Baş tacımız olan “Kadınlar Gününü” Kutluyoruz
ABD’de patronları tarafından yakılarak öldürülen 129 kadın işçinin anısına 1910 yılından bu yana kutlanan 8 Mart’ın bugün 100. yıldönümü. Kadınlar artık patronları tarafından yakılmasa da, halen töre, yasak aşk vs. gerekçesiyle katlediliyor. Hala toplumsal, ekonomik, siyasal hayatta eşitliği yakalayamadı. Ve onlar dün talepleri için bir kez daha meydana indi. 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak ilan edilmesinin üzerinden 100 yıl geçti. Ancak kadınların hak alma mücadelesinde her şey karınca hızıyla ilerledi. Dün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar meydanlara inerek bir kez daha taleplerini haykırdı. Uluslararası Feminist Eylem Ağı’nın gerçekleştireceği “Dünya Kadın Yürüyüşü’’nün Türkiye ayağı Taksim’de başladı. Taksim tramvay durağında “Biz dünya kadınları eşitlik, özgürlük, adalet, barış ve dayanışma için yürüyoruz’’ pankartı açan ve ellerinde çeşitli dövizler taşıyan kadınlar adına yürüyüşün Türkiye sözcüsü Dilsaz Padar bir konuşma yaptı. Padar, bu yılki yürüyüşün kamu yararı, barış ve sivilleşme, kadın emeği, kadına yönelik şiddet temasında olduğunu söyledi. Dünya Kadın Yürüyüşü’nün Avrupa ayağının 30 Haziran’da İstanbul’da yapılacağını da kaydeden Padar, tüm kadınları mücadeleyi büyütmeye davet ettiklerini ifade etti.
TÜİK'in araştırmasına göre, Türkiye'de her 100 milletvekilinden sadece 9'u kadın. Belediyelerde de durum farklı değil. KSGM'nin araştırmalarına göre de, Türkiye'de kadınların yüzde 42'si fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor.
Gül Liderlerle Görüşecek
Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten yargılanan "taş atan çocuklar" için Köşk devreye girdi. "Çocukların siyasete kurban gitmemesi" gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu toplumsal yaranın tedavisi için liderlerle görüşmeyi planlıyor. Köşk hukukçuları da, yargılanan çocuklara yönelik hazırlanan değişik yasa değişikliği önerilerini incelemeye aldı. Gül, geçen hafta Köşk'te ağırladığı BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın taş atan çocuklar konusunu gündeme getirmesi üzerine "Ben de bu konuda hassasım. Özel bir düzenleme yapılması doğru olacak. Ben de çaba içinde olacağım" demişti. Nitekim Gül'ün, reform paketine yönelik uzlaşma arayışı dışında taş atan çocuklar için de siyasi parti liderleriyle görüşmeyi planladığı öğrenildi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin de bu hafta muhalefet grup başkanvekilleriyle görüşerek uzlaşma arayacak.
Evladını Dağa Gönderme
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünkü Şanlıurfa ziyaretinde, çocukları terör örgütünün elinde olan annelere seslendi ve “Annelerin kaybettiği yerde kimse kazanamaz” dedi. DSİ Konferans Salonu’ndaki ‘GAP ve Kadının Güçlendirilmesi’ konulu panelde konuşan Erdoğan “Örgüte yardımcı olan annelere de sesleniyorum. Kendinizi evladını kaybeden annelerin yerine koyarak düşünün. Lütfen evlatlarınızın dağlara terörist olarak çıkmasına engel olun. Anaların acısından, gözyaşından beslenen, dökülen kanları istismar edenlere izin vermeyelim. 72.5 milyon bir olalım, beraber olalım, iri olalım, diri olalım. Çünkü bir olursak Türkiye güçlü olur. Türkiye güçlü olursa da, tüm Türkiye kazanır, hepimiz kazanırız” dedi. Başbakan Erdoğan ardından Şanlıurfa’da yapımı tamamlanan tesis ve projelerin toplu açılışını gerçekleştirdi.
Ergün: Yargının Meclis’i Kapatma Yetkisi Bile Var
Sanayi Bakanı Nihat Ergün, partisinin Bartın İl Teşkilatı’nın düzenlediği “Türkiye Buluşması” toplantısında yargıya sert eleştirilerde bulundu. Ergün, yargının elinde parlamentoyu kapatma yetkisinin bile bulunduğunu savundu. Ak Parti’ye yönelik kapatma davasını anımsatan Ergün, şunları söyledi: “340 vekilimiz vardı. Anayasa değişikliklerine imza atmayı, anayasa değişikliği teklifi vermeyi kapatma gerekçesi olarak savcı göstermişti. Ve imzası olanlardan bazılarına siyasi yasak talep etmişti. Hepsine de talep edebilirdi, o imkânı var. 300’den fazla milletvekilini siyasi yasaklı hale getirebilirdi. Peki mahkeme parti kapatma kararı verseydi ve 300 milletvekilinin milletvekilliği düşseydi ne olacaktı? Parlamento kapatılmış olacaktı. Kimin elinde var parlamentoyu kapatma yetkisi?” dedi.
Anayasa Paketi Görücüye Çıkıyor
AKP, içinde yargı reformunun da olduğu ve yaklaşık 12 maddelik Anayasa değişikliği paketini bu hafta masaya yatırıyor. Muhalefet partilerine sunulması beklenen taslakta, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması gibi radikal bir değişiklik yer almazken askeri yargı alanının sınırlandırılarak demokratik standartlara çekilmesi gündemde. AKP yetkilileri, taslak paketin, bugün parti Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) ele alınıp alınmayacağının henüz netlik kazanmadığını söylediler. Son ayların en tartışmalı konusu haline gelen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısında, AB standartlarına uygun değişiklikler yapılacak. Aynı pakette, siyasi partilerin kapatılması konusunda AB’nin Venedik Kriterleri esas alınarak parti kapatmalar zorlaştırılırken, memurlara sendikalaşma hakkı verilecek.
Kışlada Ve Mahkemede Siyaset Olmaz
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti’nin camiye, kışlaya, yargıya siyaset sokmak istediğini öne sürerek, “Buna izin vermeyeceğiz” dedi. Partisinin Kırşehir İl Kongresi’ne katılan Baykal, Başbakan’ın milli iradeden aldığı yetkiyle, Anayasayı tepeden tırnağa kendi kafa yapısına göre değiştirmeye çalıştığını iddia etti. Baykal, “Siyaset camiye giremez. Girerse tartışma başlar, inanç sorgulaması başlar, şirk koşulur. Din ve siyaset birbiriyle ayrıdır. Kışlaya da siyaset sokulamaz. Kışlada itaat, görev ve disiplin esastır. Siyasetin mahkemede de işi olamaz. Eğer orada da siyaset olursa, kaos olur, yargı tartışmalı hale gelir. Türkiye’de siyaseti camiye sokanları Anayasa Mahkemesi zaten ‘sen dini siyasete alet ediyorsun’ diye ihtar vermiş, uyarmıştır. Yani suçüstü yapmıştır. Başbakan ‘Ben parti zihniyetimi mahkemelerle şekillendireyim’ diyor. Buna Türk milleti o yetkiyi vermedi. (Başbakan’a) Sen yargıyı bağımsızlıktan çıkarıp, kendi görüşüne uygun insanları oraya getirmek istiyorsun. Yarın belki ileride seni Anayasa Mahkemesi yargılayacak. Meclisin getirdiği insanlar onu orada nasıl yargılayacak? Buna izin vermeyeceğiz. Onu Hikmetyar yetiştirdi, bizi Atatürk. Sen kimin yanındasın önce ona karar ver” dedi.
CHP’den Reform Tepkisi
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, gündemdeki yargı reformu tartışmalarıyla ilgili konuştu. Anadol, Başbakan Erdoğan için, “Hukuk devletinde, evrensel hukuk kurallarının uygulanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek de, yargı reformu için, “Yargıyı düşman gibi görerek, referandum provaları yapıyor” dedi. Özyürek, “Erdoğan yargıyı etkisizleştirmek için her şeyi göze almış görünüyor. Başbakan milli iradeyi yanlış algılıyor, milli iradeyi AKP’ninmiş gibi algılıyor. Başbakan ‘ben çoğunluğu sağlamışsam her şey benim dediğim gibi olacak’ şeklinde düşünüyor. Yargıyı herhangi bir daire gibi görüyor” diye konuştu.
MHP: Başbakan Ruh Sağlığını Kaybetti
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Başbakan Erdoğan’ın, “Yargının kuşatması altına girdik” sözlerini, “Herkes, hukuk kuşatması altında olması gerekirken, Sayın Başbakan’ın sözlerini talihsizlik olarak görüyorum. Başbakan ruh sağlığını kaybetti” şeklinde değerlendirdi. Başbakan’ın sözlerini Türkiye için ‘talihsizlik’ olarak yorumlayan Şandır şöyle konuştu: “Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir. Herkes hukuk kuşatması altında olmalıdır. Başbakan ruh sağlığını kaybetti. Herkesle kavga ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın herkesle kavga etmesini doğru bulmuyorum. Başbakan’ın Türkiye’yi yönetmek için bir ehliyeti kalmamıştır. Hepimiz yargıya sığınıyoruz. Başbakan da yargıyı eleştiriyorsa, bu gösteriyor ki, ruh sağlığı iyi değil.”
Emniyet Teşkilatı'na 'Başpolisler' Geliyor
Emniyet Genel Müdürlüğü, yeni bir yapılanmaya gidiyor. Çalışma süreleri 10 yıl ve üzeri polis memurlarından sicili düzgün olanlara "Başpolis" rütbesi verilecek. Personel Dairesi'nce yapılan çalışma 185 bin 951'e ulaşan polis sayısında düzenleme amacını taşıyor. Teşkilat içinde polis memurlarına 6'ncı meslek yılından itibaren, komiser yardımcılığı sınavına girme hakkı tanınıyor. 10'uncu yıla kadar verilen bu imkân sadece üniversite mezunları için geçerli. Son iki yılda sayısı 11 bin artan polislerden üniversite mezunlarının önüne başka imkanlar da sunmak isteyen Emniyet Genel Müdürlüğü, "Başpolis" uygulaması üzerinde yoğunlaştı. Ayrıca istatistiki değerlendirmelerde, çoğunlukla disiplin suçu işleyenlerin 10 yılın üzerinde çalışanlardan oluştuğu, zaten zor koşullarda çalışan personelin bir süre sonra yükselme şansını da kaybedince, hedefsizlik nedeniyle bu tip yaklaşımlara yöneldiği belirlendi. Başpolislik ile kıdemli polisleri bir üst seviyeye taşımaya çalışan Emniyet Genel Müdürlüğü, ayrıca son 3 yılda bin 500 gerileyerek 7 bin 260'a kadar düşen komiser yardımcısı, komiser ve başkomiser sayısını da takviye etmiş olacak.
Askeri Araç İçinde 'Sır' Kurşunla Öldü
Gaziantep'te askerlik yapan Serhat Yıldız, 19 Şubat'ta gittiği bir görevden dönerken kimin silahından çıktığı henüz belli olmayan bir kurşunla jandarma aracı içinde vuruldu. İstanbul'da yaşayan ailesi, yetkililerin "kaza sonucu öldü" dediğini öne sürdü. Acılı baba Ali Rıza Yıldız, "Oğluma mezarı başında söz verdim, gerçek ortaya çıkana kadar gözyaşı dökmeyeceğim. İşin peşini bırakmayacağım" dedi. Ali Rıza ve Sevim Yıldız'ın üç çocuğundan en büyüğü olan kaporta ustası Serhat (21), vatani görevini jandarma er olarak Gaziantep'te yapıyordu. 19 Şubat'ta bir uzman çavuş ve 3 erle birlikte jandarma aracıyla Şehitkamil ilçesinden Hayratlı Jandarma Karakolu'na dönerken kurşunla vuruldu. Karakola 6 kilometre mesafede yaşanan olayda ağır yaralanan asker Şehitkamil Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, ancak kurtarılamadı. Serhat Yıldız'ın ölümü hastane kayıtlarına "ateşli silahla ölüm" olarak geçti. Acı haber aynı gece aileye iletildi. Ambulans eşliğinde eve giden binbaşı kapıyı açan babaya "Oğlunuzu bir kaza sonrası kaybettik. Başınız sağ olsun" dedi. Şoke olan baba Ali Rıza Yıldız, oğlunun cenazesini memleketi Sivas'ın İmranlı ilçesinde askeri yetkililerin de katıldığı törenle toprağa verdi.
Okullarda 4 Yılda 169 Cinsel Saldırı
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, okullardaki tecavüz ve cinsel tacize ilişkin rakamları ilk kez açıkladı. Ekim 2006’dan 1 Ocak 2010’a kadar geçen 4 yılda, 169 tecavüz ve cinsel saldırı olayı gerçekleştiğini belirten Çubukçu, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın son 10 yılda 65 vaka için soruşturma açtığını kaydetti. CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın okullarda öğrencilere yönelik cinsel saldırılara ilişkin soru önergesini yanıtlayan Çubukçu, 2000-2010 yılları arasında tüm okullarda öğrencilere yönelik tecavüz ve cinsel saldırı iddiaları nedeniyle 65 inceleme-soruşturma açıldığını bildirdi. Çubukçu, 65 soruşturmaya konu olan tecavüz ve cinsel saldırı mağdurlarından 2’sinin erkek, 46’sının kız olarak belirlenebildiğini; 17 yönetici, 47 öğretmen, beş hizmetli ve bir memurun soruşturulduğunu kaydetti. Ağustos 2006’dan itibaren “Eğitim Ortamlarında Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Strateji ve Eylem Planı (2006-2011)” projesinin yürürlüğe girdiğini ve vakaların kayıt altına alındığını belirten Çubukçu, verilerin tutulmaya başlandığı Ekim 2006’dan itibaren gerçekleşen cinsel taciz vaka sayısının toplam 169 olduğunu açıkladı.
Havalimanında Kâbus
Atatürk Havalimanı VIP Salonu karşısındaki dış alanda bulunan ve havalimanının belirli bir oranda elektrik enerjisini sağlayan TAV’a ait “Trijenerasyon’’ santralındaki bir jeneratörde saat 22.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Santralın atık ısı geri kazanım kazanıyla elde edilen ısının, terminal iklimlendirilmesinde ve enerji üretiminde kullanıldığı açıklandı. Yangına havalimanı itfaiyesi ile Kocasinan, Bakırköy, Avcılar, Yeşilköy, Fatih, Seyrantepe, Bağcılar ilçeleri itfaiye ekipleri müdahale etti. Yangın 2 saatte kontrol altına alındı. Aynı santralde daha önce de küçük çaplı iki yangın olduğu ve kısa sürede söndürüldüğü ortaya çıktı. Yangın sırasında havalimanı uçuş trafiği aksamadı. Santralın hemen yakınında benzin istasyonunun bulunması olası bir facianın ucuz atlatıldığını gösterdi. Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Habib Soluk da uçuş güvenliğini tehlikeye atan bir durum olmadığını açıkladı.
Sular Altında Kalacak Ama Biz Tanıtalım
Kültür ve Turizm Bakanlığı görenleri şaşırtan bir uygulama başlattı. Bakanlık, sular altında bırakılacak olan Hasankeyf’in tanıtımı için turistlere yönelik özel broşürler bastırdı. Broşürde, “Hasankeyf, Ortaçağ boyunca Mezopotamya’da hüküm süren ulusların savaş arenasına dönüşmüş, istilalara maruz kalmış ve her şeye rağmen varlığını günümüze kadar sürdürmüştür” deniliyor. Kenti sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı’ndan bahsedilmeyen broşürde, Hasankeyf tarihi eserleriyle anlatılıyor ve fotoğrafları sunuluyor. Batman Kültür ve Turizm İl Müdürü Selahattin Ortaboy, yaptığı açıklamada, 2008 yılında 500 bin turist ağırlayan antik kentin, bu yıl ziyaretçi sayısının bir milyona ulaştığını kaydetti.
Demokrat Türkiye Daha Mı Avrupalı
Amerikan Newsweek Dergisi, son sayısında Türkiye’deki gelişmeleri “Ordu Yenildi” başlıklı analizinde değerlendirdi, “ABD’nin İslamcıları selamlaması” gerektiğini savundu. Ordunun Türk siyasetinde belirleyici bir güç olmaktan çıkmasının, Türkiye’nin olgun demokrasiye dönüşmesi yolunda “hayati” bir adım oluşturduğu görüşünü de öne süren dergi, şu yorumları yaptı: Kanlı bir darbe planladıkları gerekçesiyle, karanlık bir grup generalin gözaltına alınması adalet için zafer olması lazım. Ordunun da politikaya müdahale etmesinin sonu da, demokrasi için zafer olması lazım. Ve daha çok demokrasi, bir ülkeyi daha liberal ve daha Avrupa yanlısı yapmalı. Ancak paradoks şu ki daha demokratik bir Türkiye, daha Avrupa yanlısı veya daha Amerika yanlısı bir Türkiye anlamalı gelmiyor. Ve iktidardaki AK Parti’nin gücüne son büyük engelin ortadan kalkmasından sonra Türkiye’nin muhafazakar Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, daha İslami bir Türkiye vizyonunu uygulamada özgür olacak. Daha çok demokrasi de daha çok liberalizm anlamına da gelmiyor.
Sözde Gizli Tanık
Ülke gündemini sarsan davaların en önemli dayanağı olan gizli tanıklar, kanuna göre ömür boyu koruma altında tutulmaları, hatta kendilerine yeni bir kimlik verilerek yeni bir hayat sağlanması gerekirken, tek tek deşifre oluyor. Ergenekon Davası’nın tutuklu sanığı Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar 6 Ağustos 2009 tarihindeki duruşmada söz alarak sanık sandalyesinde oturan Y.D.’nin gizli tanık olduğunu söyledi. Bu açıklamadan sonra söz alan tutuklu sanık Y.D. emniyette psikolojik baskı altında ifade verdiğini öne sürdü. Bunun üzerine duruşma savcısı, Avukat Dizdar’ın gizli tanıkların kimliğini deşifre ettiğini öne sürerek suç duyurusunda bulundu. Bu davanın bir çok gizli tanığı da deşifre olmaktan kurtulamadı. Geçtiğimiz günlerde tahliye olan Ergenekon Davası sanığı Doçent Ümit Sayın’ın da iddianamede isme geçen gizli tanık “Anadolu” olduğu ortaya çıkmıştı.
Banka Kârlarında Erken Geri Dönüş
2009’u tarihi kâr rakamlarıyla kapatan bankalarda kâr açısından geri dönüş erken başladı. Enflasyondan sonra faiz oranlarının da çift hanelere doğru yol alması, banka kârlılıklarındaki azalmanın başlangıcı olarak görülüyor. Bankalar 2009’daki kadar kârlı bir yıl öngörmüyordu ama karlılıklarındaki geri dönüşün bu kadar erken olmasını de beklemiyordu. Bankacılar, “Bu yıl nominal olarak bile, 2009 kâr rakamlarını yakalamak mümkün olmayacak” diyor. Bu arada bankaların aslında bu yıla faiz artışlarını da düşünerek, hazırlıklı girdiklerini söylemek gerek. Bankaların 2009’da elde ettikleri kârların hepsini 2009 bilançolarında göstermediklerini, kârın bir bölümünü 2010’a sarkıttıklarını biliyoruz. Yani bankalar bu yıl kârlarının azalacağını gördükleri için, portföy değişiklikleri ile kârın bir bölümünü, 2010 yılında yazılacakmış gibi bilançolaştırdılar. Bu nedenle bu yılki kârların olması gerekenden daha iyi gözükeceğini de söylemek gerek.
Faizde Gözler Hazine İhalelerinde
Beklentilerin üstünde gelen şubat ayı enflasyon verilerinin ardından gösterge kâğıtta faizin tekrar çift haneye dayandığı bono piyasasında gözler Hazine ihalelerine çevrildi. Hazine, Mart-Mayıs 2010 İç Borçlanma Strateji çerçevesinde bugün 182 gün vadeli TL cinsinden iskontolu referans Hazine Bonosu ihalesi, 9 Mart’ta ise 7 Ağustos 2014 itfa tarihli TL cinsinden sabit kuponlu devlet tahvili ihalesi yapacak. 3 Mart Çarşamba günü 10 milyar 649 milyon TL ile mart ayının en büyük iç borç ödemesini yapan Hazine, 10 Mart’ta 2 milyar 30 milyon TL’lik iç borç ödeyecek. Hazine bugün düzenleyeceği 182 gün vadeli Türk Lirası cinsinden iskontolu referans bono ihalesinde 2 milyar 33 milyon TL borçlanacak. Mart ayında toplam 13.6 milyar TL iç borç ödemesi yapacak olan Hazine, nisan ayında 17 milyar 20 milyon TL’lik, mayıs ayında ise 12 milyar 672 milyon liralık iç borç geri ödemesinde bulunacak. İç borçlanma stratejisine göre 8-9 Mart’ta gerçekleştireceği iki ihaleyle birlikte bu ay toplam 4 ihale düzenlemiş olacak olan Hazine Müsteşarlığı, nisanda 5, mayısta 3 olmak üzere toplam 8 ihale gerçekleştirecek. Hazine piyasa koşullarının uygun olması halinde ocak ayında ilk ihracı yapılan 10 yıllık sabit kuponlu senet yeniden ihraç edilebilecek.
Mortgage Yasası Ev Sahibi Sayısını Artırmaya Yetmedi
Kaliteli ve sosyal bir konut sektörü yaratılması konusunda kilit rol oynayan mortgage (konut finansmanı) sistemi, henüz Türkiye’de tam etkisini gösteremedi. Mortgage Yasası’nın kabul edildiği 2007’den bu yana kredi kullanan kişi sayısı azalırken kullanılan kredi miktarı ise artış kaydetti. sosyal paylaşım sitesi konut kredisi ile ilgili önemli bir çalışmaya daha imza attı. “Sosyal Mortgage” isimli bu araştırmaya göre mortgage yasasının kabulüyle birlikte kredi kullanan kişi sayısı azaldı. Yani önceki yıllara kıyasla daha az kişi ev sahibi olabildi. Kullanılan kredi miktarının periyodik olarak arttığını ortaya koyan araştırmaya göre tüketiciler ev sahibi olmak için daha fazla krediye ihtiyaç duymuşlar. Öte yandan, yasanın kabulünden 1 yıl önce yüzde 14,04 olan TÜFE/Konut harcama endeksi değişim oranı, 2008 yılında yüzde 22,88 oldu. Yani bu dönemde kira harcamaları arttı, bir bakıma kiracı sayısı azalmadığı için daha az kiracı kredi kullanarak ev sahibi oldu. Araştırmaya göre 2009 yılında ise TÜFE/Konut değişim oranı yüzde 2,31’e geriledi. Söz konusu oran kira harcamalarının azaldığı ve daha fazla kiracının kredi yoluyla ev sahibi olduğu şeklinde yorumlanıyor.
2010’da 5 Temel Hedefte Sapma olacak
Bazı göstergelerde 2010 hedeflerinin tutmayacağı şimdiden belli. İşsizlikte aralık verileri, GSYH’de son çeyrek verileri henüz açıklanmadı. Dolayısıyla bu iki alanda tahmin yapmak zor görünüyor. Veri eksikliğine rağmen beş temel büyüklük için 2010’a ilişkin bir özet değerlendirme yaparsak… Enflasyon, dış ticaret ve cari açık hedefi aşabilir. İşsizlik yüksek düzeyini korumakla birlikte öngörülenden olumlu seyredebilir. Büyüme ise çok önemli bir sapma göstermeyebilir, ancak sapma hem öngörülenin altında kalınması, hem de öngörülenin üstüne çıkılması biçiminde olabilir. Vergi kaynaklı artışlar, gıda fiyatları, enflasyonda tüm hesapların alt üst olmasına yol açtı. Yıllık gerçekleşmenin yüzde 8-10 arasında beklenmesi mümkün. Dış ticarette ihracat ve ithalat hedefleri geride kalacak görünüyor. 2010’da cari açığın 18 milyarda tutulabileceği bekleniyordu. Bu pek mümkün görünmüyor. İşsizlik oranı yüzde 11.5-12.0 aralığında gerçekleşebilecek. 2010’daki yüzde 3.5’lik büyüme, 2009’un yüzde 6’lık küçülmesi üzerine planlanmıştı. Baz değişeceği için bu yılki büyüme öngörülenin altında kalabilir, tersi de mümkün gözüküyor.
Türk Otomotivinde İsrailli Yatırımcı
Türk otomotiv sanayii, Batılı yatırımcıları ülkemize çekmek için uğraş verirken İsrailli yatırımcılar, Türk firmalarına ortak olmaya başladı. Temelleri tarım sektöründe atılan ve BMC bayiliği ile otomotiv sanayiine giriş yapan İsotlar Grup, İsrailli K.S.I International ile ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşma ile İsrailli yatırımcılar şirketin yüzde 49’unu satın aldı. Tata’nın Türkiye ve çevre ülkelerde distribütörlüğünü yapan ve Hintli firma ile ortak üretim için anlaşan İsotlar Grup’un bünyesinde otobüs üretimi yapan İsoto’nun dışında birçok markanın bayiliği bulunuyor. İsotlar’ın bu kararı güçlü bir ortak ile büyümek amacıyla aldığı ifade ediliyor. İsrail-Türk işbirliğindeki bir diğer gelişme ise tanıdık bir isimden geldi. Girdiği özelleştirme ihaleleriyle gündeme gelen Ofer Group’un dolaylı ortak olduğu ve başkanlığını İdan Ofer’in yürüttüğü Betterplace, ünlü bir Türk işadamı ile elektrikli araçlara altyapı hizmeti vermek için işbirliğine gidiyor. Yeni çağın teknolojisi olarak gösterilen elektrikli otomobillere servis sağlamak amacıyla kurulan Betterplace, şu anda kendi alanında en büyük şirket olarak dikkat çekiyor. Shai Agasi’nin kurduğu şirketin en önemli hissedarları arasında Israel Corporation (yüzde 33) ve diğer İsrailli yatırımcılar yer alıyor.
OECD’nin Gıda Enflasyonu Şampiyonu, Türkiye Oldu
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD, yükselme eğiliminde bulunan enerji fiyatlarının OECD bölgesinde enflasyonu yükselttiğini, gelecek dönem için de benzeri bir eğilimin söz konusu olduğunu açıkladı. Enflasyon oranına ilişkin bülten yayınlayan OECD, ortalamada bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2.1 seviyesinde bulunan OECD bölgesinin enflasyonunun, yüzde 10.6 yükselen enerji fiyatlarından etkilendiğini, genel oranı da yüzde 0.7 oranında gerileyen gıda fiyatlarının aşağıya çektiğini açıkladı. OECD bülteninde, enerji tüketici fiyatlarındaki artışın, yıllık bazda 1.9 puanlık bir enflasyon yükselişini getirdiğine işaret edilirken, ABD enerji fiyatlarının yüzde 19.1 yükselişine de dikkat çekildi. Ocak ayı itibariyle, bir önceki yılın aynı ayına göre enflasyon Euro Bölgesi’nde yüzde 1, ABD’de yüzde 2.6 olarak gerçekleşti. Euro Bölgesi’ndeki enflasyonun yükselmekle birlikte ABD ile karşılaştırıldığında hâlâ yavaş seviyede bulunduğu belirtildi.
Bankalar Kârlarını İkiye Katladı
Geçtiğimiz yıla ilişkin bilançolarını açıklayan bankalar, 2008’in ardından 2009 yılında da iyi kârlar açıklarken, bazı büyük bankaların kârlılıklarını son 5 yılda üç, dört kat artırdıkları dikkat çekiyor. Bankacılık sektöründeki toplam net kârlılık rakamı 2005’te 5 milyar lira civarında olurken, bu rakam 2006’da iki kat artarak 10 milyar lirayı geçti. Toplam net kârlılık, 2007’de 14 milyar lira, 2008’de bir önceki yıla göre az da olsa düşerek 12 milyar lira civarında gerçekleşmişti. 2009’da ise krize rağmen verdikleri krediler ve kağıt tarafından gelen kârların etkisiyle kârlılıklarını artırarak sürdürdükleri dikkat çeken bankaların yıl sonu karlılık rakamının, 20 milyar lirayı geçeceği yönündeki tahminler doğrultusunda gerçekleşmesi öngörülüyor. 3 milyarın üstü ilk kez görüldü Bankacılık sektöründe 3 milyar liranın üzerinde net kârlılıklar ilk kez görülürken, Ziraat Bankası ve Garanti Bankası Türk bankacılık sektöründe 3 milyar liranın üzerinde konsolide net kar rakamlarıyla dikkat çeken bankalar oldu. Akbank ve İş Bankası da 2 milyar liranın üzerinde 2,7 milyar lira civarındaki konsolide net kârlarıyla dikkat çekerken, bu bankaların yanı sıra Yapı Kredi, Halk Bankası ve Vakıfbank 1 milyar liranın üzerinde net kar açıkladılar.
Irak seçmeni kaderini oyladı
Irak’ta sabahın erken saatlerinden itibaren seçmenler oy kullanacakları merkezlere akın etmeye başladılar. Konuştuğumuz gözlemciler bir önceki seçimlere göre katılımın daha yüksek olduğunu söylüyorlar. Bunda bir önceki seçimlere göre güvenliğin daha iyi olması önemli bir etken olarak gösteriliyor. Ayrıca daha önceki seçimleri protesto eden Sünni partiler bu seçimlere etkin olarak katılıyorlar. Taraf, Irak seçimlerini Kürt bölgesinin başkenti Erbil’de izledi. Kürt seçmenlerin katılımı yüksek Genel Seçimler için oy kullanma Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani’nin Süleymaniye şehrinde sabah 06.00’da oy kullanması ile resmen başladı. Talabani burada yaptığı açıklamada bütün seçmenlerin oy kullanmasını temenni ettiğini ve Iraklılar için bu seçimlerin çok önemli olduğunu söyledi.
Soykırımı zorla kabul ettiremeyiz
Amerikan Temsilciler Meclisi Dış ilişkiler Komitesi’nde alınan karar ardından Ermeni diyasporasının temsilcileri ise Türkiye’nin ABD ile ilişkilerin bozulacağı yolundaki uyarısının siyasi bir şantaj olduğunu ve Türkiye ile Fransa ve soykırım nitelemesini kabul eden diğer 20’ye yakın ülke arasındaki ilişkilerin normal olduğunu söylüyor. Ermenistan’daki Kafkas Enstitüsü Direktörü Alexander İskandaryan ise, soykırımın Türklere zorla kabul ettirilemeyeceğini anlatıyor: Türkiye, bu süreci kendisi üzerinde bir baskı unsuru olarak görüyor. Zaten iç politikada önemli sorunlar yaşıyor. 2011’de seçimlere gidilmesi gündemi var. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oyları da yüzde 30 civarında olacak gibi görünüyor. Ben böyle bir durumda, dışarıdan gelen bu tür bir baskının Türkiye’nin protokolleri onaylaması için yeterli olabileceğini gerçekçi bulmuyorum. Türkiye’nin protokolleri sembolik tarih olan 24 Nisan’dan önce onaylayacağı konusunda da iyimser değilim” dedi.
Bugün seçim yapılsa Hollanda Başbakanı
Göçmen karşıtı Hollandalı politikacı Geert Wilders’in Özgürlük Partisi, bugün Hollanda’da seçim yapılsa parlamentodaki en büyük parti olacak. Sonuçları dün açıklanan bir kamuoyu araştırmasına göre haziranda yapılacak seçimlere kısa bir süre kala Özgürlük Partisi parlamentoda 27, Hıristiyan Demokratlar ve İşçi Partisi de 24’er sandalye kazanıyor. Hollanda’da erken seçimler haziranın ikinci haftası yapılacak. Koalisyon hükümeti, Afganistan’daki Hollandalı askerlerle ilgili bir anlaşmazlık nedeniyle geçenlerde çökmüştü. Göçmen karşıtı ve popülist görüşleri, Avusturya’da iktidara geldiğinde Avrupa Birliği içinde büyük bir krize neden olan Haider’in Özgürlük Partisi’ne benzeyen Wilders’in Özgürlük Partisi, kurulduğu 2005’den beri her seçimde oy oranını arttırdı. Vergilerin düşürülmesi, refah devletinin tasfiyesi gibi neo-liberal politikaları savunan parti, göçmenlere karşı ise sert önlemlerden yana. Çektiği ‘Fitne’ adlı film nedeniyle Müslümanların tepkisini çeken Wilders, yakınlarda Başbakan Erdoğan için ‘ucube, çılgın bir İslamcı’ demişti.
Darbeci Silvio
İtalya’da 20 bölgenin 13’ünde 28-29 Mart’ta düzenlenecek kısmi yerel seçimler öncesi siyasette tansiyon iyice yükseldi. Başbakan Silvio Berlusconi’nin Özgürlükler Partisi, aday listelerini teslim etmek için son süreyi geçen hafta kaçırınca kriz patlak vermişti. Berlusconi, Cumhurbaşkanı ve yargı nezdindeki girişimlerine rağmen Lazio ve Lombardia bölgesinden aday çıkaramayacağını görünce, önceki gün kabinesini olağanüstü toplayıp bir kararname çıkararak sorunu çözdü. “Solcu” Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano “gerçek bir karmaşa” diye nitelese de kararnameyi onayladı. Dün Milano Mahkemesi de, seçimi kazanmalarına kesin gözüyle bakılan Lombardia ve Lazio bölge valilerinin tekrar seçim listesi sunmasını bu sayede kabul etti. Berlusconi’nin partisinin genel listesi için kararı ise bugün Lazio İdare Mahkemesi verecek.
Nijerya’da Müslüman Hıristiyan çatışması
Nijerya’nın güneyinde Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda 200’den fazla kişi öldü. Jos kenti yakınlarındaki Dogo Nahawa köyünde çıkan olaylarda ölenlerin büyük bölümünün kadın ve çocuklar olduğu, bıçaklananların cesetlerinin sokaklara saçıldığı bildirildi. Bir muhabir, cesetleri bir yetkiliyle birlikte saydıklarını duyurdu. Kızılhaç sözcüsü Robin Waubo da askerlerin çatışmaların yaşandığı bölgeyi kuşattığını belirtti. Görgü tanıklarına göre, Hıristiyanların çoğunlukta olduğu köydeki çatışmalar dün öğleden sonra, sokağa çıkma yasağının geçerli olduğu saatlerde başladı. Jos kentinde, Ocak ayında çoğu Müslüman 300 kişinin öldüğü olaylardan bu yana belli saatlerde sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.
Basın Takip Merkezi – Kırşehir Haber24