Yazık oluyor geleceğimize ve ormanlarımıza...

Doğa içerikli herhangi bir konuda akademik bir makale açın. Kırşehir ismini göremezsiniz.

Yazık oluyor geleceğimize ve ormanlarımıza...

Yazık oluyor geleceğimize ve ormanlarımıza...

Doğa içerikli herhangi bir konuda akademik bir makale açın. Kırşehir ismini göremezsiniz. Kırşehir Orta Kızılırmak havzasında muhteşem bir doğaya sahip bir yerleşim merkezidir. Etrafını çevreleyen höyükler, 5 bin yıllık bir geçmiş bu coğrafyanın ne denli önemli bir bölge olduğunun açık bir göstergesidir.
Ne hikmetse Kırşehir bilim adamlarının, araştırmacıların hiç ilgisini çekmemiştir. Siyasetçi işine kolay gelen noktadan başlamış. Bürokrat sadece gününü gün edip çekip gitmiş.
Kırşehir kırsalında. Onlarca çeşit bitey, memeli, gündüz ve gece yırtıcıları yaşamaktadır. Sizde olan türleri başka kentlerin araştırmaları içinde görebilirsiniz. Neden bu kategori içinde biz yoğuz dersiniz. Ben bu konuda çok ama çok dertliyim.
Bozkırın sıra dağları var. Adı Kervansaray. Geçmişte üzerinde sadece çalı türlerinin olduğu 43 Km uzunluğunda bir tepe yığını. Doğu yönünde üzerine Televizyon vericisi, Geycek bölgesinde kuşların geçiş bölgesi üzerine dikilen Rüzgâr Enerji hatlarını görürsünüz. Bu kentte yanlışı savunan insanları görürsünüz. Seyfe Gölü elden çıkmıştır. Birisi çıkar 183 kuş türünden bahseder. Elinde sadece üç tür kuş fotoğrafıyla dolaşır. Bir Allah kulu ortaya çıkıp geriye kalan 180 tür nerede sorusunu sormaz. Seyfe Gölü neden kurudu demez. Zira değerlerimize biz böyle sahip çıkıyoruz. Avcılar derneği kanalları temizlemek için yırtınır üyelerinden para toplar. Devlet seyreder. 
Şimdi seyretmenin en önemli göstergesi Kervansaray Dağlarında insan eliyle oluşturulmuş ağaçlandırma sahasının yine insan eliyle tahribi. Sorumsuzluk sonucu yok olmanın eşiğine gelmesi var.  Yol ıslah çalışması yapıyorlar. Ağaç katliamını da yapıyorlar. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Projeyi birisi yapıyor, birileri onaylıyor. Sormuyor. Sorgulamıyor. Bölgeyi görmüyor. Bilmiyor. Tanımıyor. Alanın jeolojik yapısı bu adamların umurunda değil. Bunun içindir ki bu işin adı ben yaptım oldu oluyor. Siz yapmadınız. Siz içine ettiniz diyen ben hariç bir Allah kulu yok. STK’lar seyrediyor. Siyasiler seyrediyor. Bürokratlar seyrediyor. Sonra. Sonrasının tanımı çok kolay Akademik makalelerde biz olmayız elbette ki. 
Seyfe Gölü bölgesinde 21 İran kökenli endemik bitki türünün yaşadığı alan aymaz bedavacı, talancı çiftçiler tarafından sürüldü. Kim müdahale etti? Müsebbibine ne ceza verdiniz? Bu soruların ne muhatabı. Nede sorumlusu var. 
Kanunla korunan mutlak tarım alanları, Turizm alanları yağmalanıyor. Kırşehir Havaalanı için ayrılmış olan İkiz Ağıl yolu üzerindeki 12 bin dönüm arazinin akıbetini kimse söylemiyor. Yağmalanan bu milletin malı.
Hayvan entegre tesisleri kuruluyor bir başı bozuk düzen almış başını gidiyor. Bu aymaz projeleri kim onaylıyor. Bu yağmaya kimler destek veriyor sorusunu soran bir kişi yok. Tabiî ki sizler akademik makaleler içinde yer alamazsınız. Sizler bu şehri kimlere teslim etmişsiniz açıkça ortada değil mi?
Kervansaray dağlarında Karaçam ormanı… Dağ ve Orman suyun kaynağıdır. Bu dağlara son beş yıl içinde dikilen fidan sayısı 25 milyon adet. 20 milyon çam fidanı Kındam ve Özbağ bölgesinde Kasım ayı içinde toprakla buluşuyor… Devlet her şeyi veriyor. Korumuyoruz. Bakmıyoruz. Seyrediyoruz. Emek ve para. Hat da bu milletin refah payı eriyip gidiyor.
Yol yaparak bu dağın yüzlerce genç çam fidanlarını yok ettiler. Küresel ısınma ve aşırı kirlilik bu avuç içi kadar ormanı yok olmanın eşiğine getirdi.
Geçtiğimiz hafta Kırşehir Orman Şube Müdürü ile Yeni çalışma alanlarını ve Kuruyan bölgeyi gezdik. İyi, kötü. Güzel, Çirkin iç içe. Kervansaray dağlarının yeşili olan Kara Çam ağaçlarında yüksek oranda kuruma emaresi gördük. Kuruma nedenleri Orman Şube Müdürü ve Genel Müdürlük açıklaması aynı. Kurumaya neden olan  “Diprion pini (Linnaeus)” Çam Yaprak Arısının mahareti. İmiş… Bu istilacı ve talancı tür larvası toprak altında 4 yıl kalabiliyor. Mücadele en az etkin olarak 2 yıl kesintisiz sürmeliymiş. Bu asalak tür özellikle iklim değişikliklerine bağlı olarak zaman, zaman kitle üremesi yaparak orman ağaçlarında özellikle çam türlerinde büyük tahribata neden olmaktaymış.
Ben bu arının özelliği ve çam ağaçlarının kuruma nedenleri üzerine biraz araştırma yaptım. Bakın neler çıktı ortaya. Öncelikle bu arı türüyle 2-4 yıl süreyle mutlak ve kesintisiz mücadele gerektiriyor. Çevrenin temiz ve kirlilikten uzak olması, Küresel ısınma, İklim değişikliliği ve düzensiz yağışlar. Bu ana faktörler bu istilacı türün aşırı çoğalmasına, özellikle çam ağaçlarının büyüme kısmından beslenerek kurumalarına neden oluyor muş. İstilacı türle mücadele havadan ve karadan yapılacak kimyasal mücadelenin yanı sıra biyolojik mücadele ile de sonuç alınabiliyormuş. [(Kuş yuvaları, (Ötücü Kuşlar) Kırmızı karınca ve Zerdali (Uğur) Böceği)] biyolojik mücadelenin de çok uzun bir süre aldığı söyleniyor. İlk ilaçlama yapılmış. Sıra şimdi kimyasal olarak havadan bütün alanın ilaçlama çalışmasının yapılması. Bu çalışmanın Aralık ayı içinde bitmiş olması gerekiyormuş. Etkin bir mücadele yapılmaz ise ağaçların kuruması kesin. Durumun vahametine uygun etkin ve mutlak mücadele etme kararı nasıl ve kimler tarafından alınır? Malum makam çok iyi biliyordur sanırım.
Biz Çevre Derneği üyeleri ve İspanya Rencer grubu (25 kişi)   Akçakent meşeliklerini istilacı ve zararlı böceklerden korumak, ötücü kuş popülâsyonunu artırmak için 250 adet Kuş Yuvasını, Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçecinin destekleriyle,  Kırşehir Esnaf Odaları Başkanı Bahamettin Öztürk’ün de katkılarıyla ağaçlara taktık. Sonuç: taktığımız bütün yuvalar birileri tarafından toplandı. Yakıldı.  Geriye kalanları da Belediye Başkanı toplatıp depoya kaldırdı. Biz korumayı böyle biliyoruz.
Akademik olarak denir ki; Böceklerin üremesine hava halleri ve çevre kirliliğine bağlı olarak kurak, sıcak ve kirli havalar, kirlilik ve atıklar böcek üremesini artıran, buna mukabil çevre kirliliğinin olmadığı sert ve soğuk iklimler temiz hava ise böcek üremesini azaltan önemli unsurlardır. Bu açıklama aslında insanoğlunun bu kirliliğin baş unsuru olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yazık oluyor ormanlarımıza. Yazık oluyor geleceğe. Kervansaray ormanları aşırı kirliliği kaldıramaz boyutta. Kervansaray Dağları Ormanlarının sürekli kontrol altında tutulması sağlanmalı. Orman alanlarında ateş yakılarak piknik alanı, birilerinin meyhanesi ve fuhuş alanı olmasına izin verilmemeli.  Bu orman içinde bitki kaçakçılığı ve yumurta toplanmasına, göçmen kuşları (Kaz, Ördek, Turna)nın geçiş alanlarının avlak olarak kullanılmasına göz yumulmamalıdır.

MUSTAFA BAĞ









 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.