banner245

Eğitimde rekabet kültürü yerine rahat öğrenme kültürü

Eğitimde rekabet kültürü yerine rahat öğrenme kültürü

Eğitimde rekabet kültürü yerine rahat öğrenme kültürü

Özellikle duygusal zekâ konusunda yazdığı kitaplarla tanınan Amerikalı ünlü psikolog Daniel Goleman;kafa karışıklığı, zihin yükü ve stresin hata sayısını artırdığını iddia etmektedir. Öğrencilerde kafa karışıklıklarına, zihinsel yüke ve strese yol açan temel faktörün ne olduğu sorusuna ise rahatlıkla “sınavlar” cevabı verilebilir.

Sınavların öğrencileri ruhsal bakımdan zayıf düşürmesi, öğrenme sürecinde daha çok hata yapmaları sonucunu doğurmaktadır. Öğrencilerin maruz kaldıkları psikolojik tahribatın düzeyini en çok yükselten etmeninise merkezi yerleştirme / seçme sınavları ve bu sınavların ortaya çıkardığı rekabet kültürü olduğu iddia edilebilir. 

Merkezi yerleştirme / seçme sınavlarının yarattığı baskı, öğrencilere büyük zararlar verebilmektedir. Hâlbuki öğrencilerin yüksek düzeyde öğrenmeler yaşamaları ve gelişmeleri için baskıdan uzak olmaları gerekmektedir. Merkezi sınavlarınürünüolan rekabet kültürünün mevcut olduğu eğitim sistemlerinde, öğrencilerin yaşadığı stres daha şiddetlidir. ÜstelikPISA verileri, öğrenciler arasındaki rekabetin öğrencilerin öğrenme düzeyiyle açık bir ilişkisinin olmadığını da ortaya koymaktadır. Rekabet kültürünün hâkim olduğu okullarda, öğrenciler kendilerini acımasız bir yarışın içinde bulmakta ve bu yarışa istemeyerek de olsa dâhil olmaktadırlar. Zaman zaman bu mücadelede, değerlerinden, insani hasletlerinden dahi ödün vermektedirler. Bu bozulma, aileler ve öğretmenlerde de görülebilmektedir. Öğrenciler, aileler ve öğretmenler; kaygı, korku, hırs gibi olumsuz duyguların tesiri altında kalabilmektedir. Bu duygular, bütün paydaşların eğitimin asıl hedeflerinden uzaklaşmalarına, sapmalarına neden olmaktadır. Okullar; öğrencilerin öğrenmeleri, gelişmeleri ve olumlu davranışlar geliştirmeleri için vardır. Fakat merkezi sınavların yarattığı baskı, öğrencileri hem ezberciliğe alıştırmakta hem de bencil, güvenilmez hatta acımasız kişilikler yaratmaktadır. Rekabet kültürünün egemen olduğu eğitim sistemlerinde ne yazık ki öğrenmeler değil, ezberlemeler yaşanmaktadır. Bu nedenle öğrenciler, okullarda kendilerine sunulan bilgileri hayata aktaramamakta, gerçek yaşamda kullanamamaktadır. Bu kültürde öğrencilerin etkili iletişim, empati, girişimcilik, yaratıcılık, eleştirel düşünme, problem çözme gibi beceriler kazanmalarınıbeklemek de çok iyimser olmak anlamına gelmektedir.Zira söz konusu sistemlerin öğrencileri için tek hedef, merkezi sınavlarda elde edilecek başarıdır. Öğrencilerin böyle bir algıya sahip olmasının sebebi ise yetişkinlerce onlara gösterilen, hatta dayatılan tek hedefin anılan başarı olmasıdır. Öğretmen, yönetici ve ailelerin çocukların merkezi sınavlardan kazandıkları başarıları kendilerinin başarıları şeklinde gösterdikleri, bunu bir reklam aracı olarak bile kullandıkları düşünüldüğünde, öğrencilere sınav başarısının niçin yegâne amaç olarak sunulduğu anlaşılabilmektedir.  

Merkezi sınavlara büyük anlamlar atfedilmeye devam edildiği müddetçe rekabetçi zihniyetten kurtulup çocukların sorumluluk alabildiği, özerk olabildikleri ve kendi ilgi alanları ve özelliklerine göre öğrenebildikleri bir öğrenme ortamının oluşması mümkün görünmemektedir. Belki merkezi sınavların hiç olmadığı bir değerlendirme sistemini hayata geçirmek bu koşullarda zor görünmektedir. Ancak en azından sınavlara hazırlığın yıkıcı etkisini ortadan kaldırmaya çalışılmalıdır. Her öğrencinin yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre değerlendirildiği ve çağın gerektirdiği becerileri ölçmeye yönelik bir seçme ve yerleştirme sistemi yaratılması, hâlihazırdaki sınavların sebep olduğu bütün olumsuzlukları büyük ölçüde tasfiye edecektir. Eğitimde örnek ve önder ülkelerde önemli bir ilke hâline gelen “rahat öğrenme kültürü”nü, yani rekabetten, standart sınavların yarattığı stres ve sınav odaklı hesap verirlikten uzak öğrenme anlayışınıeğitim sistemimize, okullarımıza egemen kılmak ve rekabetten arındırılmış, öğrencilerin bireysel farklılıklarını hesaba katan, buna göre düzenlenmiş bir seçme / yerleştirme sistemi yaratmak, hep hayalini kurduğumuz olumlu yöndeki dönüşümün en önemli adımları olacaktır.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.