banner245

Ya külhan. Ya da ne dediğinin farkında değil…

İki gün önce yazmış olduğum yazının okuyucu sayısı 8 bine ulaştı. Yerel bir haberin bir günde ulaştığı okuyucu rakamını ve gelen yorumları irdelemek gerekir. Yazılan onca laf sadece kuru lakırdı hiç değil. Eleştirilmekten bir korkum yok. Ben sadece işimi yapıyorum.

Ya külhan. Ya da ne dediğinin farkında değil…

Ya külhan. Ya da ne dediğinin farkında değil…

İki gün önce yazmış olduğum yazının okuyucu sayısı 8 bine ulaştı. Yerel bir haberin bir günde ulaştığı okuyucu rakamını ve gelen yorumları irdelemek gerekir. Yazılan onca laf sadece kuru lakırdı hiç değil. Eleştirilmekten bir korkum yok. Ben sadece işimi yapıyorum.

Döner sermaye payını dilime doladığım eleştirisi var. Aşağıda yazacağım yazıyı lütfen okuyun. Bu şehrin yoksul ve hasta insanlarından muayene parası olarak alınan ve havuzda biriken paralar döner sermaye olarak sağlık personeline dağıtılıyor. Bu paradan sağlıkla alakası olmayan, hastane için hiçbir şey üretmeyen AEÜ rektörü, yardımcıları, genel sekreterleri de pay alıyor. Hem de çok iyi pay alıyor. Aylık alınan pay (22 Asgari ücrete eşit)

Üniversite rektörlüğündeki kişiler bu payı gerçekten hak ediyor mu? Helal mi? Benim bakışım insanların hak etmediği bir şeyi alması kadar gayri ahlaki bir tutum olamaz. Üretirsiniz. Topluma sunduğunuz hizmette kusursuzsunuzdur. Eyvallah.

Hastaneye gidiyorum. Muayene oluyorum. Katılım payı ödüyorum. Ödediğim bu paradan Bu şehre hizmet etmeyen katkısı olmayan Rektöre ve avenesine pay veriliyor.  Bu anlayışla benden kesilerek bu insanlara ödenen tek kuruşumu asla helal etmiyorum. Bunun hesabını onlar bu dünyada olmazsa öbür dünyada mutlak verecektir.

Bu anlayış biçimini sorgulamak, kente ve üniversiteye hiçbir şey katmayan bu adamın davranış biçimini yazmak benim boynumun borcu. Bu anlayışa O’nun kente bakış ahlakı böyledir demiyorum. Ahi Evran Üniversitesi bu şehrin 700 yıllık rüyası. Kimsenin babasının çiftliği gibi yönetmesine ahlaki olarak bakmak mümkün değil.  Kente yolunacak kaz gözüyle bakan anlayış ya da kazı bağırttırmadan yolma telaşı. Ya da ne yaptığını bilmeme durumu. Üstelik Kırşehirli.

Kırşehir İç Anadolu’da çok şanssız bir il. Nevşehir Üniversitesi Kırşehir’den bir yıl sonra. Yozgat ve Aksaray Üniversiteleri aynı yıl kuruldu. Bu İllerin hepsinde Üniversite Araştırma hastaneleri ve Tıp fakülteleri de kuruldu. Bu fakülteler eğitim ve öğretim veriyor. Kırşehir’de adı olan varlığı olmayan bir Tıp Fakültesi var! Dekanı var. Yardımcısı var. Öğrencisi yok. Asistanları yok. Öğretim görevlileri yok. Böyle bir üniversite kâğıt üzerinde var. Kâğıt üzerinde kurulu olan Tıp Fakültesi Rektör ve avenesine bu hastane döner sermayeden pay ödüyor.

Kırşehir’de üç adet özel sağlık lisesi, Üniversiteye bağlı İki yüksek okul ve bunların karşılığı 300 yatak kapasiteli bir adet hastanesi var. Sağlık lise ve Yüksek Okullarda toplamda 3 bin civarında bir öğrenci kitlesi var.

Bu öğrencilerin mesleki beceriyi perçinlemesi ve de geliştirmesi için stajlarını aktif sağlık birimlerinde yaparak teorik edinim kazanması gerekir. Ancak bu öğrenci kitlesi fiziki yetersizlik yüzünden stajlarını gerektiği gibi yapamıyor. Hastane içinde ellerinde cep telefonlarıyla boş, boş dolaşan. Kantinlerde pinekleyen bu öğrenciler deneyim yoksunu olarak mezun olup halka sağlık hizmeti verecekler. Nasıl olacak bu iş? Bu sorunun muhatabı kim?

Rektör bu anlayış etik mi? Sana bir tavsiyem var. Mademki öğrencilerin stajına çözüm üretemiyorsun. Bu işin farklı bir çözümü var. Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile Ticaret ve Sanayi Odası başkanıyla görüş öğrencilerin bir kısmını Organize sanayiye diğer kısmını da küçük ölçekli sanayi sitesini kalanı da kasap ve bakkal yanına çıraklık eğitimi için gönder işi kökünden çözmüş ol. Olmaz mı? Bu öğrenciler ha, hastane koridorlarında boş, boş dolaşmışlar. Ha tamirhanede staj yapmışlar. Aradaki farkı anlayabilir misin?

Bu kalabalık grubun Kırşehir’de 300 yataklı bir hastanede stajlarını yapmaları mümkün değil. Yozgat ilinde dahi üç adet hastane var. Nevşehir’de dört adet. Aksaray’da üç adet hastaneler varken Kırşehir’de bir adet hastane. Bu şehrin tek hastanesinde staj yapması gereken 3 bin civarında öğrenci. AEÜ bağlı bir Sağlık ve birde Fizik Tedavi MYO’lu var. Öğrenci mevcudu 2 bin civarında.

Tıp Fakültesi kurma yerine, bölüm açan Rektör kalabalık ancak fiziki yetersizliği olan hastanelerde stajlarını yapamayan öğrenciler için çözüm üretmek amacıyla yapılan istişare toplantılarında kazan kaldırıyor etrafına dayılanıyor, ancak kime efelendiği belli değil. Birilerine de sanırım aba altından sopa gösteriyor. Gerçi Rektör bu kadar cesur değil ama. O gün gaza gelmiş olabilir mi?

Nitelikli, eğitsel becerisi artmış insan gücü yetiştirme yerine, niteliksiz sadece yasal prosedürü yerine getirilmiş bir öğrenci kitlesi… Okul bahçesinde dolaşmak yerine öğrenciler hastaneye gitsin gelsin. Hastane koridorlarında, bahçede, kantinde volta atsınlar. Mesleki beceri edinmelerinin nasılsa önemi yok. Acemi nalbant işini gâvur eşeğinde öğrenmesi gibi.

Rektör kabak gibi ortada duran fiziki yetersizliği bir kenara itmiş ünlüyor “Öğrenciler staj yapacak.”  Bu iş nasıl olacak abiiiiiii? Hiçbir şey öğrenmeseler de olur. Teoride hiçbir şey öğrenmeyen boş bir insan gücü yetişir abiiiii! Sana ne lan! Olur mu abiiiiii?  Olur, olur bal gibi olur. Ben rektörüm oldururum dedim mi, oldururum. Koçum. Rektörün mantalitesi böyle olsa gerek... Çözümsüzlük. İllaki, isterem.

Tüm öğrenciler staj yapsınlar ama nerede? Bu iş mevcut durumla nasıl olacak? Bu soruların cevabının muhatabı da kendisi olan Rektör. Olumsuzluklara çözüm üretmek yerine kazan kaldırıyor. Tehditler savuruyor. Rektör konuyla ilgili olan, hastane yönetimi Milletvekilinin de bulunduğu bir toplantıda öyle bir laf ediyor ki. Gaf desem değil. Dil sürçülmesi desem hiç değil. Doğrudan tehdit ediyor. “Öğrencilerin eline pankart verir üzerinize yürütürüm.” Kimi, kimleri kastediyor belli değil. Eylemesiz ancak amacını aşan sözcükler. Bu sözler kesin olarak bu toplantıda edilmiş. Ben bu toplantı da yoktum ama. Yerin kulağı var sözcüğü duyum konusunda çok etkin. 

Lamı cimi yok. Bu sözcüklerden yola çıkarsak, anlaşılıyor ki; Rektör bu şehirde kargaşa üretme peşinde. Yerin kulağı var. ‘Sen bu sözleri o toplantıda kime gözdağı vermek için kullandın? Bu sözlerin altında yatan gerçek nedir?’ Diye sorsam nasıl bir cevap alırım bilmiyorum.

Çalışmayacak ve üretmeyeceksiniz. Çözümsüzlüğün kaynağı olacaksınız. Öğrencileri kargaşaya sürükleyeceksiniz? Eline pankart tutuşturduğunuz öğrencilerin başına geçip önce AKP İl binasına mı gideceksiniz. Yoksa Ana muhalefet partisi CHP İl binasına mı gideceksiniz? Ya da 300 yataklı hastaneye mi! Yol üzerinde bulunan valilik binasına da uğramayı ihmal etmezsiniz umarım. Eylem Sessiz yürümekle olmaz. Sloganlar geliştirmek, kaldırım taşları sökmek, yolları trafiğe kapatmak, cam çerçevede indirmek gerekir ki; dikkatler üzerinize yoğunlaşsın. Yoksa vallahi billahi benim haberim yok. ‘Kendileri yürümüş keratalar’ mı diyeceksin?

Bu lakırdıyı niçin neden ettiniz. Böyle bir söze neden ihtiyaç duydunuz? Birde bana protest kimlik dersiniz. Alın size protestin dik âlâsı! Bilim adamı kaos yaratmaz. Tehdit üretmek yerine çözüm üretir. Boş bir aklın ucuna takılmaz.

Rektör seçimleri için sayaç işliyor. Saltanat kayığı girdaba yaklaştı. Ahbap çavuş ilişkileri içinde dümene oturttuğu ehliyetsiz kişiler bu girdaptan su alan bu kayığı nasıl kurtarır? Rektör seçime hazır. Senato üyeleri ayarlanmış olabilir. Yukarısı ne olacak? Sadakatle hizmet ettiğinizi zannettiğiniz iktidar tarafından attttaaaaaaaaaaaaaaaaaaa! Edilebilirsiniz. Ayarlı senatodan çok iyi oy alabilirsiniz. Ama yolun sonu görünüyor bay rektör. Siz tıpkı halefiniz gibi artık Abbassınız! Yenildik ama ezilmedik demek için artık şansınız hiç yok.

Küçük hatırlatmalar.

Yıl 2011! Aşağıdaki bu yazı halefiniz için o günlerde yazılmıştı.

‘Yaptığınız iş KEYFİYET bunun içindir ki tekrar, tekrar ediyorum. Çek git kardeşim. Çek git artık.
AEÜ ile ilişiğin kalmadı. Biletin kesildi. Bu davranışların bir günün beyliği beyliktir diyorsan geriye dönüp bir iyice bak. Düşünecek çoook zamanın olacak. Beylik süren içinde masana konulan Hurmaları düşün. Bırak artık Rektör ayaklarını! Artık gelecek ve gelişecek süreci düşünsen çok daha iyi olur. Kiraz ve elma bahçelerinin hayallerini kur. Torun sevme taktikleri geliştir. Mustafa Bağ ile Mahkeme koridorunda karşılaşacağın gün ne yapacağının stratejisini düşün.

Zaman ve süresi öncesinde böyle bir tören düzenlemek önce çok büyük saygısızlıktır. Kendi cephenizden UTANÇTIR. Sizin süreniz ve suyunuz Cumhurbaşkanının onayı ve Resmi gazetede bu onayın yayınlanması ile zaten kesildi ve ısındı! Bu direncin anlamı yok ki! Bırak ve çek git. Düşünceli insanlar bunu yaparlar. Artık imza YETKİN bile yok. Artık sıradan bir yurttaşsın. Bunu hatırlatmanın nasıl bir manası kaldı ki! Bir kere sen 9 Mayıs’a kadar Rektör. 10 Mayıstan itibaren de Eski Rektörsün.’
Başka paragraf…

‘İşe bakın adam Üniversitedeki şaibeleri için soruşturmaya geliyor. Soruşturma yaptığı Üniversitede kardeşini işe sokuyor. AEÜ yapılanması böyle. Kardeş müfettiş ağabeyin yaftasıyla Rektörlüğün bir numaralı danışmanı ve akıl hocası olmuş. Vay be. Ne cevherler varmışta bu ülke hep boşa kürek çekmişler. Cevahirliği abisinin müfettişliğinden oluşuyor.

Salman neden bunları yaptı. Araştırmanın selameti yönünden olabilir mi! Bak sen şu yaramaza diyorsunuz. Bu yaramazın kardeşi o kadar ünlenmiş ki ünü ta nerelere kadar ulaşmış. Hatta bu adam o kadar etkili ve yetkili bir hale gelmiş ki; üniversite de bu adamdan izin almadan hiç kimse helaya bile gidemiyormuş. Kolay mı? Adam nede olsa koskoca şaibeler kaynağı araştırıcı YÖK müfettişinin kardeşi. Adamın adı V.K. müfettiş efendinin adı ise Ö.K. müfettişlerin marifetleri ve rüyaları. Hadi! Şimdi ayıklayın pirincin taşını!

Müfettiş sanki Ö.K değil temizlik işçisi V.K. insaf yani. Pes artık. Ayağına gidenler. Korkudan üççeyrek atanlar. Bir yanda kirlilik ve şaibeler. Diğer yanda müfettişler. Bu ülke kimlere teslim Allah aşkına. İnsanda biraz ut. Biraz hayâ birazda utanma olur. Tek kelimeyle Yazık. Bunun içindir ki işin çok zor sevgili Kudret hoca.

Kudret hocanın şu anda tam bir sarmal içinde kaldığını tahmin edebiliyorum... Kafalarına göre kadrolar oluşturanlar. Kendilerine yer ayarlayanlar ve ayarlatanlar. Ben Kudret hocanın tecrübeli olduğunu, böyle tuzaklara düşmeyeceğini düşünüyorum. Etrafını saran Şam şebeklerini, liboşları, soytarıları sanırım tanıyordur. Onlara prim vermeyeceğini düşünüyorum. Diğerinin başına çorap örenler, dikkat et seninde başına çorap örmesinler.  Gönüllü soytarılar ve yalaklar. Ve hatta liboşlar. Yanından ayrılmayacaktır. Salman 1,5 yılda cılk oldu. Sizin koskoca bir dört yılınız var.

Artık iktidar sizsiniz... Yalaklar ve çıkarlar. Hepsi senin o koltuğa oturmanı bekliyordur. Bir tavsiyem var. Unutmayın ki korkaklarla yola çıkılmaz. Sizinde cılkınızı çıkartırlar.’

Bu yazıyı hatırladınız mı? Bu yazıyı halefin için 2011 yılı Mayıs ayında; ‘ARTIK SEN REKTÖR DEĞİLSİN-Üniversiteden elini ve ayağını çek.’ başlığı altında zatıâliniz rektör seçildiğinde yazmıştım.

Yazının Devamı:

‘Konfor ve getiri o biçim. Kolay mı on beş bin kişiye HÖT demek. Bu nüfus Akçakent, Akpınar, Çiçekdağı, Mucur ilçelerinin toplam nüfusundan fazla. Kısaca 4 kaymakam. 4 belediye başkanı. Bu boru başka boru.

Seviyorum arkadaş. Lüksü şatafatı seviyorum. Zevki sefayı da. Yemeyi içmeyi, eğlenmeyi. Davul zurna ile oynamayı da. Aşağıda ki dizin bana ait bir şiir tüm Abbaslara. Kendini Abbas olarak bilenlere. Saltanatı sevenlere. Tüm güzellere. Kendini bulunmaz Hint kumaşı sananlara. Gazelleme.

Haydi, Abbas vakit tamam.
Akşam diyordun. Oldu akşam.
Birazda öbürüne bırak.
Tel örgü içine yapılacak ahırlar
İçeriye alınacak inekler var.
Teşvik, meşvik ödenek tamam.
Kalıpçı, demirci yüklenici firma tas tamam.
Kurduğun düzen aynen okey alır mı bilmem.
Senin için doldu zaman,
Haydi, Abbas vakit tamam.
Bak aynı yerden biri gitmiş arkasına bakmadan
Biliyorum sırada olanlarda var. Koşarak ayrılacaklar ardından
Ne testiler doldu ne sular içtiler bu çeşmeden. Ve onlarda kendilerinden geçtiler.
Onlarda senin gibi hiç gitmeyecek gibiydiler.
Gittiler. Arkalarına bakmadan.
Haydi, Abbas vakit tamam
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Yak ampulleri. Nasılsa parasını ödüyor hanı devran.’

Hatırladınız mı? Halefiniz Öğrencilere montofon ineği demişti ya! Geçmişe dair sizinle çok şeyler hatırlayacağız Kudret hoca. Geçmişi taze tutan şeyler nelerdir bilir misin? Olayların aynısıyla vaki olmasıdır. Hey gidi günler heyyyyyyyy!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aeülü - 6 yıl önce
mustafa ağabey, inşallah bu da eski rektör olacak. sitenin sağında gösterildiği gibi 293 günü var..
Avatar
ftr @GERONİMO - 6 yıl önce
fi̇zi̇k tedavi̇ myo deği̇l fizik tedavi ve rehabilitasyon yüksekokulu 4 yil okuyoruz. yazinizi düzeltmeni̇ni̇zi̇ ri̇ca ederi̇m vesselam...
Avatar
sabri ipekçi - 6 yıl önce
bu kadar uzun yazı yazdınız, ben oku oku bitiremedim, samimi değilsiniz. vesselam. sayın rektörümüz güvenoyu alıp 2.kez seçildiğinde özür dileyecekmisiniz.
Avatar
tıp - 6 yıl önce
tıp fakültesiyle ilgili gelişmeyi bırak daha internet sitesi bile 3 yıldır güncellenmemiş, hala 2011 ve 2012 yılına ait haberler ve tıp fakültesi ile hiç bir alakası olmayan hocaların akademik yükselmesinden bahsediyor. bir de dekan yardımcılarına bakın lütfen, kendi ünvanlarını bile güncellememişler...
http://tip.ahievran.edu.tr/
Avatar
sbr - 6 yıl önce @sabri ipekçi
senin rektörünü gözden çıkardılar, haberin yok.
Avatar
salman hoca - 6 yıl önce
kudret saylamı selahattin salmanın damadı ve yiğenine yrd.doç.kadrosu verince anladım., hani salman kötü adamdı kudret hoca bu jesti yapmakla 2. seçimde güya salmanın adamlarını yanına çekecek vay uyanık vay .. anladınmı?
Avatar
kadro - 6 yıl önce
yök'ten 80 kişilik daha kadro istenecek, elbette yine kendi adamları alınacak 2. seçimde güçlü bir oy alacak yine saltanata devam edecek durum bu, ama allahında bir hesabı var kudret hoca bunu unutma, bu garibanların hakkı ne olacak hiç düşünmüyormusun?
Avatar
vehbi - 6 yıl önce
mustafa bey eminim ki güzel yazmışındır.lakin yazınızın uzunluğundan dolayı okuyamadım.kısa yazarak da güzel yazılar ortaya koyabilirsin.slm