Yasaklar= Hafife alınanlar!

Yasak kelimesini. Yasakla kurulan tümceleri. Yasak hemşerim söz dizinini. Kraldan çok kralcıları. Kaç kişi severiz? Düşündünüz mü? 'Çok çalışıp da az para kazanan... Az çalışıp da çok para kazanan arasında tek bir fark var. Biri yaslanılan, biri yaslanan'! Bu sözü hiç duydunuz mu?

Yasaklar= Hafife alınanlar!

Yasaklar= Hafife alınanlar!

Yasak kelimesini. Yasakla kurulan tümceleri. Yasak hemşerim söz dizinini. Kraldan çok kralcıları. Kaç kişi severiz? Düşündünüz mü? 'Çok çalışıp da az para kazanan... Az çalışıp da çok para kazanan arasında tek bir fark var. Biri yaslanılan, biri yaslanan'! Bu sözü hiç duydunuz mu?
Düzen ve kural huzurun ilk adımıdır. Genel siyaset penceresinden bakarak yazı yazmak istemiyorum. Zaten beşikteki çocukla, Alzheimer hastası 90'lık amca dahil burnumuza kadar batmışız siyasete. Nefes almanın zor olduğu bir ortamda. Yaşamak nasıl olmalı?
Kısaca beşikten mezara kadar siyasete batmışız ki; Allah sonumuzu hayır etsin. Bürokrat siyasetin içinde. Esnaf siyasetin içinde. Kamplara bölünmüş, ya da bölünmeye meyyal anlayış ve ipler tümden siyasetin elinde ise. Geriye sadece susmak. Evet susmak kalıyor. Akraba evlilikleri gibi siyasetçinin yakınlarına iş yaratması engelli çocuk doğumundan ne kadar farklı? Yoksulun çocuğu kirli bir savaşın içinde can verirken. Bedelli askerliğe çanak hazırlamak. "Zenginimiz bedel verir, Askerimiz fakirdendir"... Dizeleri Osmanlı dönemi askerliği anlatır. Değişen ne? Cumhuriyetin nimeti bumu demeden edemiyorum da!  Sakın yanlış anlamayın beni. Bizler AB ülkelerinden de, Amerika'dan da fersah, fersah öndeyiz. 
Bu ülkede herkesimden herkesin bir şekilde taraf olduğu ortamda etrafa, hatta komşunuza, arkadaşınıza tarafsız gözle bakmak mümkün olmaktan çıktı. "Ben bunun cemaziyelevvelini bilirim" düşüncesi. Ya da uluorta seslendirilişi bana çokta garip gelmiyor. Aksine 1917 Rus devrimini, Hatta biraz daha yakına gelerek ikinci Dünya savaşında Adolf Hitler zulmüyle başlatılan Yahudi kıyımında komşunun komşusunu jurnallemesi geliyor. Ne hale geldik yarabbi; demiyorum. İçindeyiz. Çıkmak istemiyoruz. Kıpırdarsak batarım. Hat da 'gömülürüz' korkusu vardır ki; bunun için belleğimiz 7/24 saat nöbette. Savunamayacağınız dedikodular içinde malzeme oluyorsanız, özel işinize devletin ceberut gücünü karıştırıyorsanız! Yasaklar sizin Dünyanızda var demektir. Girmek yasak. Konuşmak yasak. Oturmak yasak. Tıpkı 'çimlere basmak yasak' kavramı gibi... Yasak... 
Tarafsız olmak. "Abi ben tarafsızım". Yalan... Külliyen yalan. İyi biline ki; bu ülkede, bu şehirde tarafsız olmak mümkün değildir. Birisi; 'Yasak hemşerim'. Dedi mi bitti her şey. Ben falanca beyin mahdumun arkadaşıyım. Sözcükleri ya sizin taraf olduğunuz, ya yalaka, yada sahtekar olduğunuzun şekli değilse; nedir? Herkes dürüst olmak mecburiyetinde ama. İllaki herkes dürüst olacak diye bir kural mı var? Sahtekarlar, hırsızlar, çalan, dolandıran olacak ki; dürüstlerin kıymeti olsun. 
Bu ülkede dürüst olma düşüncesine, 'Enayilik' diyen bir kafadan sizce ne olur? Bana göre her şey olur. Genel Müdür olur. Müsteşar olur. Vali olur. Küçük bir masada başlayan memurluk,  hayatını işte o yukarıdaki haller süsler, atacağı adımlar hayalleri şekillendirir ki; bunun felsefesi enayilik anlayışının içeriğini dolduran tanımın dürüstlük sıfatıyla kılıflanmasından geçer. Arsızın suratına tükürülmez. Zira sadece ahlaklı utanır.
Minareyi çalan kılıfını hazırlar. Hayır bu tanım tırmanış bittikten sonraki anlam kazanır. Bu zaman olduğunda da atı alan Üsküdar'ı geçmiş olur. Kılıf uydurmaya gerek kalmaz. Ortaya o kadar çok kılıf örücü çıkar ki. Çalan dahi şaşırır bu sevgiye. Milletinin kendisiyle gurur duyduğunu ancak zor şartlarında anlar. Ne kadar ulvi bir ülkeyiz ki; sürekli hırsızı överiz. Siyasete asla helal getirmeyiz.
Dünya'ya tarafsız bakabilmek elbette çok zordur. Etrafıma bakıyorum herkes tarafsız. Kendime bakıyorum ben hangi yöne taraflıyım diyorum. Gerçekler acıdır. Acıtır. Ben taraflıyım. Tarafım. Korkudan ağzımızı açamadığımız. Açtığımızda birilerinin gelip ağzımızın tam ortasına oturacağı korkusu taşıyorsak "Taraflıyım abi". Sözüm bitti. Nokta...
Yer Kırşehir AEÜ Araştırma Hastanesi kapısının nizamiye girişi. Boztepe ilçesine geçiş yapan bir yol. Sağlı sollu araç dolu. Karşılıklı gelen, giden araçlar. Trafik burada sıkışmıyor. Kilitleniyor. Burada illaki bir gün taşlı, sopalı, bıçaklı kavgalar  olsun, illaki birisi ölsün veya öldürülsün ki; tedbir alınsın ve ortalık  polis marifetiyle mi düzene girsin? Bizler sopayı da, copu da çok severiz. Hani kadın haklarını savunurken deriz ya! 'Kadının sırtın dan sopayı, karnından... eksik etmeyesin'. Ya da şeytan azapta gerek. 
Size üç sorulu bilmecem var desem. Hadi sor, sor!!! Der misiniz!
Soru bir! Bu yol neden trafiğe açılmazda bu yolu kullananlar neden kargaşanın içinde bırakılır? 
Soru iki! Aynı kapının önünde pislik içinde hamur işi satan. Seyyar satıcı. Toplum sağlığı kapı önünde böyle korunuyorsa hastaneye niçin girelim ki; Değil mi!
Soru üç! Bu yazacağım sadece Ramazan ayı için değil. Allah'ın her günü ve özellikle cuma günleri. Camilerin önünde park etmiş resmi araçlar, pazar ve market alışverişleri, (Valilik araçları içinde plakasından ayrıcalıklı ve polis logolu araçlar) Adamlar ibadete gelmişler. Devletin. Yani benim cebimden alınmış aracın yakıtını ve onarımını kendi ceplerinden ödüyorlarsa mesele yok. Yok; devleti alilerin sırtından yapıyorlarsa. Lütfen benim sırtımdan ibadet etmeyin. Öbür dünyada sırat köprüsünde ben sizin sırtınıza binerim bilesiniz. Sizler; iyi bir Müslüman iseniz ne demek istediğimi anlamış olmalısınız. 
Ramazan ayı münasebetiyle resmi dairelerde işler yolunda. Her taraf püfür, püfür. İşi olan rahatlıkla memur beyin akşam sahur uykusuzluğunun geçişini tamamlayıp saat 10 civarında işe gelişini bekleyebilir. Gecikmenin önemi yoktur. Adam ibadetten kalkmış ve çarşamba çanağı suratıyla karşınıza dikiliyorsa. Siz lütfen ağzınızı bozmayın "Ben oruçluyum. Allah'ım ibadetimi makbul kıl" deyin. Sizi rahatsız mı ediyorum sorusunun cevabı? Allah'ım sabır ver. Olmalı. İsterseniz bu soruları müftü efendiye sorun! Cumaları resmi dairelere 11,30-14,00 arası asla uğramayın beyler ibadette. Ay başı; çat bankamatik önünde kuyruk... Helal maaşları alma peşinde. Çağdaşlıkla din karışmış mı? Asla. Laiklik elden gitmiş mi haşa.
Kırşehir. bana göre modern bir şehir oldu. Ya bizler? Emniyet müdürüne bir soru bu trafik teröristlerini tanıyor musunuz? Ben çok iyi tanıyorum. Bunlarla her gün birkaçıyla Kırşehir trafiğinde karşılaşıyorum.
İlçelere memur servisi yapan minibüsler. Öğrenci servisleri. Mavi Dolmuşlar. Ekmek dağıtıcı kamyonetler. Halı yıkayıcılar, Beyaz eşya servis sağlayıcılar. Gaz ve Elektrik şirketlerinin araçları. İki fabrikanın kocaman, kocaman otobüsleri. Şehirlerarası otobüs firmalarının servisleri. Birde bunların yolları kapatma gibi ahlakları var. Kaldırım harici yolu da işgal ediyorlar, kimsenin gıkı çıkmıyor. Belediye'nin araçları, Valilik araçları. Şahinciler. Beton mikserleri. Eşya taşıyanlar, patatesçiler, hurdacılar. Yaşayan kent. Böylemi oluyor acaba? Elektrikli bisiklet süren lahmacun tantuni dağıtıcıları. Köy minibüsleri. Plakası 34 olan temsilcilerin araçları. Bu güzel şehre ne kadar yakışıyor? Görüntü meydanda.
Bunların davranış biçimleri azalmıyor, giderek çoğalıyorsa, bunlara davranışları için ya birileri göz yumuyor olmalı... Ya da kurallar değişti benim haberim yok.
Aşırı hız. Normal seyreden aracın sağından geçmek. Müziği sonuna kadar açmak. Canı istediği yerde durmak. Yolu kapatmak. Döner kavşak. Tali ana yol çıkışlarında yolcu almak, indirmek. Işık ihlalleri. Bunların en iyi silahı "S... git lan. Şikayet et lan. Patladın mı? Ne olmuş lan. Aşağı inersem. İnenlerin elinde kazma sapı, beysbol sopası, tornavida. Nasıl bir düzen değil  mi? Düzeni sağlayamazsanız birileri sizi düzene uydurur. Yönetilmeyen ülkelerde ancak böyle idare olunur.
Ankara istikametine hastane kısmından hareketle ilerliyorsunuz üst geçiş bitecek siz ana yola gireceksiniz. Giremezsiniz orada bir et lokantası faaliyet gösteriyor. Araçlar yolun üzerinde park halinde otomobillere TIR ve kamyonları da ilave edin ki manzara anlaşılsın. Vali bey kaç kez geçti. Emniyet müdür kaç kez geçti. Belki de o geçiş esnasında makam aracı içinde gazete okuyor olabilirlerde. Bilemem. Bağ başı yolu üzerine konulan radarı kaldırın da. Çıplak gözle trafik kirliliğini görün. Birileri para kazanacak diye, birileri illaki canından, malından mı olmalı?
İdare etmek veya idare olunmak. Ya da görmezden gelmek. İdareyi maslahat böyle olsa gerek. Görmezden gelmek yasakçı anlayışın uzantısı olamaz. Bu anlayış pespayeliğin öne çıkışı. Tüm kepazelikleri eğitimsizliğe yüklemek çözüm değildir. Böyle bir düşünce aymazlığın ve ahlaksızlığın prim yaptığı anlamına gelir. Değil mi?
Sanırım Sayın vali, Sayın emniyet müdürü eline ceza makbuzu alıp cadde ve sokaklara dökülecek değiller. Ya kimler. Onlar kendilerini mutlaka biliyorlardır. Görevlerini de!
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.