne yapıyorlar? Bildiğim yumurtasından beylere poça yapıldığı. Bıldırcınları ve yumurtaları satıyor musunuz? Çiftçiyi eğitiyor musunuz? Çiftçilere yönelik bir kongreniz var mı? Ziraat odalarıyla kaç kez iştira toplantısı yaptınız? Bu soruların cevabı bu üniversitede yoktur.

Genel olarak yazılarımda hırsızlığı, yolsuzluğu yazıyorsam; şaibeli alım ve ihaleleri yazıyorsam! Bundaki tek amacım senin, benim ve diğer herkesin refah payının çalınmasına ya da hunharca kullanılmasına tepkimdendir. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz değil mi? Demokrasi isyanların rejimidir. Demokrasi halka rağmen halkın refah payını keyfiyetle kullanmak ahlaksızlığın ürünü değildir. Dünya’nın hiçbir yönetim sisteminde böyle bir anlayış yoktur. Ben bunları yazıyorum.

Tıp fakültesi olmayan AEÜ rektörün kâğıt üzerinde yapılan protokol gereği döner sermayeden pay alması benim ahlak anlayışıma göre etik değil diyorsam. Nedenlerini de yazıyorum. Bu şehre yüksek öğrenim eğitimlerini almak için gelmiş gençlerin fiziki yetersizlikler nedeniyle bu şehri terk ediyorlarsa sorumlularının bir bedel ödemesi gerekliliğini savunuyorum.

Sağlık bakanlığı bütçesinden pay alanların, sağlık bakanlığına bağlı bir hastaneyi ve alanını alarak Tıp Fakültesine dönüştürememişlerse, bu adama Aferin demek mi gerekir. Milletvekillerinin koltuk altına, koltuğu sağlamlaştırmak için değil. Hizmet için girsinler. Üretsinler. Projelerini kamuyla paylaşıp olasılıkları ve olumsuzlukları ortaya koysunlar siyasi anlayıştan destek alamıyorlarsa halk zaten gereğini yapar. Kapalı kutu olan bu üniversitenin bu şehre fiziki ve bilimsel katkıları neler olmuştur? Aynı yıl kurulan çevre illerde yaşamlarını sürdüren üniversitelerle kıyas yapamayacak kadar geride olan AEÜ için söyleyecek tek şey var. Geride olmak. Ya da geride kalmak bu şehrin üniversitesini değil. Bu üniversiteye yön verdiğini zanneden saltanat ve koltuk düşkünlerini sorgulamak gerekir.

300 yataklı bir hastanede 3 bin civarında sağlık öğrencisi staj yapmak istiyor ve bu mümkün olamıyorsa. Bu aldatmacayı yazarım. İnsanlar hizmetini karşılığını alır. Hizmetin bedelini de halk öder.  Halk basiretsiz kimliklerin ortaya koyduğu olumsuzlukların cezasını çekmez.  

3 bin fidanın dikim yerine çöpe atılması hangi akıl ve vicdanın ürünü olabilir? Üniversitenin hurdalarını, atık kâğıtlarını satan kişilere hiçbir işlem yapılmıyorsa yazarım. Üniversiteye boy aptesti aldıracağım ve arındıracağım diyerek yalanının üzerine yatanı elbette ki yazacağım.

Çiçekleri yazacağım. İhale nerede kimler tarafından yapılmıştır sorusunu sormayalım mı? Üniversiteye kırtasiye hangi şehirden alınıyor sorusunu sormayalım mı? Bu kentin esnafı para kazanmak için ne yapmalı demeyelim mi? Üniversite;  bu şehrin kanalizasyon ağına bağlanmış bir birim olmaktan çıkmalı.

‘Arkam var deyu dayanma!
Sırt üstü insanı yere vuran vardır.’ Fuzuli…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
T.C yazan tabelalar niye yok - 7 yıl önce
Yeni tabelalar T.C egitim fakulltesi... Diye niye baslamiyor kim rahatsiz Turkiye Cumhuriyeti yazisindan?????????????
Avatar
sorular dunyAsi - 7 yıl önce
Egitim fakultesindeki eski tabelalarda T.C yaziyor gelip gorebilirsiniz yeni tabelalarda neden bolumun onunde T.C yazmiyor arastirin bunu?
Avatar
siyah inci - 7 yıl önce
sebati kudret saylam gidecek zulum bitecek kırşehir üniversite şehri olacak tıp fakultesi ilahiyat fakultesi açılacak biiznillah...
Avatar
Çiçekler - 7 yıl önce
çiçek bahar ayındamı güzel olur sonbahar ayındamı?
ne gereği var şu mevsimde çiçeğe ...
ama rekör her şeyi bilir
Avatar
Yeni bir duyur - 7 yıl önce
4 kasım 2014 tarihinde yayınlanan öğretim üyesi alım ilanına başvuran yardımcı doçent adaylarının yabancı dil sınavı 24 kasım 2014 pazartesi günü saat 10.00'da başlayıp 14.00'da sona erecektir. yabancı dil sınavı üniversitemiz bağbaşı yerleşkesi'nde bulunan i̇ktisadi ve i̇dari bilimler fakültesi 205 nolu sınıfta yapılacaktır.
i̇lgililere duyurulur.
işte kadrolaşma diye buna derler, ne hikmetse kimse sesini çıkartmıyor anlamıyorum
Avatar
ali er - 7 yıl önce
sizin gibi gerçek yazan birkaç gazeteci olsa...kamu görevlileri biraz olsun çeki düzen alır....aynı apartman aidatını................................normal ödemeyen ve bunu takip etmeyen yöneticilerden nefarkı olur o idarecilerin.......
Avatar
kirlangc - 7 yıl önce
Yaz mustafa abi yaz 2015 rektörü sahmurat HOCA miz
Avatar
YORUM - 7 yıl önce
alpaslan abi̇ küfür i̇çermeyen tüm yorumlari yayimla lütfen, yorumlar heyecanli oluyor, i̇nsanlar i̇çi̇ni̇ döküyor ve de gerçekleri̇ yaziyorlar lütfen yayimla abi̇