Gurbetçi gözüyle İstanbul


Ahmet Dulkadiroğlu

Ahmet Dulkadiroğlu

Okunma 29 Ağustos 2015, 11:55

Gurbetçi gözüyle İstanbul


İstanbul, asırlardır dünyanın gözünde bir incidir. On dört asır önce Arapların, sonra Bizans’ın, sonra da ebediyen sahibi ve sevgilisi olan Türklerin en güzel beldelerinden biri olmuştur.
18.yüzyıl Lale Devri şairlerinden Nedim, “Bu şehr-i Stanbul ki bi misl-ü bahadır / Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.” Derken ünlü şairlerimizden İstanbul sevdalısı Yahya Kemal Beyatlı,”Aziz İstanbul” şeklinde hitap etmekte idi.
Günümüzde İstanbul, 15 milyon nüfusuyla bir çok ülkeden büyüktür. Burada doğum yerlerine göre yabancı ülkelerden yüzde 40 Bulgaristan,yüzde 13 Almanya,yüzde 6 Makedonya,yüzde 5 Yunanistan doğumluların yanında Romanya,Irak,Afganistan,Azerbaycan,ABD,İran,Rusya,İsviçre,İngiltere ve K.K.T.C doğumlular da yaşamaktadır.
Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 2 milyon Suriyelinin 400 bini bu kentte yaşamaktadır. Hiç bir Suriyelinin yaşamadığı Gümüşhane,Kastamonu,Sinop,Bayburt,Tunceli,Erzincan,Giresun,Ardahan ve Iğdır illerinin toplam nüfusundan bu sayı daha fazladır.
Gariptir ! İstanbul’daki Suriyeli sayısı hudut şehirlerimiz Gaziantep ve Hatay’da bulunanların toplamının üstündedir.
Son yıllarda gelişen ticaret ilişkileri,ihracat,spor ve yüksek öğrenim için Türkiye’ye gelenlerden Afrika ülkeleri Nijerya,Senegal,Kongo ve Kamerun nufüsta çeşitliliği daha da artırmıştır.
Sanki İstanbul Batı ülkelerinin , Arap ve Afrika vatandaşlarının istilasına uğramış kadar,bize yabancılaşmış !.Dilleri,âdetleri,yaşayışları bize benzemez.
Dünya şehri İstanbul’da bir gurbetçinin gezi izlenimleri üzücü idi.İstanbul’un, işi nedeniyle daimi yaşadığı Fransa gibi ,kendisine “Fransız kaldığını” aktararak, alışveriş yaptıkları esnafın,deniz araçlarında görevlinin ,bindikleri taksicinin “Türk’üm” cevabı karşısında şaşırdıklarını,bazı taksicilerin “Türk” olduklarını söylediklerinde,taksiye almamak için mazeret göstermeleri manidardı.
Anlatılanlar karşısında Necip Fazıl üstadın Anadolu’yu anlatan Sakarya Türküsü’nden bir beyit geldi aklıma :” Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya !”
Memleketi Türkiye’nin İstanbul’unda fiyatlar turistik semtlerinde döviz cinsinden,döviz cinsinden olmayan yerlerde de Avrupa fiyatlarının çok üstünde, Ankara’da 25-50 kuruşa satılan şişe suyunun 3 lira olduğunu gözlemlemiş.Kaldığı beş gün içerisindeki izlenimleri özetlenirse ;
Şehir güzel olmasına güzel de.Gördüğü manzara karşısında hasreti hüsrana dönüşmüş, şairin dediği gibi,” Ben gurbette değilim,gurbet benim içimde” idi sanki. Miras kalan kültürel ve sanat değeri bulunan eserler bizimdi.Ama gel gör ki,yaşayanlar yabancı idi.
Aradığını,ama bir türlü o tarif edilen “İstanbul Beyefendisi” bulamadığını yana yakıla anlattı.Bana yazmak düştü.Beyefendi, her yerde Beyefendidir.Ankara’da da,Kırşehir’de de.Özetle adab-ı muaşerettten nasibini almış,şehirde yaşamanın verdiği olgunlukla ,zevk-i selim , aklı selim sahibi ve kalbi yumuşamış olan insanların oluşturduğu kültürün adıdır beyefendilik.
Ben de “İstanbul Beyefendisi” ve “ İstanbul Türkçesi” aradım bu seyahatten dönenin anlattıklarından ama,nafile.Bu kültürden uzak ve bigane olanların suyunu/huyunu bulandırdığı İstanbul,başkalaşmıştı anlaşılan.
Tarihte anlatılan o nesiller tükenmiş veya neredeyse tükenmeye yaklaşmış,o ahali göç etmişti sanki başka diyarlara.Yalnız İstanbul’un adı ve tarihi eserleri bu kültüre şahitlik ediyordu.İstanbul’u bizlere armağan eden Fatih Sultan’ın,Ulubatlı Hasan’ın ve manevi büyüklerden Ak Şemsettin’in, Eyüp Sultan’ın ve diğerlerinin aziz hatıraları önünde eğilmek gezinin kazanç hanesine düşenlerdi.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.