Söz Milletin...

Hiç kimseyi referandum sürecine bağlı olarak etki altına almak için yazmıyorum. Ancak hatırlatılması gereken unutulmuşları dile getirmeyi kendime bir görev sayıyorum. Kalıcı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu Devlet zarar görürse hiç kimse huzur ve refah içinde olamaz…

Söz Milletin...

Söz Milletin...

Hiç kimseyi referandum sürecine bağlı olarak etki altına almak için yazmıyorum. Ancak hatırlatılması gereken unutulmuşları dile getirmeyi kendime bir görev sayıyorum. Kalıcı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu Devlet zarar görürse hiç kimse huzur ve refah içinde olamaz…

Hızla değişen gündem. Türkiye’nin Terörle, Ekonomiyle mücadelesi bir kenara itildi. Şehit cenazeleri, yokluğun ve borç yükünün insanlara getirdiği intiharlar bir kenara itildi. Deprem can almadı ama o köylerin pür perişan hali gözler önüne çıktı. Ne farkı vardı Türkiye’nin batısının, doğusundan. Sadece bugün değil. Bu ülke yıllara dayalı yalanlarla yönetilip, yalanlarla kandırılmadı mı? Yıllarca bu ülkeyi yalanlarla oyalayanlar ‘devlet adamı’ payesi ile tepemize çıktılar. Onlar kendi çıkarları içinde yıllardır bizleri oyaladılar. Bunu bilmediğimizi zannediyorlar ama bu ulus demokrasiye ve cumhuriyete sıkı, sıkıya bağlı. Bir tek bunu bilmiyorlar. Bizim paramızla yaptıklarını büyük marifet gibi bize karşı kullandılar.
15 Temmuz kalkışmasının baş aktörünü sürekli AKP üzerinden dillendirmenin yerine biraz geriye dönüp bakmaz gerekmez mi? O yıllarda da bu ülkenin İstihbarat örgütü, Jandarması, Polisi, Askeri, Akademisyeni, Yargısı ve yargıcı hep vardı.  
"Fethullah Hoca bilge bir adamdır, iyi şeyler yapıyor" (2012) sözleri ile dışarıdan gelen eleştirilere oy avcılığı anlayışı ile yaklaşan CHP PM Üyesi Muhammed Çakmak’a ait. Bu sözler üzerine aldığı eleştirilere karşılık yazılı açıklaması: ‘Türkiye'de Foseptik çukur diye nitelendirilen bir entelektüel taraf var. Biliyorum. Bu süreçte Türkiye'nin en dibinden akan bir kanalizasyon ve oradan yapılan bir büyük saldırı yapılıyor’. Diyebiliyor… Bu mesaj kime veriliyor? Açıklama ve ardından gelen açıklamaya vatanseverlik diyebilir misiniz?
Sizce “Ne istediyse verdik” diyenler sadece AKP iktidarı mı. Geriye dönüp bir iyice bakın. Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Bülent Ecevit. Harp okulundan mezun olmuş bir teğmen 15 yılda korgeneral olmaz. Orgeneral hiç olmaz. 
1992 yılında prostat ameliyatı için Amerikaya giden Turgut Özal’ı Houston’da bulunan Methodist hastanesinde ilk resmikabulü Fetullah Gülen görmedi mi? 1996 yılında Hocaefendi adıyla anılan Din bezirgânı Gülen Fener Rum Patriği ile görüştüğünde o günkü hükümet MİT ve JİTEM’in kapısına kilit mi vurmuştu? Da! Anlayamamışlardı. 22 Mart 1999 tarihinde Din Baronu Gülen’e kalp ameliyatı için Amerika’ya gitmesini öneren ve gönderen kimdi? Bu öneri kime aitti. Bülent Ecevit. 
Öyleyse açıkça söylüyorum ki; ben aklımı henüz kiraya vermedim. 
Daha sonra? Dön artık diye seslenen. Bu hasret bitsin diyen kim? Bülent Arınç. 
4 Ocak 1936 tarihinde Dersim Vilayetinin adı Tunceli olarak değişmiş. Bu değişikliği Mustafa Kemal Atatürk onaylamıştır. Mustafa Kemal’in partisiyim. Cumhuriyetin kuruluş felsefesine sahip bir partinin genel başkanı “Dersimli Kemal’im” derken ne demek istiyor!!!
Düne dair ne varsa; hepsi geriye itildi. Bizler neden ve niçin-le-r-i unutan, günü günlük yaşamaktan sıyrılmalıyız. Hem de hemen…
Referandumla Anayasa (sistem) değişimi oylaması olmaktan çıkartıldı. İktidar partisinin güven oylaması haline dönüştürüldü. Böyle bir propaganda neyi amaçlamaktadır ki! Yanlış olan bu. Bu bir genel seçim değil. Her bireyin tek bir oyu var. Hiç kimseyi akıllı veya aptal yerine koyarak cahillerin oyladığında çıkan sonuç. Âlimlerin oylarından çıkan oy bu deme lüksü olamaz. Hiç şüphesiz herkes özgür iradesini 16 Nisan’da kullanacaktır. En önemli husus insanlarımızın neye ne için “evet” veya neye ne için “hayır” dediğinin bilmesi gerekiyor. Telkinle, yönlendirmeyle Evetleri hayırlara, Hayırları evetlere çevirmek pekte mümkün değil.
Geçmişi eleştirmiyoruz, diyorum. Ancak geçmiş derken bu eleştiriyi sadece mevcut iktidarın 15 yılına bağlamak serdengeçtilikten öteye varmaz. Bu duruma nasıl geldik? AKP iktidarını günah keçisi ilan etmek, halkın %50’sini töhmet altına almak değil midir? Bu tür eleştiriler bölünmeyi ve ardından yerini korku diktatör-ya-sı biçimine çeviriyor. Korkular, tehditler ve vaatler gırla gidiyor. 
Bu seçimle amaç iktidarın güvenoyu oylaması ise eyvallah. Yok, referandum için bu bir fırsattır diyorsanız, genel seçimlere 2 yıl var. Öyleyse herkes özgür iradeye saygılı olmalıdır.
Benim en çok zoruma giden ise insanların bol miktarda Mustafa Kemal Atatürk’ü kullanması. Yapmayın demenin faydası yok. Açıkça şunu söyleyeyim ki; kalıcı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu Devlet zarar görürse hiç kimse huzur ve refah içinde olamaz. Bu anlayış içinde Halkı kamplara bölmenin nasıl bir yararı olabilir ki? Karnını doyuramadığınız, eğitemediğiniz halktan bilinç beklemek demek en büyük yanılgı. Sizler bu bilince ve olgunluğa ne kadar vakıfsınız ki; halkı sınıflara bölüyorsunuz. 
Ben ülkemi seviyorum. İnsanımızı seviyorum. Şimdi daha bir kavi olalım ki; dost düşman anlasın büyüklüğümüzü. Atatürk’e gönülden bağlı olan, askerine “Mehmetçik” gibi anlamlı isim koyan bu necip milletin ferdi olmak benim en büyük gururum. Bu gurur bu milletin gururu. Bu ülkeyi muhasır medeniyetler seviyesine getirmek birlik ve beraberlikten geçer. Bu oylama bir genel seçim oylaması değil. Kim ne algı yaparsa yapsın. Herkes özgür iradesini kullanma özgürlüğüne sahip.
Aldatmacalar, hamaset nutukları, geçmişteki acı olayları istismar, mağduriyet rolü yaparak halkı kandırmak geçer politik akçe sayılıyor… Ama Türk Milletinin sağduyuları vardır; ülkenin durumunu, kendi durumlarını en iyi gözleyen o sağduyu sahibi insanlarımızdır; onlara güvenmek gerek... Hata da sevap da onlara ait olacaktır... 
Bunun içindir ki Gölge etmesinler.
 

Etiketler; #Söz Milletin...
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.