Terlemeden zengin olmak

Türkiye’de meslek haline geldi terlemeden zengin olma hastalığı.

Terlemeden zengin olmak

Terlemeden zengin olmak

Türkiye’de meslek haline geldi terlemeden zengin olma hastalığı.

Virüs gibi her insanı bulaşıyor ben Müslüman’ım diyene de ben ateistim, demokratım, laik’im diyene de.

Nasıl bir duygu önüne geçilmiyor, maddeyi görünce hiç kimse seçilmiyor.

Okul yıllarında devrimci takılanlar şimdi köşe dönüyor.

Yine üniversite yıllarında İslamcı olanlar bugün servetinin sayısını bilmiyor.

Karun’un adı çıkmış bunlarınkini tır bile taşıyamıyor.

Sonra bu İslamcılar peygamber (s.a.v) hasırda yattı diyorlar paylaşım, zekât, sadaka nedir bilmiyorlar.

Kuran okuyup biz Müslümanlardanız diyorlar.

Garip olanda bu hem Müslüman olacaksın hem ide terlemeden başkasına ait malla zengin olacaksın.

Burada dürüst, adaletli, ahlaklı olanlara,  yetimin, mazlumun, hakkını koruyanlara sözümüz yok.

Ahi felsefesinde olan, esnaflara, tücarlara sözüm yok.

Seçildikten sonra servetinin hesabını bilmeyenlere, sözümüz çok.

Piyasa zenginlerinin yanında seçilmişlerin para ile olan ilişkisi her zaman tartışılır olmuştur.

Mal beyanları, yolsuzluk iddiaları, haksız kazanç elde etme ve yandaşlara rant (maddi çıkar) sağlama gibi konular asla gündemden düşmemiş..
Aslında toplumda “bir an önce köşeyi dönmek isteği” her meslek grubu çalışanlarında görülebilir.

Fakat siyasetçilerin durumu ülke kaynaklarını kullanabildikleri, çeşmenin başında oldukları için dikkat çekicidir.
Yakın tarihlerde bile demokrasi seviyesi, iktidarların düşüncesi hangi düzeyde olursa olsun, doğudan batıya birçok ülkede yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle onlarca siyasetçi yargılanmış ve görevini bırakmak zorunda kalmışlardır.

Türkiye’de bile bunlardan birçok örneklerini gördük.

Birçok siyasetçi yolsuzluktan meclis çatısında yargılandı, suçlu olanlar siyasette uzaklaştı.
Elbette yolsuzluk iddiaları, ülke yönetiminde etkisi (yetkisi) olan ve kaynak kullanan siyasetçiler, yönettikleri bürokratlar ve onların yakınları için gündeme gelmektedir.

Muhalefet çevresinin yolsuzluğa bulaşmaması, daha ahlaklı olmalarından değil yönetme erkine sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır.

Muhalefetin elinde olsa onlarda aynı kullanacaklarına inanıyorum.
Türkiye’de siyaset ancak para ile yapılabilir hale gelmiş.

Seçim sürecinde öncesi ve sonrası aşırı propaganda yapmak hem de sağa, sola para dağıtmak gerekir.

Para harcama kapasitesi olanlar (adaylar) iki kısımdır.

Kendi parasını harcayanlar

Başkasının parasını harcayanlar sonradan bir şekilde geri ödemek üzere borç alanlarda diyebiliriz.

Koltuk az, talep çok olduğundan rakamın nerelere kadar çıkacağını ancak Allah (cc) bilir.
İşte siyasetçinin para ile imtihanı böyle başlar.

Seçim öncesi destekledikleri adaylara borç verenlerin seçim sonrası tahsilâtı nasıl yaptıkları da ayrı bir tartışma konusudur.
Çözüm, siyasetin gerçekten tabana yayılması, parti içinde adayların ahlakına, bilgisine ve tecrübesine göre seçebileceği mekanizmaların kurulması ile mümkündür.
Bu problemden dindar olduklarını söyleyenleri seçmekle kurtulmanın mümkün olmadığı da aşikârdır.

Çünkü bu zamanda siyasetin de paranın da dini, imanı, mezhebi yok olmuş!

Siyasetin içinde aday olmak isteyenlerin ekseriye çoğunluğu Harun olmaya değil, Karun olmaya aday durumda.

Bugün serveti eliyle iten Karun değil, Harun olacağım diyenlere ihtiyaç var.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.